Memleketin hali “aşıların içinde alüminyum var, Alzheimer yapıyor!” seviyesine inince ben de rahatladım doğrusu…

Goethe der ki “Dünyanın en tehlikeli hali cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir.” Konumuzla ne alakası var demeyin… Zaten demiyorsunuzdur. Ancak diyorsanız, suyun içinde balık gibi olduğunuzdandır; balık alıklıktan olsa gerek suyu anlayamıyor, fark etmiyor, idrak hiç edemiyor.

Her neyse. İnsan bir sözü söylerken hiç olmadı iki nöron, üç aksiyon potansiyeli kullanır. İnsaf. Demiyor ki, “ulan bu aşıyı kullanmazsan Alzheimer olacak yaş yerine ergenliği zor görürsün!”

Bu konu hayati olduğu için tartışmaya, konuşmaya ve elimizden geleni yapmaya on kere değer. Ancak toplum Goethe’nin tespitini bin kere haklı çıkarır vaziyette olduğu için arada kaynayan çok mevzu da yok değil. Örneğin, bir tanesi kerata bir tanesi keratin mevzusu…

Kerata bizim çocukluğumuzda çok duyduğumuz bir sözdü. TDK’ya göre epey ilmi bir kullanımı varmış; “küçüklere sevgi ile söylenen bir sitem sözü.” Güzel ifade doğrusu. Aynı zamanda ayakkabı çekeceği demek. Bir de sevimsiz anlamı var; karısı tarafından aldatılan erkek…

Anlayacağınız neye kerata dediğiniz çok önemli… Keratin’e biz ilk anlamı babından kerata diyoruz. Kendisine sevgi dolu bir sitemde bulunuyoruz. Ah kerata keratin, sen bize neler ettin!

Hanımefendi yazıyor; “saçlarıma keratin bakımı uyguladım, çok iyi sonuçlar aldım.” Ben de diyorum ki, “ne güzel efendim fayda görmüşsünüz. Ancak keratin sizin saç telinizin kalitesini artırmanın ötesine geçemez, köküne bir faydası yoktur.” Muhatabım buradan hemen kullandığı ürünü kötülediğim ve değerini düşürmeye çalıştığım zehabına kapılıyor.

İnsan saç teli bu efendim; fiberoptik kablo gibi… Sinirlere de benziyor. Keratin en içteki tekil iplikçik halindeki proteinin ismi… Sonra onlar ikili ve dörtlü yan yana geliyorlar. Bu arada keratin bolca kükürt içeriyor, onlar bir güzel bağlar yapıyorlar (sülfür bağları) ve yapıyı sağlamlaştırıyorlar. İnsan saçı içeriğindeki kükürtten dolayı kekremsi/buruk bir kokuya sahiptir. Sonra onlar demetler halinde paketleniyor, bir daha ve bir daha… Nihayet en dışında da bir kılıfı var. Saygı duymak lazım…

Saç sektörü de Goethe’nin sözünden epeyce ilham almış vaziyette. Cehaletin örgütlü şekli; aklı başında ne deseniz duvara (cehalete) çarpıyorsunuz.

Biz yine de kendi işimize bakalım. Keratin bir protein, sanırım bunu herkes biliyor. Ancak TDK daha az biliyor çünkü “proteinli bir madde” diyor keratine… Olsun ona da razıyız. Ancak doğru bilgiler de veriyor. Örneğin sert diyor, suda çözünmez de…

Evet, keratin bir protein. Canlılarda bolca bulunuyor. Saç, derinin üst tabakası, tırnaklar, toynaklar, boynuz, böceklerin kabukları vs… Keratin bol anlayacağınız, kerata gibi…

İnsan vücudu başka bir canlı tarafından üretilmiş hiçbir proteini kullanmaz, kullanamaz. Onlar bize yabancıdır; insan savunma sistemi şiddetle reaksiyon gösterir. Bir başka insandan alınan hücre ve dokulara karşı dahi bu reaksiyon gösterilir. Bu nedenle halen organ ve doku nakillerinde sorunlar yaşıyoruz.

Alfa ve Beta olmak üzere iki ana grup keratin var. Saç daha çok alfa-keratin içeriyor. Her türün kendi keratininde kendine özgü bazı kısımlar var. Ayının keratini dayıya uymaz anlayacağınız…

Vücuda aldığımız proteinleri (besinler) ise önce tamamen yapıtaşları olan amino asitlere parçalarız. Keratin yemek ya da keratinden zengin beslenmek gibi ucubelerin saça bir yararı yoktur ve saçmadır.

Bir saç ürünün içindeki keratinin saçın teline yararı olabilir. Onu kalınlaştırabilir filan. Ama tedavi ediciliği, kıl follükülüne, üretim merkezine bir yararı yoktur. Hiçbir protein deriden emilmez, emilemez, emilirse da yabancı cisim reaksiyonuna neden olur. Bu nedenle keratinli bakım ürünlerinin saçın işleyen, üreten mekanizmasına bir yararı yoktur. Saç teline yararı olabilir.

Neyse konuyu fazla uzatmaya gerek yok; bir zamanlar biotin, sonra provitamin B5 pek meşhur olmuştu. Şimdilerde keratin ismi çok duyuluyor. Yazının sonunda oldukça meşhur bir markanın ismi keratini çok çağrıştıran ürününün açıklamasına koyacağım. Önce ben yorumlayayım sonra da siz…

Firma zarar gören saç tellerindeki bir madde kaybından bahsediyor. Buna karşı geliştirilmiş bir maddenin tanıtımını yapıyor. Yani saç telinde oluşan hasarı azalttığını söylüyor. Çok mantıklı bir yaklaşım; ayakkabıyı boyamak ve bir ahşap malzemeyi cilalamak gibi… SP94 isimli madde ise KAPs sentezini artırıyor. Burada duralım; saç teline ait her ne varsa derinin altında üretiliyor. Eğer KAPs tan kasıt keratin iplikçikleri ise SP94 bu proteinin yapımını uyarıyor olmalı… Bunun bir poli-peptid olduğu yazıyor ki poli-peptid protein demektir… Bunun deriden emilmesi mümkün değildir işler karışıyor. Vitro datada bulunur lafını bir türlü anlayamıyorum. SP94 hakkında küçük bir araştırma yaptığımda bu maddenin minoxidile benzer bir kimyasal olduğunu öğrendim. Malumunuz minoxidil Avrupa Birliği Kozmetik Mevzuatına göre bir kozmetik üründe kullanılamaz. Firma bu eksikliği SP94 ile dolduruyor. Ancak o bir poli-peptid değil. 6 amino asit hakkında yazılanları tam olmasa da anlayabiliyorum. Buğday proteini de her ne ise maksadı şu; saç negatif elektrik yüklü, pozitif yüklü bir şeylerle karşılaşınca çekim oluyor ve o madde saça tutunuyor… İsim ve algı keratin bakımına yönelik olsa da aslında üründe keratin ile ilgili pek birşey yok. Bu kötü değil elbette; ancak bazen piyasa (talep), arzı şekillendiriyor ve firmaları olmayanı varmış gibi göstermeye, pazarlamaya yönlendiriyor. Bazen de firmalar bu algıyı oluşturuyorlar… 

 

Son söz; cehalet cahillere bırakılmayacak kadar kıymetli bir silahtır…

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: