Geçen hafta Pazar günü seyahat etmek zorunda olduğum için arzu ettiğim anneler günü yazısını yazmak kısmet olmadı. Araçla seyir halindeyken hafıza çubuğundaki şarkılarda sıra Cem Karaca’ya geldi.

Her şarkısı ayrı bir yaraya parmak basan Cem Karaca’dan dinlediğim “Kerkük Zindanı” şarkısı da benim yarama tuz bastı. Zindana atılan kişi annesine hitap ediyor;

“Kerkük’ün zindanına attılar beni
Mazlumlar sürüsüne kattılar beni

Bir yanım dağladılar ateşle annem
Ne suçum ne günahım, yaktılar beni

Türkmen obalarından göçen anneler
Ne yuvaları kalmış ne de haneler

Gök kubbeyi sarsar mazlum feryadım
Elbette bir gün güler bize seneler!”

Türkmen Kardeşlerimiz 14 Temmuz 1959’da tarihlerinin en büyük katliamına uğramışlardır. Irak’ta Cumhuriyetin birinci yıl dönümü törenlerine hazırlanan Türkmen kardeşlerimiz hunharca katledilmiştir. Allah hepsine rahmet eylesin. 

Suçu günahı olmadığını söylüyor şarkıdaki kişi, öyle olduğu halde yakmışlar onu. Kime anlatsın derdini, annesine anlatıyordu işte. Kendisini mazlum addeden bu kişi, feryadının gök kubbeyi sarsacağını yani Tanrı’nın mazlumların yanında olduğunu haykırıyor… İnşallah öyledir.

Daha sonra sıra “Karnı Büyük Obur Dünya” isimli parçaya gelmişti.

“Karnı büyük obur dünya
Keder dolu acı dünya
Ne gül koydun ne de gonca
Yedin yine doymadın mı?
Seni okuyup yazanı
Yunus gibi bir ozanı
Koskocaman Pir Sultan’ı
Yedin yine doymadın mı?
Hacı Bektaş-ı Veli’yi
İmam Hasan Hüseyin’i
O mübarek Mevlâna’yı
Yedin yine doymadın mı?
Fani kurmuşsun temeli
Bilmem sana ne demeli
Koca Mustafa Kemal’i
Yedin yine doymadın mı?

Dünya dünya yalan dünya

Karnı büyük obur dünya
Yedin yine doymadın mı?”

Keder ve gamla dolu dünyanın aynı zamanda doymaz kocaman bir karnı olduğunu anlatıyor. Gerçekten öyle değil mi; insan belki de hayatı en iyi şarkılarla öğreniyor. Ya da hayatı öğrenenler iyi şiir, şarkı yazıyor…

Yine de bana en çok dokunanı 1970’li yıllardan seslendiği “Yiyin Efendiler Yiyin” şarkısı, demek politika hiç değişmemiş… Sanırım bu şarkıda Karaca’nın seslendiği kişiler bir önceki parçada izahını yaptığı karnı kocaman dünyaya tapanlar. Doymuyorlar; atıştırıyorlar, tıkıştırıyorlar, kapış kapış, çanak çanak yiyorlar ancak yine doymuyorlar…

Sonra bir isyan ve tespit kapısı aralıyor Karaca;

“Hepsi bu nazlı beylerindir ne varsa ortalıkta
Soy sop onur düğün oyun konak saray caka
Hepsi sizin efendiler konak da saray da gelin de alay da
Hepsi sizin hepsi sizin hem hazır lop kolayca”

Muhtemelen o dönemin politikacılarını kast ediyor ya da her dönemin. Rahmetli bugün hayatta olsaydı şarkısının sözlerini değiştirme ihtiyacı duyar mıydı acaba? Pek sanmıyorum.

Yine de Karaca insan olduğu için, insanlık yapma ihtiyacı duyuyor; onları ikaz etmek vazifesini yerine getirmeden edemiyor;

“Bu harmanın gelir sonu kapıştırın gider ayak
Yarın sönmüş bakarsınız bugün çıtırdayan ocak
Hazır mideler sağlam hazır mideler sıcak
Atıştırın kapıştırın tıkıştırın kapış kapış kucak kucak.”

Sonra bir alamate bindiriyor bizi Karaca, kıyamete götürüyor. Bu şarkının her iması ayrı çuvaldız olsa da, milletin halini özetlediği bir yeri var; benim çocukluğumda biz de tütün üreticisi olduğumuz için dikkatimi çekiyor. “Her şey bir yana” diyor şarkıcı, “bu tütün baş fiyatları ne olacak, yeni gelen hükumet fiyatları artıracak mı yoksa düşürecek mi?” Çok ilgisiz olsa da aklıma tarihi bir anekdot takılıyor; eski Mısır’da köle olarak yaşayan İsrail Oğulları Hz. Musa’ya şöyle diyorlar: “Ya Musa sen haklısın ama bizim karnımızı firavun doyuruyor.”

Son üç şarkıya geliyoruz; sırada Rap Rap var. Nedense Ceviz Ağacı yok bu seride, Tamirci Çırağı da… Bu şarkıda Türk toplumunun hiç değişmediğini net ifadelerle ortaya koyuyor şarkıcı; “Alavere dalavere kim ala da kim vere rap rap”, “Liberal miberal malı al kap götür rap rap” “Eriyor liralar Mark al Dolar kap rap rap.”

Sonra duruluyor Cem Karaca, sakinleşiyor. Bir hasar tespiti yapıyor. Nihayet “İşte Geldik Gidiyoruz” diyor şarkıcı “bilinmez bir diyara” “eskiden karpuz idik, şimdi döndük biz hıyara.” Allah böyle ölmek nasip etmesin… Karpuz çok daha iyi… Ama biz bu gidişle hıyar olarak bile göçemeyeceğiz gibi öbür dünyaya…

Herhalde Cem Karaca da işin içinden çıkamamış olacak ki, “Allah Yar” şarkısı ile noktalıyor serisini.

Biz de anneler gününde yazamadığımız yazıyı böylece yazmış kabul edelim kendimizi… Şu dörtlüğü de evlat acısı çeken, acının her türüne gark olmuş annelere hediye edelim.

“Selam seni sevenlere

Başı göğe erenlere

Mahzun olma, üzülme

Ne kaldı güzel günlere.”

Tüm anaların, anne adaylarının ellerinden öperim…

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: