Seri çok uzadığı için baymasın diye ismini değiştireyim dedim, yoksa uykuya geçemeyeceğim, çenem gibi kalemim de düşüyor bazen.

Uykudan kısaca bahsetmiştik; saat tartışmalarına kulak asmayın. 4 saatten az 7 saatten fazla uyumayın. Arası münasiptir. Dört saatten az uyuyorsanız ve bu devamlı oluyorsa bazı psikolojik sorunlara işaret edebilir, 7 saatin üzeri de bazı psikolojik ve metabolik sorunları; örneğin kansızlık, tiroit bezinin yeterince çalışmaması gibi…

Dinlenmiş uyanmak ve dakikalar içinde açılabilmek önemli gündelik kriterler olarak kabul edilebilir. Bu hamura çok dalmayalım, çünkü konu hakkında ihtisas yapan meslektaşlarımız var, haddimi aşmak istemem.

Bizim ilgilendiğimiz kısım “uyku kalitesi” ile ilgili. Bu da çok su götürür bir hamur ama karanlık ile ilişkisi ile alanımızı daraltarak yola devam edelim.

Öncelikle uykunun bir olmazsa olmazı bir de olursa olmazını buraya not edelim; uykunun olmazsa olmazı karanlık, olursa olmazı da aydınlıktır.

Komik oldu değil mi, aynı şeyi söylüyorum, tabii önemine binaen… Sağlıklı bir insanın yapabileceği en iyi işlerden bir tanesi karanlık periyodda 4 saat uyumasıdır. Bu 3 saate de düşebilir ama uykuya dalma, gece lavaboya kalkma vs. gibi nedenlerden dolayı 4 saat diyelim. Aslında bir tur uykuyu 1.5 saat kabul ettiğimiz için iki tur derin uykudan bahsediyoruz. Bu kadarı karanlıkta olduktan sonra gerisini şafak, güneşin doğumu ve aydınlık periyotta da tamamlayabilirsiniz.

Ancak unutmayınız ki, atalarımız böyle yapmıyordu. Çalışma sürelerini belirleyen aydınlık karanlık periyodu olduğu için iş güneşle başlar eve günbatımı ile dönülürdü ya da hayatın aktif periyodu bu iki güneş hareketi arasındaydı.

Modern insanın sabahlarında çok sorun yok zaten. 4 saatini karanlıkta uyumak şartıyla dinlenmiş olarak kalktığınız süre size yetiyor demektir.

Bu karanlık vurgusu iki nedenden dolayı; birincisi büyüme hormonu salgılanmasının sağlıklı olması; ikincisi daha önemli, melatonin salgısının sağlıklı olması…

Melatonin parasempatik sistemin etkinliği altındaki vücutta biyolojik saat tarafından üretim emri verilen bir kimyasal habercidir. Siz hormon diyebilirsiniz, biz izninizle karanlığın kimyasal ifadesi diyelim. Tüm vücut hücreleri melatoninin kanda yükselmesi ile aktif dönemin yani sempatik nöbetin bittiğini anlar ve parasempatik döneme girildiğini öğrenir.

Bu sayede günün muhasebesi yapılmaya başlanır, ortalık toparlanır, çöpler temizlenir ve etraf derlenip toparlanır. Aynı akşam şehirlerde çöplerin toplanması gibi. Amaç bir sonraki aktif periyoda (şafak/sabah) altyapıyı hazır etmektir.

Bu arada insan vücudunda meydana gelen bazı hasarlar da tamir edilir. Örneğin ultraviyolenin verdiği hasar, postprandial kan şekerinin endotel hücrelerine verdiği zarar, sigaranın ciğerlere vs. ama her şey gibi bununda bir istiap haddi vardır. İnsanı ortalama 75 yıl yaşayan bir canlı olarak kabul ederseniz, sürdürülebilir bir ömür için yapabileceği en iyi işlerden bir tanesi bu günlük derlenip toparlamanın altyapısını sağlamak denebilir. Bu da özetle karanlık periyotta 4 saatlik uykudur.

Melatonin bildiğimiz pek çok hormon ve ilaçtan farklı etkilere sahip (pleiotropik), çok fonksiyonlu bir moleküldür. Bazı bilim adamları tarafından İsveç çakısına benzetilmiştir ve bu bir abartı olmanın ötesinde mütevazı bir benzetmedir.

Melatonin üreten sistem ışığa çok hassas olduğu için karanlık ortamda uyunması uzun dönemde yaşam kalitesi için dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan bir tanesidir.

Devam edeceğiz…

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: