Tıbbın babası Hipokrat’a (M.Ö 460-M.Ö 370) atfedilen güzel bir söz vardır; “Yedikleriniz ilaçlarınız, ilaçlarınız yedikleriniz olsun” diye. Hipokrat bu sözü yaklaşık 2500 yıl önce söylemiş. Bugün de söylese olurdu. O zamandan günümüze gerek tıpta gerek ilaçlarda ve cerrahi tedavilerde devrim niteliğinde onlarca değişim ve gelişim olduğu bir gerçek. Ancak bu söz hepsinin üzerinde duruyor ve geliştirilecek bir tarafı (vizyonel bir dimağın ürünü olduğu için) olmadığından dolayı hala sanki dün söylemiş gibi taptaze ve bilimsel bir gerçeği özetliyor.

 

Modern tıbbın babası sayılan Hipokrat, bundan 2500 yıl önce hastalıklarla beslenme arasındaki ilişkiye dikkat çekmiştir. Hipokrat’ın bu gözlemi kanser ve beslenme özelinde ilk kez (bilimsel olarak tabii ki) 1981 yılında dile getirilmiştir. “Önce zarar verme” temel prensibini de tıbben uyarlayarak hasta haklarına ne kadar önem verdiğini açıklamıştır. 

 

Biz beslenme konusunu kısır tartışmaların içine çekerek Hipokrat’ın adına ettiğimiz hekimlik yeminini de çiğniyoruz. Zira Hipokrat tıbbının temeli “önce zarar verme, primum non nocere” gerçeğine dayanır. Hatta öyle ki bazı hekimler yarı şaka yarı ciddi şu sözleri dolandırırlar ağızlarında; “Size verilen ilaçları iki bardak su ile içiniz, ola ki suyun faydası vardır.”

Bu tabii ki abartılı bir ifade, ancak şunu kabul etmeliyiz ki, hekimler kolay ilaç yazıyor, hastalar ilaca bayılıyor. Gerektiğinde kimsenin kullanımını tartışamayacağı ilaçlara kolay başlanıyor, kolay ilaç ekleniyor ve Hipokrat’ın bu yazıda zikredilen iki sözü unutuluyor.

Ceviz ülkemizde yaygın olarak yetişen pek çok türü olan bir yemiş. Son zamanlarda içinde barındırdığı sağlıklı yağlardan (Omega-3) dolayı, diğer sert kabuklu kuruyemişlerle birlikte (Antep fıstığı, fındık, badem) epeyce gündeme oturmuş durumda. Diğer pek çok besin maddesi gibi ceviz de tam Hipokrat’ın bahsi geçen birinci sözüne uyan bir besin, yani bir ilaç…

Ceviz içinin insan beyni ile benzerliği, bazı hekimlere beyin ile ceviz arasında bir ilişki olabileceğini düşündürmüştür. Gerçekten böyle bir ilişki kurmak doğru mudur bilinmez ama ceviz beyne ve beyin fonksiyonlarına son derece yararlı bir besindir. Özellikle yaşlıların, çocukların, kilo problemi olmayanların bolca ceviz tüketmemesi için hiçbir neden yoktur. 

 

Cevizin kalp ve damar hastalıklarından korunma, tip 2 diyabetin etkilerinin azaltılması, yaşa bağlı sislenen kognitif (idrakla, algıyla ilgili) bozuklukların önlenmesi-geciktirilmesi ve bazı kanserlere karşı koruyuculuğu bilim insanları tarafından sayısız defa gösterilmiştir (1).

Eskiden kanserin ana nedeninin genlerimizdeki anormal değişimler (epimutasyonlar, mutasyonlar) olduğu fikri yaygın kabul görürdü. 1981 yılında Dr. Doll ve Dr. Peto’nun (2) yazdığı bir makale kanser vakalarının üçte biri ile üçte ikisinin diyet ve yaşam tarzı ile yakından ilişkili olduğunu iddia etti. Bu iddia zamanla epey bilimsel taraftar buldu ve yaklaşık 15 yıl sonra Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kanser vakalarının yarısına yakınının önlenebileceğini duyurdu. Elbette bunları uzun süren, meşakkatli ve titiz çalışmaların sonunda ilan etti (3).

2000’lerden sonra kanserin önlenmesi için beslenme önerileri (basitçe sebze-meyve ağırlıklı veya Akdeniz tipi beslenme) ve ceviz gibi bazı besin maddeleri öne çıktı. Bugün cevizin kanseri önleyici etkisi konusunda hemen hiç şüphe kalmamıştır. Yapılan pek çok deneysel çalışmada sonuçlar birbirini destekler tarzda çıkmış ve ceviz tam bir kanser düşmanı olarak kabul görmüştür (4).

1990’lı yıllardan itibaren kanserden korunmak için diğer birçok hastalıktan da koruyan üç temel yaşam tarzı değişikliği önerilmiştir. Bunların hiçbirisi bize yabancı değildir; kilo kontrolü, sağlıklı bir diyet ve hareket…

 

Cevizin kanseri önlemesinin yanında, mevcut kanser hücrelerinin bölünmesini de durdurduğu bilinmektedir. Bu etkilerine içindeki oldukça yararlı moleküller aracılık etmektedir. Türden türe değişmekle birlikte 30 gram cevizde, 2.5 gram omega 3 yağ asiti, 0.8 mg polifenolik bileşikler, 20 mg kadar proantosiyanidin, A vitamini, melatonin,  tokoferol (E vitamini türleri) ve beta-karoten (A vitamini öncülleri), ellagic asit monomerleri, fitosteroller ve yaklaşık 2 gram lif (fiber) bulunmaktadır (5).  Böyle bir besini herhangi bir fabrika veya ilaç firması üretebilseydi (ucuzluk, lezzet, raf ömrü, kolay yetişebilirlik vs) herhalde dünyanın en iyi ilaçlarından biri diye vitamin niyetine herkese satardı.

Bu yazıyı yazmamın nedeni çok sevdiğim bir üniversite hocamızın kansere yakalandığını öğrenmiş olmamdı. Elbette yaşlandıkça bazı kanserlerin görülme sıklığı artıyor. Kolon kanseri de bunlardan bir tanesi ve beslenme ile yakından ilişkili. Eskiden çok sevdiğim başkaca –hoca diyemiyorum- benden yaşça büyük insanlar bugün kanser olsa zerre üzülmeyeceğim ama bu hocamız onlardan değil. Bir gün bu satırları niçin yazdığımı da burada yazmayı düşünüyorum. Neyse…

Allah şifa versin, bir onkolog arkadaşımız elinden geleni yapıyor. Şimdi kanser tedavisinde de beslenme ya da biraz önce cevizin içinde saydığım maddelerden bazıları ile yeni kompozisyonlar deneniyor. Yüksez doz C vitamini ve safranın etken maddesi olan “curcumin” tedavisi bunlardan yalnızca iki tanesi.

Teksas Üniversitesi’nde çalıştığım dönemde biz de ceviz ile ilgili güzel bir çalışma yapmıştık. Dokuz ay sürdü, çok uğraştık. Ben çalışmanın başından sonuna kadar takip eden kişiydim.

 

Teksas Üniversitesi’nde yaptığımız çalışmada (6) normal diyetle beslenen hayvanların %44’ünde tümör gelişti. Cevizden zengin diyetle beslenenlerde bu oran sadece %19 olarak gerçekleşti. 

 

Önce deney hayvanlarında insan prostat kanser hücreleri ile kanser oluşturduk. Sonra aynı hayvanların bir kısmını cevizle zenginleştirilmiş bir diyetle besledik ve hayvanları takip ettik (6). Gerçekten cevizden zengin diyetle beslediğimiz bazı hayvanlarda tümör tamamen geriledi bazılarında da çok küçüldü. Bu çalışma yukarıda bahsettiğim Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü tarafından desteklenmişti.

Cevizden zengin diyetle beslenen hayvanların ortalama tümör büyüklüğüne bir örnek (solda, küçük olan). Sağda hayvanın ölümüne neden olacak kadar büyümüş normal diyetle beslenen hayvanlarda gelişen bir tümör örneği (6)…

 

Çalışmada kullanılan ceviz Kaliforniya eyaletinden geliyordu ve cinsi, yani adı Türk ceviziydi (Turkish Walnut). Kaliforniya Ceviz Komisyonu o kadar çok ceviz göndermişti ki, hem çalışmada kullanıyor hem de bu kadar sağlıklı bir besini bulmuşken –hele ki Türk cevizini bulmuşken- afiyetle yiyorduk.

Siz de hayatınızdan cevizi asla çıkarmayın. Çok değil düzenli tüketin ve tercihen akşam yemeğinden sonra atıştırmalık olarak yiyin. Çünkü cevizin beyin ile çok yakın ilişkisi olduğu gibi uyku kalitesine de olumlu katkıları vardır. Afiyet ve şifa olsun.

  1. http://www.tandfonline.com
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. http://www.aicr.org
  4. http://jn.nutrition.org
  5. https://e-nrp.org
  6. http://www.tandfonline.com
Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: