Tüm bu gerçeklere rağmen modern hayattan kopmadan yapabileceklerimiz var; bunların büyük kısmını bildiğinizden eminim. Yine de topluca bulunsun diye özetlemeye çalışalım. Uygulaması zor gözlük takmak, özellikli aydınlatmalar kullanmak gibi uç önerileri bu listeye almayı uygun bulmuyorum. Aklıma gelenleri yazacağım için listede eksikler olabilir, kusurumuz affola:

  • Temel kural akşam yemeğinin çok geciktirilmemesidir. Mümkün olan en erken saatte günün ana öğünü tüketilmelidir.

Akşam yemeği ana öğün olmakla birlikte, tıka basa yenmemesi de önemlidir.

Akşam yemeğinden hemen sonra zihinsel ya da bedensel ağır işlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

Bu dönem aile ile vakit geçirmek için son derece idealdir. Mide dolu, duygular dingindir.

Akşam yemeğinden hemen sonra atıştırma fazına geçmek iyi bir alışkanlık değildir. Arayı ne kadar açarsanız o kadar iyidir.

Kimseye çay, kahve içmeyin diyecek halimiz yok; zaten bunlar yararlı içecekler. Ancak içlerindeki kafeinin uykuya dalmayı geciktirici etkisi herkesin malumu. O nedenle miktarını kısıtlamakta yarar olabilir.

Eğer kilo sorununuz yoksa akşam -ekonomik durumunuzun elverdiği ölçüde- özellikle bir miktar ceviz tüketmek çok ama çok önemli bir davranıştır. Tabii düzenli olmak kaydıyla. Cevizden sonra sırasıyla, fındık, badem, fıstık, kabak çekirdeği veya ay çekirdeği (ama torba torba, kase kase değil) de uygundur.

İlla meyve tüketeceğim diye bir kilo elma, yarım kilo portakalın ya da mevsiminde ne varsa onun başına çömmeniz gerekmez. Unutmayınız ki, bir yiyecek yararlı olduğu için daha çok tüketirseniz daha yararlı olmaz.

Elmadan kasıt bir elma, karpuzdan üç-beş dilim, üzümden de küçük bir salkımdır. Kilo kilo yemek hiçbir yarar sağlamaz.

Kansızlık sorunu ile boğuşan kadınlar (belki de doğurganlık çağındaki her dört kadından biri) akşamları bir avuç çekirdekli siyah kuru üzüm yerse, iyi bir iş yapmış olur.

Televizyon izleyecekseniz, bilgisayarda işiniz varsa 11’e kadar tamamlamaya gayret ediniz.

Metabolizma şu tür olumsuzluklardan etkilenmez; bir gün çok işiniz birikti ve sabaha kadar oturmanız, çalışmanız kafa patlatmanız gerekti. Bu sorun değildir yapınız. Ancak bunu haftanın üç beş gününde yaparsanız, damlaya damlaya çarkına girmiş olursunuz.

Sigara içmeyiniz, ancak içiyorsanız hiç olmazsa akşam içtiğiniz miktarı azaltınız.

Televizyon karşısında asla uyumayınız. Yok arkadaş sana ne diyorsanız, hiç olmazsa timer özelliğini kullanarak uyuduktan kısa bir süre sonra kapanmasını sağlayınız.

Evlerinizi gereğinden fazla aydınlatıp, geceyi gündüze çevirmeyiniz.

Tercihinizi sarı ışık yayan ampullerden yana kullanınız.

Görmemişin televizyonu olmuş bir de tutmuş 150 ekran almış dedirtmeyiniz. Televizyonunuzu çok büyütmeyiniz.

Televizyonun hayatınızdaki yerinin mümkün olan en az süreye ve mümkünse gündüze taşıyınız.

Kitap, müzik, bir hobi ile uğraşmak, yoga, dua vs. aktiviteler parasempatik sistem dostudur akşam saatlerine çok uygundur…

Kesinlikle cep telefonu ile yatağa girmeyiniz.

Yatak odanızı mümkün olduğunca karanlık tutunuz.

Gece lambasına ihtiyacınız varsa donuk sarı-kırmızı tonları tercih ediniz.

Gece lambası kuralı çocuklarınızın odası için de çok önemlidir.

Gece herhangi bir nedenle kalktığınızda işinizi mümkün olan en az ışıkla görmeye dikkat ediniz.

Cep telefonunuzu çalar saat amaçlı kullanıyorsanız -ki muhtemelen öyle- mutlaka uçak moduna alınız, buna imkân yok ise başınızdan en az 1-1.5 metre uzağa koyunuz.

Hepinize sağlıklı uzun ömürler dilerim…

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: