Konu güzellik olunca tüm kültürlerde bir yeri oluyor. Atropa Belladonna isimli bitkinin Türkçesi dulavrat otu ya da güzel avrat otu.

Ama bakın daha kaç ismi var; Atropa belladonna, Atropa acuminata, Baccifère, Belladona, Belladone, Belle-Dame, Belle-Galante, Bouton Noir, Cerise du Diable, Cerise Enragée, Cerise d’Espagne, Deadly Nightshade, Devil’s Cherries, Devil’s Herb, Divale, Dwale, Dwayberry, Grande Morelle, Great Morel, Guigne de la Côte, Herbe à la Mort, Herbe du Diable, Indian Belladonna, Morelle Furieuse, Naughty Man’s Cherries, Poison Black Cherries, Suchi.

Ne de olsa her kültürden, ırktan, coğrafyadan kadın güzelleşmek, güzel görünmek ve cazibe merkezi olmak istiyor.

Hikayenin tarihi İtalyan coğrafyasına dayanıyor. O yüzden bitkinin en çok bilinen ismi İtalyanca… Vakti zamanında İtalyan kadınlar bu bitkinin meyvesinin suyunu gözlerine sürerlermiş. Bitkinin suyundaki bir madde (atropin) göz bebeklerini büyüttüğü ve onlara etkileyici bir görünüm kazandırdığı için elbette. Bitkinin ciddi bir zehirleyiciliği olduğunu hiç kafaya takmadan (1).

Oysa İtalyan kadınlardan çok daha önce Romalılar bu bitkinin meyvesinin suyuna batırılmış oklarla kimbilir ne savaşlar kazanmışlardır. Anlayacağınız Romalılar bu bitkiyi silah olarak kullanmışlar. İçindeki atropin sinir sistemi üzerinde oldukça etkili bir kimyasaldır.

Daha önce de söylediğimiz gibi pek çok maddenin “Zehir mi ilaç mı olduğunu kendisi değil dozu belirler.” Aynı şey Atropa Belladonna’nın suyundaki atropin için de geçerli. Günümüz tıbbında atropin çok yaygın olarak kullanılan ilaçlardan ya da ilaçların içine sıkça giren moleküllerden bir tanesidir.

Sedasyon (sakinlik) oluşturması, solunum yollarındaki spazmları (kasılmaları) gidermesi, astım krizlerini azaltması, boğmaca öksürüğünü kesmesi önemli özelliklerindendir. Ayrıca nezle grip ilaçlarının içinde de bulunur.

 

 

19. Yüzyılın başından itibaren Atropa Bellodonna bitkisi sırt ağrılarını hızla geçiren ilaç olarak kullanılmaya başlanmıştır. 

 

Ayrıca Parkinson Hastalığı’nda, kolik ağrılarda (bağırsak, uterus, mesane, idrar yolları gibi içi boş organların ağrıları), araç tutmasında da yeri vardır.

Romatizmal hastalıklarda, siyatik ve nöralji gibi ağrılı durumlarda da deri üzerine uygulanan formları vardır. Bazı psikiyatrik hastalıklarda, aşırı hareketlilik ve konsantre olamama durumlarında da tedaviye yardımcı özellikleri vardır. Ayrıca aşırı terlemeyi de önler. Dahası fitil formları basur (hemoroid) hastalığının tedavisinde de kullanılabilir.

Görüyorsunuz bir zehir uygun dozlarda nelere kadir!

 

“AynalıKadın (A Woman with a mirror) isimli bu Rönesans tablosu (Ressam Titian) günümüzde Paris Louvre Müzesinde sergilenmektedir. Resimdeki kadının daha güzel görünmek için gözlerine Atropa Belladonna suyu sürdüğü söylenir.

 

Aslında tüm bu etkileri atropinin sinir sistemi üzerindeki baskılayıcı özelliklerinden kaynaklanıyor. Vücudumuzda bizim emrimizle çalışmayan kaslar üzerinde etkili sinirleri bloke eden atropin, bu sayede terleme, ağız sulanması, göz bebeklerinin büyümesi, idrar yapma ve pek çok sindirim faaliyeti üzerine etkilidir.

Tüm bunların yanında bitki güçlü antioksidanlar içerir ve iyi bir mikrop öldürücüdür (2). Homeopatik tıpta da önemli yeri vardır ve yara iyileşmesini de hızlandırır (3).

Tıpkı eski zamanlardaki gibi günümüzde göz uzmanları göz içini ya da göz dibini (retina) muayene etmek için göz bebeklerini büyütmeye ihtiyaç duyar ve yine bu bitkinin içindeki atropin maddesi onlara yardımcı olur.

Vakti zamanında kalp doktorları arasında tartışmaya da neden olmuş bu bitki. Zehirli olduğu bilindiği için epey zaman uzak durmuşlar bitkinin içindeki atropin maddesinden. Sonraları yavaş atan kalbin (bradikardi) hızlandırılması ve kalp krizlerinden sonra ortaya çıkan blokların tedavisinde kullanılmış (4).

 

Atropa Belladonna ülkemiz de dahil çok zaman pullara konu olmuştur.

 

Günümüzde halen Atropa Belladonna bitkisi ile zehirlenme vakalarına rastlanmaktadır. Kanser teşhisi konmuş bir kız çocuğuna tedavi amaçlı verilen fazla miktarda bitki ürünü (5) ve bizim ülkemizde tanımadığı bir bitkinin meyvelerinden fazlaca yiyen 49 yaşındaki bir kadın zehirlenmiştir (6).

Bitkinin İslam coğrafyasında da ayrı bir yeri var. Müslüman kadınlar bir zamanlar kıyafetlerinin tüm bedenlerini örtmesinden dolayı kendilerini cazip gösterebilmek, beğenilmek ya da etkileyici olmak için vücutlarının çok az bir parçasını kullanabiliyorlardı. Örneğin çarşaf giyilip peçe takıldığında elde bir tek gözler kalıyor. Ama iyi ki Atropa Belladonna ya da bizim ifademizle güzel avrat otu var; sürersin göz bebeklerin kocaman açılır! Hoop erkekler içine düşerler.

Arap ve Acem kadınlar arasında halen yaygın bir uygulama olduğu da bilinmektedir.

Siz siz olun ne Atropa Belladonnayı ne de güzelliğinizi kontrolsüz kullanmayın!

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. http://www.biomed.cas.cz
  4. http://heart.bmj.com
  5. http://www.panafrican.com
  6. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: