Androgenetik Alopesi (AGA), beyaz ırkta erkekleri %80 ve kadınları %50 oranında etkileyen önemli bir sorun. Bu oranlara bakılınca özellikle uzayan ömürle birlikte sorunun ileriki yaşlarda neredeyse hemen herkesin ya kendisinin ya da bir yakınının az çok kaygı duyduğu bir durum olacağı kolayca anlaşılıyor.

Ancak burada önemli bir başka sorun var; AGA’nın ilerleyen yaşlarda daha çok kişide görünmesinden daha önemli bu sorun, dökülmenin her geçen gün daha erken yaşlarda görülmeye başlaması…

Bu ifade her iki cins için de geçerli. Yani hem genç erkeklerde, hem genç kızlarımızda bu sorunun görülme yaşı düşüyor. Kadınlarda iki dönem saç dökülmesi açısından oldukça riskli; birincisi doğumu takip eden aylar, ikincisi menopoz öncesi ve sonrası dönem. Doğal olarak bu dönemler çok erken yaşlarda değil.

En çok bilinen saç çıkarıcı kimyasal Minoxidil; derinin kan dolaşımını artırarak bu işi yaptığına inanılıyor. Ancak tam olarak nasıl etkili olduğu halen bir muamma…

Ergenlikten yeni çıkmış, yirmi yaşında, üniversite öğrencisi bir sürü genç kızımızın saç dökülmesi sorunu var ve bu kişiler sorunun farkındalar, beslenmelerine dikkat ediyorlar. Ancak değiştirmenin ve önlemenin çok kolay olmadığı başka mekanizmalar var ve bu mekanizmalar her iki cinsi etkiliyor.

Bunların başında endokrin bozucular var. Bu konuya daha önce değinmiştik. Bu maddelerin başında testosteron benzeri etki oluşturan maddeler ilk sırada. Hayvanların etlerini, bitkilerin yumrularını vs. büyütmek için onlarca türevi kullanılıyor. Sonra bu kimyasallar insanlara geçiyor. Erkeklerde etkileri çok belirgin olmuyor ancak kızlarda belirli bölgelerde kıllanma artışı, menstruel döngü bozuklukları, kilo alma-verme döngüleri vs. olarak karşımıza çıkıyor.

Yapılan son değerlendirmelerde erkek tipi AGA tedavisinde halen minoxidil ve finasteride, kadın tipi AGA’da minoxidil listelerin başında yer alıyor (1).

Minoxidil aslında bir tansiyon ilacı ve piyasaya öyle çıktı. Tansiyon ilaçları genelde damarları genişleterek etki ederler. Minoxidil de damarları daraltan bir mekanizmayı bloke ederek bu işi yapıyordu. Ancak kıllanma artışı yaptığı fark edilince tansiyon ilacı olarak kullanılması yasaklandı. Tabii ki Batı dünyasında… Fakir ülkeler de halen kullanılıyor…

Çarpıcı başka mekanizmalar henüz su yüzüne çıkmış değil. Ancak ben burada başka bir noktaya değinip, kendi kendime bu konuyu tartışmak istiyorum.

Birincisi niçin gençlerimizde saç dökülmesi her geçen gün daha çok genci daha erken yaşta yakalıyor? Endokrin bozucular bu durumu izaha yeterli mi? Cevap hayır.

Finasteride, en çok bilinen ticari ismi ile Proscar aslında bir prostat ilacı… Erkeklerde görülen iyi huylu prostat büyümesini önleyen oldukça etkili bir ilaç… Aynı mekanizma saçta da var ve finasteride 5-AR enzimini bloke ederek Dihidrotestosteron (DHT) oluşumunu engelliyor. DHT prostatı büyüten ve saçı döken bir hormon. Böylece hem prostat küçülüyor, hem saç dökülmüyor. Ama bu etin bir kemiği, bu balığın bir kılçığı var; cinselliği de öldürüyor. Bu nedenle saç dökülmesini önlemek için finasteride ağız yolundan değil çok düşük dozlarda topikal (deriye sürülerek) veriliyor. Doğrusu da bu… Çalışmalar topikal kullanımın etkinliğini göstermiş durumda…

Öyleyse farklı bir iki mekanizma daha olmalı; evet var. Biraz spekülatif olmakla birlikte gençlerde testosteronu dihidrotestosterona (DHT) döndüren enzim olan 5 alfa redüktaz enzim düzeyleri normallerin biraz üzerinde. Biz bu duruma upnormal diyoruz; evet normal sınırlar içerisinde ancak normalin hep üst sınırına yakın. Bunu enzim düzeyleri ölçmekle anlamak kolay gibi görünse de pratik değil.

İkinci nokta serbest testosteron miktarının yüksekliği… Testosteron çok büyük oranda kanın plazmasında proteinlere bağlı olarak (plazma proteinlerine bağlı taşınım) taşınır. Az bir kısmı serbesttir. Bağlı testosteron ile serbest arasındaki oran serbest lehine kaymıştır. Bunda beslenme, fazla protein tüketimi gibi unsurlar etkili.

Ancak tüm bunların üzerinde şiddet ve cinsel uyaranların aşırı artışının önemli bir yeri var. Evet gençler her geçen gün daha erken yaşlarda daha çok şiddet ve cinsellik içeren uyaranla karşılaşıyorlar. Buna sosyal medyadan tutun, dizi filmler ve internetin kara deliği andıran pornografik birikimi ön ayak oluyor. Bu durum agresif davranışların özendirilmesi, çözümlerin şiddet ve kaba kuvvete, iletişim imkanlarının sözlerden kaslara kayması gibi aksesuar etkilerle birleşince ortaya adeta bir ‘Kaptan Mağara Adamı’ profili çıkıyor.

Eski insanlar resmedilirken her yerinden kıl fışkıran tipler tercih edilir genelde, tıpkı Kaptan Mağara Adamı gibi. Kıllı oldukları kesin çünkü bizim kadar kolay ısınamıyorlardı olasılıkla ve yazın güneşten koruyucu kremleri yoktu…

Ancak o insanların vücut kıllarının çokluğu yanında saçları hakkında sağlam bilgilerimiz yok. Kafaları da vücutları kadar kıl zengini miydi bilmiyoruz.

Oysa bir genelleme yapılacak olursa şunu söyleyebiliriz; vücutta kıllanma artışına neden olan ana mekanizma saç çıkarmaz tam aksine saçı döker… Yani vücudu çok kıllı olan (genital organ ve koltukaltı harici) insanlar olmayanlara göre daha yüksek saç dökülmesi riskine sahiptir.

Kaldığımız yerden devam edeceğiz…

https://springer.com

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: