Kabul ediyorum abarttım. Siz de bunu kabul ediyorsanız, gelin anlaşalım. “Kafamız bozuk çünkü bağırsaklarımız bozuk” demek elbette abartı, bunu ben zaten kabul ettim. Ama siz de kafa ile bağırsaklar arasında bir ilişki olduğunu itiraf ettiniz, çünkü “Yok demediniz, abartı dediniz.”

Aslında memleketin hali bu kadar karışık olmasa da kafamız yine bozuk olsa iddiamda ısrar edebilir, abarttığımı kolayca kabul etmezdim. Neylersin ki, kafayı bozacak şeyleri saymaya kalksan kafanla birlikte sinirlerin de bozulur ve yine de bitiremezsin. Neyse tez zamanda sorunlarımız çözülsün de bizim elimizde bozuk bir kafa bir de bağırsak kalsın; biz de onları düzeltmeye bakalım.

Galiba İbrahim Sadri’nin bir şiirinde geçiyordu; çocukluğunu anlatırken şair, yollar bozuk musluklar bozuk diyordu, ziller ve paralar da bozuktu, ama adamlar sağlamdı. Şimdi belki yolları, muslukları tamir ettik, zillerde de sorun yok, ama adam bozuldu hem de ne bozuldu. Şimdi bu bozulan adamın kafası da bozuk, bağırsakları da… Niçin? Bozulma topyekün oldu demek ki?

Biz kendi işimize bakalım efendim; kafamızla yani beynimizle bağırsaklarımız arasında bir ilişki var mı yok mu? Bu kadar peşrevden sonra yok desem yazı yalana döner. Ama böyle bir sorun yok çünkü çok sağlam bir ilişki var.

Her kafası bozuk olanın bağırsakları bozuk olmayabilir ancak tersi doğru. Bağırsaklarınız bozuk ise kafanızın hakkıyla çalışamıyor. Bunun çok önemli nedenleri var. Eskiden bağırsaklar bir emilim ve depo organı kabul edilirdi sadece. Bugün ise tam bir nöroendokrin organ, işlerin içine karışıyor, o bozuksa başka sistemler de bundan hava durumu gibi etkileniyor. Kendine ait bir sinir sistemi var, milyarlarca sinir hücresi ile acayip bir iç ve organlar arası iletişime sahip.

Bağırsak sağlığı ile beyin hastalıkları arasındaki ilk ilişki belki de otizm ve şizofreni çalışmalarıyla başladı. Otistik çocukların çoğunda sindirim sistemine ait belirgin şikayetler vardı.

Buna paralel olarak diyette yapılan bazı düzenlemelerin çocuğun mental ve fiziksel sağlığına anlamlı katkılar sağladığı gösterildi (http://www.crohnsboy.com).

Araştırmalar bu konu üzerinde yoğunlaştı ve karşımıza artık bir organ kabul edilen “mikrobiyota” çıktı. Mikrobiyota başka yazıların konusu ancak şu kadarını hatırlatmakta yarar var; bağırsaklarımızda, daha doğrusu tüm sindirim borusu boyunca (ağızdan anüse kadar) trilyonlarca mikroorganizma yaşıyor içimizde. Acayip işler yapıyorlar, iyileri de var kötüleri de; tıpkı insanlar, toplumlar gibi. Ne kadar iyi bakteriniz varsa genel sağlığınız o kadar iyi olmaya meylediyor ve kafanız sağlam duruyor.

Bağırsaklarınızda yine daha doğrusu sindirim sisteminizde kötüler ne kadar üstünlük kurarsa tüm sistemleriniz bundan etkileniyor. En başta da beyniniz, sinir sisteminiz. Çünkü sindirim sistemi ile beyin arasında hem kalın mı kalın bir çift sinir (N. Vagus) hem de birbirlerini etkileyen ve kan yoluyla hedefine ulaşan onlarca, belki yüzlerce molekül haber götürüp getiriyor. Biri iyiyse ötekine iyilik telkin ediyor, ancak kötü ise bu sefer kötülük… “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” diyen atasözü bizim işimizde “Bana bağırsaklarını söyle sana beyninin nasıl çalıştığını söyleyeyim.”e dönüşüyor.

Demek ki bağırsaklarımıza iyi bakmamız gerekiyor.

Onu yerli yersiz doldurmamak, ne bulursak yememek, aynı zamanda bakımı yapmak ve ihtiyaçlarını karşılamaya da özen göstermek lazım.

 

Şekil: Bağırsak-Beyin Aksı.

Bağırsaklarımızla beynimiz arasında çift yönlü ve iki ana akım haberleşme ve bağlantı vardır. Birincisi aralarındaki sinirsel bağlantılardır. Başta N. Vagus olmak üzere, iki organ arasında anlık haberleşmeyi sağlayan bir sinirsel iletişim altyapısı mevcuttur. İkincisi beyinden salgılanan onlarca hormon, sinyal molekülü vb. bağırsaklara haber taşırken bağırsaklardan beyne haber iletenlerin sayısı çok daha fazladır. Bağırsak hücrelerinden salgılanan onlarca hormon açlık – tokluk sinyallerini beyne taşırken, bir sürü sinyal molekülü de (sitokinler) ayrıntılı ve özgün haberler taşır. Ayrıca bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca bakteri de ürettiği bazı habercilerle beynimize olumlu – olumsuz haberler götürür.

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: