“Bizim bedenimiz hücrelerden oluşuyor ve yaşlanma süreci de aslında hücresel düzeyde gerçekleşiyor ya… Yaşımızı aslında ‘takvim yaşımız’ belirlemiyor. Biyolojik yaşımızla takvim yaşımız farklı olabilir. Ama hepimiz uzun ve sağlıklı yaşamak istiyoruz…

Sertab Erener’in söyleşisinde bahsettiği telomerlerin floresan görüntüsü… Bizim 23 çift kromozomumuz var, her kromozomun uçlarında da telomer dediğimiz yapı (sarı noktalar).

İşte son 10 yılda, genetik alanında çok acayip şeyler oldu. Olmaya da devam ediyor. Ben de manyak gibi takip ediyorum. Hücrelerin kromozomlarının ucunda, telomer adı verilen sarmal bir şey var. Bir ayakkabı bağının ucundaki koruyucu lastik gibi bir şey. İşte o telomerler, doğduğumuz günden ölene kadar azalmaya başlıyor, yani kısalıyor. Herkeste kısalması farklı hızda oluyor. Bir fark ediyorlar ki, kısalan telomerleri uzatabilirsen daha fazla yaşıyorsun. Çok hızlı kısalırsa da ömrün azalıyor. Bunu araştıran bir bilim insanı var, Bill Andrews…

Photo by Myleen Hollero

Solda (beyaz önlüklü) Bill Andrews (1951). Şu anda 66 yaşında, hatırladığım kadarı ile bu fotoğrafı çektirdiğinde yıl 2014 olmalı. Çünkü hayatını konu alan bir film sahnesi bu… Sağdaki kişi çok daha ilginç birisi; ismi Aubrey de Grey… O da araştımacı. Tıp kökenli değil ancak kafayı ölümsüzlük ile kırmış durumda. de Grey 1963 doğumlu… Aralarında (de Grey’in uzun sakalına rağmen bence 12 yaş var). Kaldı ki, Andrews maratoncu, iyi sporcu, sağlıklı besleniyor ve o tarihte tahminen 7 yıldır telomer ile ilgili ilacını kullanıyor… 

Bill, Çin’de bir bitkinin kökünün bu telomerleri uzattığını keşfediyor. Daha doğrusu, telomer boylarının kısalmasını önleyen ‘telomeraz’ enzim genini buluyor. Bitkinin adı da ‘astragallus’. O bitkinin kökünden tedavi yapmaya başlıyor. Yani o ayakkabı bağının ucundaki koruyucu plastik uzayabiliyor. O uzadıkça da bizim ömrümüz uzuyor!

2014 tarihinde gösterime giren filmin bir afişi… Filmin ismini Türkçeye çevirince ‘ölümsüzcüler’ gibi saçma ve ‘ölümsüzlüğü savunanlar’ gibi daha saçma bir anlam çıkıyor ortaya… İnsanlar ölümsüz olduğunda bu dünyayı ne yaparlar biliyor musunuz? Bir de her zaman kötülerin daha avantajlı olduğunu düşünürseniz…

O (Andrews), 10 yıldır kullanıyormuş. 66 yaşında. Bir gün önce Amerika’dan gelmiş, sabah 7’de 12 km koşmuştu. Aynı zamanda maratoncuymuş. Üstüne konferans ve bir sürü görüşme, mülakat; akşam 5’te yine spor yapmış, sonra yemeğe geldi. Yemekte de sadece kinoalı bir salata yedi. Hiç yağ kullanmıyor, iki ay önce kesmiş.

Aubrey de Grey’in editörü olduğu ‘uzun yaşama, ölümsüzlük ve yenilenme’ gibi konularda araştırmaların yayınlandığı az çok prestijli bir dergi ‘Rejuvenation Research’. de Grey’in enteresan konferansları da var; kendisi ne kadar uzun yaşayacak eskiden beri merak ederim. Ancak sanırım bizi gömeceği kesin…

(Diyetinde) Karbonhidrat yok. Vegan zaten. Et yemiyor. Hayvansal gıda yok. Şeker yok. Yağ almaması çok enteresan ama… Salatanın üzerine bile koymuyor. Kinoa, sebze, meyve… O kadar. Çok sınırlı yedikleri. Enerjiyi nasıl alıyor, 12 km nasıl koşuyor, ben onu anlamadım. Belki de bizim bildiğimiz her şey yanlış”

Yukarıdaki sözleri Sertab Erener’in Hürriyetten Ayşe Arman’a verdiği röportajdan alıntıladım (http://www.hurriyet.com.tr).

Konu sizin de ilginizi çekmiş olmalı. Bu ifadeler meşhur birisinin sözleri olunca daha çok dikkat çekiyor. Özetle bu röportajda Sertap Erener şunları söylüyor;

  • Takvim yaşımızdan daha önemli bir biyolojik yaşımız var,
  • İnsan kromozomlarının uçlarında telomer diye bir yapı var,
  • Bu yapı biz yaşlandıkça kısalıyor,
  • Telomerlerin kısalmasını önleyen telomeraz isimli bir enzim var,
  • Kısalınca ömür de kısalıyor, uzun kalınca insan daha uzun yaşıyor,
  • Bill Andrews (moleküler biyolog) isimli bir bilim insanı bu konuya kafayı takıyor,
  • Nihayetinde Astragalus diye Uzakdoğu’ya özgü bir bitkinin kökünde telomer boyunu uzatan bir madde buluyor (TA-65),
  • Bu maddenin patentini alıyor (Patent No; US7846904),
  • TA-65 isimli bir gıda takviyesi üretiliyor,
  • Bu ürün telomeraz aktivitesini artırarak telomer kısalmasını yavaşlatıyor,
  • Türkiye’de 90 kapsülü yaklaşık 750 Dolara satılıyor…

Konu üzerinde durmaya değer; geleceğin tıbbı diye kabul ettiğimiz ‘kişiselleştirilmiş tıbba’ önemli adımlardan bir tanesi de bu.

Telomer ve Telomeraz ile ilgili çalışmaların temel mantığı şu; hücreler bölündükçe doğal olarak kromozomları da bölünüyor ki yavru bir hücre olabilsin. Hücre her bölündüğünde kromozomların ucundaki telomer kısalıyor. Yani her hücrenin insan vücudunda toplam bölünebileceği bir sayı var. Telomer bitince artık hücre bölünemiyor. Kanser hücreleri bu kısıtlayıcı mekanizmadan kurtulabildikleri ölçüde ‘immortal’ yani ölümsüz oluyorlar…

Sikloastragenol’ün telomeraz aktivitesini artırarak, telomer ömrünü (kısalığını) uzatıp uzatmadığı, telomer kısalmasının kişinin ömrü ile ne kadar ilişkili olduğu, telomeraz aktivitesini artıran başka kimyasallar var mı, varsa işe yarıyorlar mı ya da yararlar mı gibi soruların cevaplarını bulmaya çalışacağız…

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: