Deri ve ekleri tıp fakültelerinde dahi bir sistem olarak kabul edilip müfredata konmaz çoğu zaman. Oysa insanlar şimdilerde karaciğerlerinden çok daha fazla deri ve ekleri ile ilgileniyorlar. Kozmetik ve estetik sektörü logaritmik büyüyor. Eh biz de bu kadar yatırımın yapıldığı bu “sistem”e ve “saç organı”na biraz daha sistematik bakalım istedik.

Deri ve ekleri tıpkı sindirim sistemi, dolaşım sistemi gibi bir sistem. Integumentary (kabuktan oluşan, deriden oluşan) sistem deniyor. Saç kökü bu sistemin bir organı… Tıpkı karaciğer gibi, kalp gibi… Böyle bakmazsanız size sırlarını açmaz. Deri temel olarak üç katmandan oluşuyor, epidermis (dermisin üstünde demek), dermis ve hipodermis (alt dermis)…

Her varlık zıddıyla bilinir. Derinin önemini anlamak için önce hastalığında neler olabileceğine göz atın. Aşağıda aslında varlığının öneminin farkında olmadığımız ama yokluğunda veya hastalığında böyle kötü senaryolara sebep olabilecek cildin bir hastalığını görmekteyiz.

 

Toksik epidermal nekrozis tablosu… Epidermis altındaki dermisten ayrılıyor ve böyle bir manzara çıkıyor ortaya… Sıvı, elektrolit ve protein kaybından ölüm gerçekleşebilir. 

Toksik epidermal nekrozis denilen ölümcül seyredebilen bir cilt hastalığı. Derinin katmanlarından olan epidermisin altındaki dermis tabakasından ayrılması sonucu ortaya çıkıyor. Evet, derimizin katmanlarının hastalıklarında neler olabileceğine dair bir örnek sadece bu. Peki, epidermis ve dermis kim? O zaman çoğumuzda mükemmel bir denge içerisinde fonksiyon gören derimizi tanıyarak hakkını vermek gerek. Derimizdeki bütünlüğü sağlayan kahramanlar kimler ve nerelerde yaşıyorlar?

Deri bilindiği üzere en büyük organımız olmasının yanı sıra önemli birçok fonksiyon gösterir. Çevreye karşı fiziksel bir bariyerdir bizim için. Aynı zamanda patojen mikroorganizmalara karşı da korur vücudumuzu. Su ve elektrolitlerin geçişini düzenlemek, D vitamini sentezlemek, termoregülasyonu sağlamak asli görevlerindendir. Aynı zamanda kozmetik ve estetik açıdan da olmazsa olmazımızdır.

Deriyi daha iyi anlamak için onun dünyasına girmek gerek. Nelerden oluşuyor, katmanları neler? Gizli kahramanlar kimler? Buyurunuz bilimsel verilerle cevaplara…

Epidermisin kendi içindeki katmanları; dıştan içe sırayla, corneum, lucidum, granulosum, spinosum ve basale… Ayrıntılar yazının metninde… Sağ sütunda hangi hücrenin hangi tabakada olduğu görülüyor…

Deri esas olarak üç katmandan oluşur. Dıştan içe doğru sırasıyla;

  1. Epidermis
  2. Dermis
  3. Hipodermis

Öncelikle deniz derya olan ama bizim kuş bakışı inceleyeceğimiz epidermise bir göz atalım.

Epidermis; yer yer değişmekle birlikte genelde 0.1 mm kalınlığındadır. Ama avuç içi ve ayak tabanında bu kalınlık biraz daha fazladır (0.8 mm). Bu kalınlığı çok katlı keratinize yassı epitel hücreleri oluşturmaktadır. En dışta bulunan epidermisin var oluş amaçlarından en önemlisi koruyucu bir bariyer oluşturmaktır. Epidermis dünyasının kahramanları yani esas hücreleri keratinositlerdir ve keratin üretmekle sorumludurlar. Aynı zamanda melanositler, Langerhans hücreleri ve Merkel hücreleri de burada yaşamaktadır. Epidermis de kendi içinde beş katmana ayrılır. En dıştan içeriye doğru;

  1. Stratum korneum
  2. Stratum lucidum
  3. Stratum granulozum
  4. Stratum spinozum
  5. Stratum bazale

Bakmayın adlarının böyle karışık olduğuna. Adlarından ziyade yaptıkları önemlidir. Sonuçta ‘ayinesi iştir kişinin’…

En dıştaki korneum tabakasındaki ölü hücreler sürekli dökülerek yeni hücrelere bırakır yerini. Düşünsenize, eğer sürekli dökülmeseydi giderek kalınlaşan bir derimiz olacaktı.

Lucidum tabakası şeffaf bir tabakadır ve el içi, ayak tabanı ve dudakta yoğun olarak bulunur.

Granülosum tabakasının kendine has görevleri vardır. Öncelikle hedef tahtası şeklinde görünümü olan lipit içerikli şeritler içermesi nedeniyle yabancı maddelerin alt tabakalara geçişini engeller. D vitamini sentezi filmi burada sergilenmektedir.

Epidermise sağlamlık kazandıran en sıkı ve kalın tabaka olan spinozum tabakasına ihtiva ettiği görevleri açısından ayrı bir teşekkür edip anmak gerek. Bu tabakada Langerhans hücreleri denilen makrofajın özelleşmiş hali olan, immün sistemden sorumlu olan hücreler bulunmaktadır. Buradaki bir sorun, epidermiste aşırı kalınlaşmaya neden olarak toplumumuzda çok sık görülen sedef olarak bilinen psöriazise neden olabilir.

Tipik bir psöriasis plağı. Saçlı deriyi de tutmuş. Bizdeki ismi sedef, çok zor bir hastalık. Stratum spinosum tabakasındaki aşırı bölünmenin neticesinde epidermisin fonksiyon görememesi ve çok kalınlaşması ile seyrediyor. 

En içteki stratum bazalenin önemli bir özelliği mitozun (hücre bölünmesinin) en çok burada olmasıdır. Ancak mitoz, spinozum tabakasında da gerçekleşmektedir. Aynı zamanda deriye renk veren, yokluğunda vitiligo gibi hastalıklara neden olan melanositler de burada bulunmaktadır. Mekanoreseptör görevi gören, temas eden her şeyi algılamamızı sağlayan Merkel hücreleri de bu tabakanın vatandaşıdır.

Evet, artık epidermis dünyasını içindeki yaşayanlarıyla birlikte gezmiş olduk. Bir sonraki yazımızda onun altındaki dermise göz atacağız.

Yazının hazırlanmasında büyük emekleri olan sevgili meslektaşım Dr. NS’ye şükranlarımı sunarım.

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: