Bir önceki yazımızda cildimizin cengaveri epidermisi incelemiştik. Vücudumuzu saran derinin bu tabakasının oldukça önemli görevleri vardı. Bizi dış etkenlerden koruyan bu tabakanın hemen altında dermis tabakası bulunuyor. Bu tabaka saç kökü, dermal papilla, damar ağı ve sinir sonlanmaları gibi kritik yapılara yardım ve yataklık yapıyor. Demek her yardım ve yataklık suç değil…

Dermis, düzensiz sıkı bağ dokusundan yani en sağlam protein yapı olan tip 1 kollajenden oluşmaktadır. Birbirinden ayırt edilemeyecek iki tabakaya ayrılır: papiller ve retiküler dermis…

Dermis birbirinden tam olarak ayırt edilemeyen iki tabakadan oluşur: papiller dermis ve retiküler (ağsı) dermis. Alttaki retiküler tabaka daha kalın ve daha dayanıklıdır. Dermise ait parmaksı çıkıntıları ise üstteki papiller tabaka oluşturur. 

Retiküler tabaka daha kalın olup mekanik etkilere dayanıklıdır. Papiller tabaka ise parmaksı çıkıntılar şeklinde uzanmış olup, dermisin sadece beşte bir kalınlığını oluşturmasına rağmen önemli fonksiyonlar üstlenir. Lökositlerin dokulara doğru hareketine izin verir. Gevşek bağ dokusundan oluşan bu tabakadan dermisi epidermise bağlayan kollajen fibriller geçer.

Kollajen, elastin, glukozaminoglikan sentezleyen fibroblastlar da dermisin sakinlerindendir.

Derimizin grafik gösterimi; en üstte yağ tabakası olan sebum ve onun altında 5 tabaka şeklinde sıralanan kahramanımız epidermis var: bizim dışarıya açılan yüzümüz… Dermis tabakası biraz daha farklı… Kıl kökü bir organ olarak burada konuşlu. Ayrıca kollajen, sebum salgılayan sebase glandlar ve fibroblastik aktivite sonucu üretilen kollajen, elastin, proteoglikan gibi yapılar da dermisin altyapısını oluşturuyor. Hyalüronik asiti de unutmayalım, çünkü günümüzde en sık kullanılan dermal dolgular bu asiti içeriyor. 

Kollajen fibriller, dermisin %70’ini oluşturup, deriye sertlik ve sağlamlık kazandırır. Elastin fibrilleri ise gevşek olarak tüm yönlere uzanmış şekilde durur. Deriye esnekliği kazandıran bu fibrillerdir.

Ayrıca immun sistemde görev alan dendrositler, mast hücreleri, lenfositlerden de zengindir. Sinir ve damarlar biz de dermisteyiz diyenlerden…

Birazdan bahsedeceğimiz deri ekleri de dermis dünyasında yaşar. Bunlar kıllar, tırnaklar, bezler ve kaslardır. Kıllar, tırnakları rahatsız etmeyerek bazı bezlerle tanıştırmak isterim sizleri.

Öncelikle ekrin ve apokrin ter bezlerini tanıyalım.

Ekrin ter bezleri; kokusuz, berrak, elektrolitten zengin salgı yapar. Eller, ayak tabanı ve koltuk altında yoğun olarak bulunur. Vücut ısısının ayarlanmasında rol oynar. Stres, fiziksel aktivite sonucu sempatik liflerle uyarılır.

Soldaki apokrin bezlerin kanalları kıl folikülüne açılır. Isıl düzenleme görevleri yoktur, daha koyu ve kokulu bir salgıları vardır. Ekrin bezler ise ısıl düzenlemeye katılır, ter üretir ve fazla ısının vücuttan uzaklaştırılmasında yaşamsal görev alır. Bu bezlerin kanalları doğrudan deriye açılır.

Apokrin ter bezler ise ısı düzenleme organizasyonuna katılmaz, hormonlarla uyarılır. Kanalları kıl foliküllerine açılır. Feromon üreterek erkekler ve kadınlar arasında davranışsal psikolojik etkiler oluşturur, ilginç bir şekilde. Feromonlar kişiye özgü koku veren ve iki cins arasındaki etkileşimlerde rol oynayan önemli salgılar olarak bilinir.

Dermiste konuşlu glanların vücuttaki dağılımları… Feromon salgılayan apokrin bezlerin dağılımına dikkat ediniz. 

Sebase glandlar ise deri yüzeyine veya kıl foliküllerine açılabilir. Sebase glandların canı sıkılırsa sebum üretimindeki sorun sonucu cildiniz kurur ve çatlaklar oluşabilir.

Mükemmel bir uyum içinde yaşayan ve çalışan derimize ve eklerine teşekkür eder, bir ömür sağlık dileriz.

Yazının hazırlanmasında büyük emekleri olan sevgili meslektaşım Dr. NS’ye şükranlarımı sunarım.

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: