Bahar kendini hissettiriyor, kıyafetler inceliyor ve başlıktaki soru daha sık sorulmaya başlanıyor! Soruyu duyanlar ve  özellikle bayanlar “eveeeet” diye sesleniyorlar. Oysa bana sorarsanız bu sorunun net yanıtı “hayııııır”dır. Soru size cazip gelse de insan metabolizmasının bu soruya nasıl yanıt vereceğini incelediğimizde cevabınızın doğru olmadığı açıkça ortaya çıkacaktır.

Hekimler insan vücudunu matematiksel temeller üzerinden değerlendirirler. Kan basıncının, kan şekerinin, kan hücrelerinin ve daha yüzlerce biyokimyasal analizin hep normallik değerleri vardır. Hastalar çok anlamasa da ellerindeki tahlil kâğıtlarının genellikle sağ sütunlarında bu normal değerleri aralık olarak (ör. kan şekeri için 70-120 mg/dl) görebilirler. Bu değerlendirmeler ve sınırlar mutlak doğru olarak kabul edilmese de, referans aralıkları sağlıklı bireylerin pek çoğu için geçerlidir.

Benzer bir mantık insanın ağırlığı için de geçerlidir. Hiç birimiz kemik, kas gibi dokuların kaybını istemeyiz; yağlarımızın azalmasını isteriz ve doğrusu da budur. Yani sağlıklı zayıflama eşittir kaybedilen yağ miktarıdır. İnsan vücudundan bir kilogram yağ kaybetmek için yaklaşık 8000 kalori (kcal) enerji harcamak gerekir. Aslında normal şartlarda bir kilogram yağ 9000 kalori enerji açığa çıkarır. Ancak vücuttaki bir kilogram yağ dokusunda biraz su, biraz damar ve bağ dokusu olduğu için bu rakam yaklaşık 8000 kaloridir. 70 kg’lık bir erişkinin günlük aktivitelerinin tamamı 2000-2750 kalori gerektirir. Bu rakam bayanlarda, masa başı iş yapanlarda ve hareketsiz yaşayanlarda daha az, erkeklerde, beden işi yapanlarda ve hareketli yaşayanlarda daha yüksektir.

Bu hesaba göre hiçbir şey yemesek ve 2750 kalori üretsek ve tamamen yağlardan enerji elde etsek yaklaşık üç günde 1 kilogram yağ kaybederiz. Günde 750 kalorilik bir diyet yapsak ve ihtiyacımız olan 2000 kaloriyi yağlardan elde etsek dört günde 1 kilogram yağ kaybederiz. Bu hesapla ayda 8 kilo kaybederiz ve teorik olarak hepsi yağlardan olabilir. Hesabı tutturduk sanırım…yani ayda sekiz kilo kaybedebiliyoruz. İşte size sorulan sorunun cevabının matematiksel açıklaması. Şimdi günde 750 kalorilik diyete başlayarak ayda sekiz kilo vermeye başlıyoruz. Buyurunuz…

Normal şartlar altında yaşayan ve yaklaşık 2000 kalori tüketen bir birey, 750 kalorilik diyete başladığında vücudun savunma sistemlerini alarma geçirmiş olur. Bu durum vücut tarafından bir çeşit kıtlık (enerji eksikliği) olarak algılanır. Vücudun ilk reaksiyonu bu tür durumlarda yağlarını korumaktır; zira kıtlık dönemlerinde hayatta kalmak için en önemli ve depolanabilir enerjisi yağlardır. İnsan vücudu bu reaksiyonu hormonlarıyla düzenler. Hormonal düzenlemeler son derece güçlüdür ve uzun dönemde net ve kalıcı sonuçlar doğurur. Bu sonuçlardan bir tanesi, diyete başladığınız dönemde sahip olduğunuz ve sonra kaybettiğiniz yağ dokusunun yerine konmasıdır.

İkinci durum beyin ile ilgilidir. Beyin enerji kaynağı olarak sadece şekerleri kullanır. Bu tür diyetlerde kan şekeri düşük olmasa bile normal düşük değerlerde olacağı için beynin fonksiyonları etkilenir ve devamlı yorgunluk, halsizlik, sinirlilik gibi durumlar ortaya çıkar. Konsantrasyon güçlükleri ve uyuklamalar da görülebilir. İstediği kadar kan şekeri kullanamayan beynin fonksiyonları bozulur ve tekrarlayan karbonhidrat (atıştırma) krizleri ortaya çıkar. Bu durum kan şekeri ve insülin yanıtında dalgalanmalara neden olur. Atıştırmalarda genellikle basit şekerli gıdalar (bisküvi, kek, kraker vb.) tercih edilir ve bu ürünlerin içindeki şekerler kana hızla geçer (yüksek glisemik indeksli yiyecekler). Sonuçta atıştırmaların ardından, kan şekeri yükselir (siz bu arada rahatlar ve mutlu olursunuz), pankreas buna insülin salgılayarak yanıt verir ve nihayet kana hızlı geçen şekerler hızla kandan çekilir ve yine normal düşük kan şekeri değerlerine dönersiniz. Artık ikinci bir atıştırma krizi ile baş başasınız; kolay gelsin!

Beyin yağ dokusundan salgılanan leptin hormonu üzerinden vücudun enerji depolarını kontrol eder (stok kontrolü). Yağ dokusunda hızlı bir kayıp olduğunda, üretilen leptin miktarı da azalır ve bu beyin tarafından algılanır. Hızlı kilo kayıpları beyin tarafından stres olarak algılanır ve güçlü sinirsel/hormonal düzenlemeleri (özellikle böbrek üstü bezi aracılığı ile) tetikler. Yağları korumaya yönelik bu reaksiyon enerji kaynağı olarak proteinlerin kullanılmasını özendirir ve kaslardan protein kaybına (sarkopeni) neden olur.

Genellikle düşük kalorili diyetleri bu ve başka nedenlerle sürdürmek zordur. İster diyet bırakıldığında, ister tamamlandığında siz yeniden normal hayata dönersiniz (yaklaşık 2000 kalorilik tüketim). Ancak hormonal düzenlemeler hemen eskiye dönmez ve uzun döneme yayılmış etkileri devam eder. Boşalmış yağ depoları doldurulur ancak yıkılan kaslar aynı hızda yerine konamaz. Bir süre sonra diyetten önceki kilonuza veya biraz daha fazlasına geri dönersiniz. Ancak, bir kısım kas dokusunun yerine yağ dokusu gelmiştir ve vücudunuzun yağ dokusu miktarı oran olarak artmıştır. Artık başınız daha büyük beladadır çünkü kaybetmeniz gereken daha çok yağ dokunuz vardır; geçmiş olsun!

İdeal kilo vermenin onlarca yöntemi olmakla birlikte, altın standartlar hiçbir zaman değişmez. Diyetle birlikte lahana veya elma-krom kapsüllerinin alınması sizi rahatlatabilir; çünkü meşhurlar bunlarla zayıflamıştır. Ya da o yılın modası hangi tropikal meyvenin kapsülleriyse onu… Ancak meşhurların zayıflamak için sizden çok daha fazla nedeni vardır. Örneğin bir kilo zayıflamaları karşılığı bir kilo altın kazanıyorlarsa, yukarıdaki tüm mantık değişir. Zira modern insanın beyni için bir kilo yağ karşılığı bir kilo altının oluşturduğu algı her şeyin üstündedir. Eğer size de böyle bir teklif varsa, hiç düşünmeden kabul edebilirsiniz. Zayıflayacağınız garantidir; bol şanslar!

Sağlıklı ve kalıcı kilo kontrolü multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve hafife alınmamalıdır. Aksi takdirde kışın kilo alır her baharda vermeye çalışırsınız. Ve bu davranışınız her geçen yıl kilo vermenizi zorlaştırır (1).

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

 

 

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: