Sertab Erener ile başlayan daha doğrusu alevlenen telomer ve uzun yaşam tartışmasını bu yazı ile sonlandıralım. Zira ömrü uzatmaya çalışırken bu yazı serisi uzayıp gidecek.

Özetle bildiğimiz ve bilimsel olarak ispatlandığı kadarı ile ömrü uzatan tek yöntem ‘kalori kısıtlaması.’ Bunu önceki yazılarımızda izah etmeye çalıştık.

Aklımıza şu soru takılabilir; onlarca vitamin preparatı, somon DNA’ları, derin deniz alglerinden elde edilmiş çok güçlü antioksidanlar, gergedan boynuzu tozu ve köpek balığı kıkırdağı gibi egzotik, asortik, gizemli ürünler var. Brezilya yaban mersini ve ismini söylemekte zorlandığımız daha ne acayip tropikal meyveler de… Bunlar ne işe yarıyor ya da ömrü uzatmaya katkıda bulunuyor mu?

Öncelikle bir temel prensibi hatırlayalım;

‘Bir molekül (vitamin, mineral, antioksidan vs.) yararlı olduğu için daha çok tüketildiğinde daha yararlı olmaz.’ Yani vücuda yararı olan bir maddeyi daha çok tüketerek ondan daha fazla yarar elde etmeniz olası değildir.

Örneğin demir çok önemli, yararlı, olmazsa olmaz elementlerden bir tanesidir. Ancak daha çok demir tüketmek sizi Iron Man yapmaz…

B vitaminleri ve C vitamini adı üstünde vitamindir ve vücutta üretilemedikleri için dışarıdan almak zorundayız. Ancak B vitaminleri vücutta depo edilmediği için daha çok almak daha yararlı olmaz ve idrarla doğrudan dışarıya atılır (B12 hariç). C de öyle…

D vitamine bakalım. Memleketimizde bir hocamızın önerisi ile ampul ampul ekmeklerin üzerine kırıldı ve afiyetle vitaminlendik. Sonra Sağlık Bakanlığı çıkıp dedi ki ‘D vitamini bir hormondur ve öyle kafanıza göre kullanamazsınız.’ Haklıydı (şaşırtıcı ama evet bakanlık haklıydı). Sanırım şimdi reçeteye bağlandı D vitamini… Eksikliği tamamlamak çok önemli, ancak fazlası bırakın yararı kesinlikle zararlı ve en başta böbreklerinize zarar veriyor…

D vitamini en çok tüketilen gıda takviyelerinin başında geliyor. Oysa D vitamini tabiri yanlış, o bir hormon. Eğer çok alırsanız toksik yani zehirleyici bir hormon. Vücutta bolca kalsiyum tutuyor, kan kalsiyumu yükseliyor ve bu hoş bir durum değil. Sonra bu fazla kalsiyum bir yerlerde çöküyor. En çok böbrekte, sonra kalpte… Bu oldukça sevimsiz bir durum; kaş yapayım derken göz çıkarmamak lazım. D vitamini bir hormon olduğu için ‘eksik’ ise yerine konmalı, ‘normal’ ise daha fazlası net zararlı…

Aynı durum yararlı olduğu düşünülen egzotik meyvelerin, afili yemişlerin içindeki maddeler için de geçerli. Yararlıdırlar ve bu yararlılıklarının bir sınırı vardır. Daha çok alınca daha yararlı olmazlar.

Gelelim astragallus yani Telomer boyunu uzattığı düşünülen bitkisel kaynaklı maddeye… Konu hakkında bir tane çalışma bulabildim. O çalışma da size daha önce bahsettiğim Rejuvenation Research dergisinde 2016 yılında yayınlanmış (1).

Makalenin başlığı biraz yanıltıcı sanki; astragallusun insan telomerlerinin boyunu uzattığını ima ediyor…

Ancak bu tablodan anladığımız 1000 ünite TA-65’i bir yıl düzenli kullananlarda plasebo (boş ilaç) etkisinden daha farklı bir sonuç ortaya konamamış… Bi numara yok diyor tablo… 

Çalışmayı yapanlar ilacı üreten şirketle doğrudan ilişkililer ve bunu da makalenin sonunda deklare ediyorlar. Bu durum, her zaman çalışmanın sonuçlarının sorgulanmasına neden teşkil edecektir. Yine de araştırmacılar -sanırım dürüstçe, bir etki bulamadıklarını yani astragallus tüketiminin telomer boyunu pek de uzatmadığını açıkça itiraf etmişler…

Makalenin sonunda bir disclosure var; yani ifşa, açığa vurma… Makalenin araştırmacılarının T.A. Sciences (TA-65’i üreten firma) ile maddi ve işveren-çalışan ilişkilerinin olduğu ifade ediliyor. Bu çalışma da bağımsız bir üniversite araştırması değil, aynı firma finanse etmiş…

Siz siz olun, bu tür şeylere pek inanmayın. Çok ama çok uzun yaşanır mı bilmem, ama bedenen, ruhen, sosyal ve entelektüel olarak kaliteli bir yaşam sürmek bence çok daha önemli…

Salt uzun yaşamak ne kadar değerli bilmiyorum; ancak wellness dediğimiz ruhsal, bedensel, sosyal ve entelektüel tam sağlıklılık hali daha mantıklı bir yaklaşım. Benjamin Franklin’e ait harika bir söz var; “çoğu insan 25 yaşında ölür ancak 75 yaşında gömülür” diye… Öyle olmamalı bence, kaliteli yaşamalı, insan gibi, insanlık adına katkı veren, üretken bir hayat… Telomer boyu çok uzun olmasa da olur. Bu açıdan wellness, uzun ömürden daha önemli… Bir önemli husus daha var; ‘çay olsun demli olmasa da olur, dost olsun çay olmasa da olur diyor ya şair… İşte eğer belirli bir yaşta hala dostlarınız varsa ne mutlu size…

 

  1. http://online.liebertpub.com

 

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: