Meyan kökünü ayrıntılı inceledikten sonra serimize devam edelim. Sırada White Peony (Paeonia lactiflora) var; Türkçesi herhalde Çin Şakayığı ya da sadece şakayık olmalı…

White Peony/Şakayık

Bu bitki Çin tıbbında oldukça geniş bir kullanım alanına sahip.

Bilimsel olarak incelenmiş bitkilerden bir tanesi. İçerisindeki etken maddenin ismi ‘paeoniflorin’. Çok tanıdığımız bir kimyasal değil. Ancak üzerinde durmaya değer özellikleri var.

 

Rengarenk şakayıklar; hoş kokuları ile bahçeleri balkonları süsleyen bu çiçeğin özellikle beyaz olanı tercih edilmiş. Olasılıkla en çok paeoniflorin bu türünde bulunuyor. Ülkemizde yaygın olmasına rağmen, tıbbi bir bitki olarak pek bilinmiyor. 

Öncelikle eski bir çalışmanın sonuçlarıyla başlayalım. Çalışma 1991 yılında yapılmış (1). Bu çalışmada paeoniflorinin iki ana özelliği ortaya konmuş;

  • Testosteron düzeylerinde düşme,
  • Aromataz aktivitesi artırarak östrojen üretim miktarını artırmış.

Bu özellikleri sayesinde şu yargılara varılabilir; paeoniflorin vücut kıllanmasını azaltabilir, kadınların menopoza geçiş sıkıntılarını azaltabilir.

Bu şeklin akılda kalması önemli; çünkü kadınlık hormonu östrojenin aslında bir testesteron türevi olduğunu açıkça gösteriyor. Şakayıkın içindeki madde testosteronu DHT yerine estradiole yönlendirerek (yani aromataz enziminin aktivitesini artırarak) hem kadınlarda tüylenmeye engel oluyor hem de menopoz şikayetlerinin azalmasına yardımcı oluyor. 

2017 yılında yayımlanmış çok yeni bir çalışmanın sonuçlarına göz atalım (2). Daha önce ifade etmiştim, bitkinin kendisinden ziyade içindeki etken madde ve miktarı bizim için daha önemli diye. Burada da aynı mantıkla paeoniflirin çalışılmış ki doğru bir yaklaşım.

Bu çalışmada paeoniflorinin testosteron ve östrojen üzerine bir etkinliği var mı diye bakılmamış. Ancak saç için çok önemli olan DPC (dermal papilla hücreleri) üzerine olumlu etkileri gözlenmiş. Bu da olasılıkla aromataz enzim aktivitesinden oluyor olmalı… Bu çok endirekt bir yaklaşım olsa da sonuçta saçı destekliyor. Kültürümüze meyan kökü kadar yakın bir bitki olmaması ve ekstresini bulmak neredeyse imkânsız olduğu için şakayıkı çok yararlı bir bitkisel kaynak olarak göremiyoruz.

En alt sıradaki paeoniflorin dermal papilla hücrelerini uyarmış. Bu sayede saça yararlı bir başka mekanizma üzerinden de etkili olduğunu söyleyebiliriz (2).

Ancak ağrı kesici, anti-inflamatuar ve immun sistem üzerine olan ilave etkilerinden dolayı bitkinin ve içindeki paeoniflorin ve türevlerinin daha epey çalışmaya konu olacağını söyleyebiliriz (3).

Yeşil Çay (Camellia sinensis)

Ve yeşil çay… Evet sadece yeşil çay değil siyah çayın içinde bulunan kateşinler sadece kalp dostu değil, kanserden önleyici de değil aynı zamanda saç için de son derece yararlı. Daha önce de bahsi geçmişti, EGCG isimli bir kateşin var. Açılımı epigallokateşingallat, bu kimyasalların Türkçeleri hep sorunlu, EGCG daha güzel. Bu kimyasal DHT oluşumunu düşürüyor çünkü 5-AR enziminin üretimini azaltıyor (4).

Bu şekil biraz karışık, ancak önemine binaen iki noktayı dikkatinize sunuyorum. a-f toplam 6 hayvanın tamamına testosteron enjeksiyonu yapılarak tüylerinin dökülmesi sağlanıyor. 12 hafta sonra kontrol ediliyor (sağdaki g-l). a hayvanının EGCG verilmişi g yani iyi bir tüylenme olmuş, hiç verilmeyeni i (üst en sağ) testosteron verilen bölge çıplak kalmış. Aynı uygulama alt satırda f-l hayvanlarına yapılmış, orada da tüylenme oldukça iyi. Özetle EGCG testosteronun etkisini iyi bastırmış gibi duruyor (4).

EGCG sadece bu mekanizma ile saça yararlı olmuyor; testosteronun saç köklerindeki dermal papilla hücrelerini apopitoza (kontrollü ölüm) sürüklemesine de engel olarak saçın ömrünü uzatıyor. Ancak bu etkilere çay içerek ulaşmanın pek mümkün olmadığını hatırlatalım (5). Konumuzla doğrudan alakalı olmasa da EGCG’ın saç üzerine olumlu etkilerinin tek yönlü olmadığını ancak büyük bir potansiyeli olduğunu ifade ederek yeşil çayı rahat bırakalım (6).

Devam edeceğiz…

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  5. https://pubmed
  6. https://www.ncbi.gov

6 Comments

  1. Şurada var: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3982925/
    Bu nedenle yüksek PGD2 düzeylerinin, AGA’daki sebase bez boyutundaki dramatik artışı açıklayabileceğini düşünmek caziptir, denilmiş .Başka kaynaklar da da gördüm.Hatta seborede de sebase bezlerinde genişleme karakterize olduğu belirtililiyor başka kaynaklarda.Acaba bu aşırı sebuma bağlı bakteriyel oluşumlara bağışıklık sisteminin saldırmasıyla saç foliküllerinde hasar meydana gelme ihtimali size ütopik geliyor mu:)

    1. Sayın Sarp,

      Gelmiyor, ancak burada ciddi bir mekanizma var… Bunun ayrıntılarını söylemek doğru olmaz. Ancak şu cümleyi tersten okumayı denemelisiniz; sebase bezlerinde genişleme ile karakterize aşırı sebuma bağlı bakteriyel oluşumlara… Şimdilik bu kadarı yetsin. Selamlar, iyi günler…

  2. Kel kafa derisinde yağ bezleri genişleme eğiliminde oluyor(Garza-Cotsarelis) ve bu ömür boyu devam ediyor.Saçtaki yağlanmayı ,sebase bezlerinin salgısını bastıran izotretinoin dışında daha az yan etki oluşturacak kullandığınız ya da denediğiniz bir etken(bitkisel-kimyasal) var mı?

    1. Sayın EmirSarp,
      Bu literatür bilgisi ne kadar doğru bilmiyorum. Ben hiç izotretinoin kullanmadım, saçlı deri ile ilgili yaptığımız tedavilerde özellikle seboreik dermatit konusunda ciddi düzelmeler (kepek de) gözlemliyoruz. Ancak bu konu hakkında bir kimyasal, bitkisel ismi vermem doğru değildir. Selamlarımla…

  3. Yeşil çayın aynı zamanda bir dht upregülatör olduğuna dair bilimsel çalışmalar var.Şu durumda dht düzeylerini artırdığı için saça faydası tartışmalıdır.Kullanan kişilerde şimdiye dek belirgin saç çıkışı olduğuna dair yorumlar da zaten yok.Meloxcin içeriğinde ne var?

    1. İcerik bilgisi urunun üzerinde ve sitedeki son yazida var. Yeşil çay işi karişik, üründe yeşil cay yok. Ancak dht ile ilgili calişmalar da henüz olgunlaşmış değil. Selamlar.

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: