En son meyan kökünde kalmıştık. Oradan devam edelim. Literatürde meyan kökü ile yapılan çalışmalar, bu bitkinin içindeki maddeler iki ana fonksiyonda yoğunlaşıyor; birincisi östrojenik etkili olanlar ki, vücut kıllarının dökülmesine, menopoz döneminde geçişe yardımcı oluyorlar. İkincisi testosteron baskılayıcılar, ki bunlar da saç dökülmesini önlemeye yardımcı oluyorlar…

Başlayalım.

Meyan kökünün içerisinde glabridin ve glabrene isimli fitoöstrojenler var; bunlar östrojenik etki gösteriyorlar. Dolayısı ile (1),

  • Vücut kıllarının (saç hariç) dökülmesine yardımcı oluyorlar,
  • Menopoza geçişte kadınların şikayetlerinin azalmasını sağlıyorlar.

Bu maksatlarla kadınlar tarafından kullanılabilecek bir ürün gözüyle bakılabilir.

Meyan kökü ile ilgili ikinci grup kimyasal, testosteron üzerine etkili. Bunların isimleri glycyrrhizin ve glycyrrhetic asit. Söylenmesi, yazılması zor, idare edin. Bu maddeler de testosteron üzerine etkililer. New England Journal of Medicine tıbbın en saygın dergilerinden bir tanesidir ve bu dergide çıkan makalelerin güvenirliği son derece yüksektir. Bahse konu çalışmada meyan kökü ekstresi tabletlerinin erkeklerde serum testosteron düzeylerini düşürdüğü gösterilmiştir (2). Bu düşüş bir iki yerde işimize yarayabilir;

  • Saç dökülmesinin geciktirilmesi (kadınlarda da)
  • Prostat büyümesinin ötelenmesi
  • Vücut kıllanmasının azaltılması (kadınlarda da)

7 gün meyan kökü verilmiş erkeklerde plazma testosteron düzeylerindeki değişim (NEJM dergisinden). Öncüllerinden testosterona geçişi engellemiş gibi görünüyor. 

Vücut kılları en az saç kadar önemli bir sorun. Bugün insanlar her tür epilasyona açıklar. Lazer belki en başı çekeni; kimyasal yöntemler de var ve ne yazık ki bu da kirli bir pazar. Dolayısı ile sosyal, dini, ekonomik nedenlerle gerek erkekler gerekse kadınlar vücut kıllanmalarını azaltmak için alternatif arayışlarını sürdürüyorlar ve bu böyle devam edecek gibi görünüyor.

Goethe Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada meyan kökü etanol ekstresinin tüy dökücü etkinliği açıkça gösterilmiştir (3). Bu çalışma oldukça önemli, iyi planlanmış ve sonuçları iyi tartışılmış. Çalışmada meyan kökü uygulamasından sonra yeniden çıkan tüylerdeki değişim de gösterilmiş. Bu tüyler eskilerine (dökülenlere) nazaran daha güçsüzler ve olasılıkla bir kür sonra daha kolay dökülecekler (4).

Alman Goethe Üniversitesi’nde yapılan çalışmanın deney hayvanları… Solda kontrol grubu (a), düşük düzey meyan kökü ekstresi içeren solüsyon (b) ve yüksek doz ekstre içeren (c) hayvanlardan örnekler… Vücut kılları testosteron etkinliği altında, bunu biliyoruz. Eğer mekanizma bu ise, meyan kökü testosteronu baskılıyarak bu sonuçları doğuruyor olmalı…

Yukarıdaki deney hayvanlarının kontrol grubu (d), beş kür tedavi uygulanmış hayvan örneği (e) ve yedi kür tedavi uygulanmış hayvan örneği (f). En son hayvanda yeniden tüy çıkma oranının ciddi şekilde düştüğü açıkça görülüyor. 

Bu konuyu oldukça önemsediğimi ifade etmeliyim. Hem kültürümüzde olan bir bitki hem de oldukça dikkat çekici özellikleri var. Ancak bu ve benzeri yazılarda dikkate almamız gereken bir noktayı defalarca vurgulasak yeridir;

Bir bitkinin içerisinde yararlı bir kimyasalın olması o bitkinin bir tıbbi ya da kozmetik sorunu doğrudan çözeceği anlamına gelmez. İnsan vücudunda bir maddenin ister ağız yolundan alınsın ister deri üstünden sürülsün ‘etkin dozu’ denen bilimsel bir gerçeği vardır. Buna göre özellikle bir bitkinin kendisinin, çayının, şerbetinin içilmesi ya da doğrudan deriye sürülmesi arzulanan etkileri genellikle oluşturmaz. O nedenle ‘fitoterapi’ denen devasa alan çoğu zaman yanlış kullanılır. Örneğin sarımsak çok yararlıdır elbette; herkese öneririz. Ancak sarımsağı bir hastalık veya soruna karşı kullanacaksanız içindeki özellikle ‘allicin’ denen kimyasalın belirli bir konsantrasyonda (yoğunlukta) verilmesi gerekir ki, kana geçtiğinde ‘etkin dozuna’ ulaşabilsin ve arzulanan dokuda ihtiyacımız olan etkiyi gösterebilsin.

Almanların yaptığı çalışmada hayvanların tüyleri elektron mikroskopu ile incelenmiş. Üstte (a ve b) hayvanların normal tüyleri. Altta (c ve d) hayvanların tedavi sonrası tüyleri görülüyor. Altta tüy kalitesi oldukça bozulmuş, tüyler zayıflamış. Bir sonraki tedavide olasılıkla daha fazla dökülecek…

Bu tüm ilaçlar için böyledir; o nedenle bazı ilaçlar 1 mg gibi çok düşük seviyede alınırken, örneğin aspirin, parasetamol 500 mg veya bir antibiyotik 1 gram dozunda alınır.

Meyan kökü bahsi önemine binaen uzun sürdü; siz meyan kökü şerbeti için, çayını da… Sağlıklıdır, afiyet olsun…

Ama bunlardan net sonuç (saç çıkması, tüy dökülmesi) beklemeyin. Çünkü bu yollarla etkin dozuna ulaşmak çok olası değildir…

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. http://www.nejm.org
  3. http://www.tandfonline.com
  4. https://www.hindawi.com

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: