Kan melatonin düzeyi alacakaranlık fenomeni ile yavaş yavaş yükselmeye başlar. Ancak ne yazık ki evlerimizi aydınlattığımız için bu yükselme sekteye uğrar. Postprandial dönemde kan melatonin düzeyinin orta-yüksek olması çok iyi bir koruyucu mekanizmadır. Ancak bu mekanizmadan çoğumuz yoksunuz.

Sadece evlerimizin aydınlatılması değil, daha önce ifade etmeye çalıştığımız gibi üç modern çağ bağımlılığından birinin oltasına mutlaka takılıyor olmamızdan; televizyon, bilgisayar, cep telefonu… Her daim sempatik aktivite altında kalıyoruz. Bir türlü parasempatik hakimiyet sağlanamıyor.

Daha önce değinmiştik; bu çevresel hızlı değişim yaşamın kendisini tehdit edecek boyutta değil. Yani havadaki oksijenin %21’den ona düşmesi, yeryüzü sıcaklığının bir anda çok artması veya düşmesi, güneşten gelen ultraviyole miktarının onlarca kat artması gibi bir değişim değil… Bu nedenle organizmanın “biyolojik adaptasyon” sınırları içinde kalıyor. Ancak sekellere yani hastalıklara neden oluyor, çünkü bizler geçiş nesilleriyiz.

Atalarımızın hiç şahit olmadığı, genlerimize yabancı bir ortamda yaşıyoruz. Bu da çevre-gen uyuşmazlığı denen duruma neden oluyor ve hastalıklara yardım yataklık yapıyor.

Oysa kan melatonin düzeyleri yavaş yavaş alacakaranlıkla birlikte artsa ve kişi karanlık ortamda uyusa, medeniyet hastalıklarına karşı önemli bir avantaj elde edeceğiz.

Bu konuda batıda epey çalışma var. Mavi dalga boyunda ışık yaymayan lambalardan, mavi dalga boylarını emen gözlüklere kadar… Etkinlikleri konusunda az çok bilimsel yayınlar da var ama hayatın olağan akışına çok uymuyorlar. Yine de epey takipçisi ve uygulayıcısı olduğunu da biliyorum.

Bu konuda coğrafyalar arasında da farklılıklar var ama girersek konuyu dağıtmış oluruz.

Kan melatoninin yükselmesi postprandial dönemde endotel hücrelerine yardımcı olur, insülin direncini öteler ve metabolizmanın daha dengeli kan şekeri düzeylerini sağlayabilmesi için yardımcı olur. Pankreas için de önemli bir yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Tüm bu veriler tamamen literatür destekli, ancak bu seriyi referanslara boğmak istemedim, neticede 2004 yılından bu yana çalıştığımız mekanizmalar bunlar.

Bu akşam periyodunda yükselemeyen, sekteye uğrayan melatonin için yapabileceğimiz en iyi şey karanlıkta uyumak.

Karanlıkta hızla yükselen melatoninin taşıdığı nöroendokrin haberler hücreler tarafından alınır ve gereği yapılır. Melatoninin işi sabaha karşı biter ve kan düzeyleri azalmaya başlar. Bu azalmaya oldukça güçlü bir başka hormonun kan düzeylerinin yükselmesi eşlik eder; kortizol…

Bu duruma melatonin-kortizol şifti denir. Parasempatik sistemin habercisi ve icracısı kandan çekilir, yerini sempatik-endokrin komutan kortizole bırakır. Kortizol hücreleri strese -günün telaşesine, hazırlar, kanı besin maddelerinden zengin hale getirir, kimin neye ihtiyacı varsa temin edilmesinin altyapısını oluşturur.

Bu sayede mikro hayat ya da hücresel hayat bizim yaşantımızın biyolojik altyapısını tesis eder; bize rağmen. Bu sistem ölünceye kadar kalitesinde yaşlanmaya bağlı azalmalarla birlikte devamlı çalışır.

Bu nedenle insanın kronolojik yaşı, biyolojik yaşı yanında bir de pineal yaşı olduğu kabul edilir. Daha sonra değinmeyi düşündüğümüz epigenetik yaş ise tam bir derya… Dalmak kolay değil, dalsan çıkmak hiç kolay değil.

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: