Kök hücre tabirini hepiniz duymuşsunuzdur, İngilizcesi Stem Cell… Çok kabaca ifade etmek gerekirse “her hücre tipine dönüşmeye müsait hücre” demek. Eğer elinizde kök hücreniz varsa ve onu dönüştürmek istediğiniz hücreye nasıl dönüştüreceğinizi biliyorsanız neredeyse sonsuz bir kaynağınız var demektir.

Bu konuda kanser dokuları bize çok şey öğretti (1). Kanser dokusunu kemoterapi ve/veya radyoterapi ile tedavi ediyorsunuz. Kanser iyileşti diyorsunuz ancak bir süre sonra bakıyorsunuz ki, kanser yeniden ortaya çıkmış, nüksetmiş yani (recurrence)… Zamanla anlaşıldı ki kemoterapi ve radyoterapiye dirençli hücreler var kanser dokusunun içinde, işte bunlara kanser kök hücreleri diyoruz. Şimdi bunlara karşı yeni tedavi stratejileri geliştiriliyor… Bu tabii ki kötü haber.

Tipik bir kanser tedavisinin şematizasyonu… Hastaya kemoterapi veya radyoterapi uygulanır. Bu uygulamalar kanser hücrelerini öldürür (siyah hücreler), kitle küçülür, hastanın genel durumu iyileşir. Ancak bu tedavilere dirençli bazı hücreler (yeşil) uykuya dalarlar ve aylar yıllar sonra kanser nüks eder (recurrence). Şekildeki yeşil hücrelere genel bir ifade olarak “kanser kök hücreleri” denmektedir. 

 

Ancak kök hücreler ile ilgili bilgi dağarcığımız arttıkça bu hücrelerle oldukça iyi işler yapılabileceği de ortaya çıktı. Biz saç ile ilgilendiğimiz için, konuyu dağıtmayalım.

Kanser hücreleri ile yapılan bir deney: Dokudan alınan normal kanser hücreleri farelerde bir kanser oluşturma potansiyeline sahip değil (altta). Ancak kök hücreler (üstte, yeşil renkli) yeni bir kanser oluşturma gücüne sahipler…

Düşünün bir kemoterapi hastası… Üçüncü kürünü alıyor ve ne kaş kalıyor ne saç, ne de kirpik. Kafada tüy namına bir şey kalmamış. Neden? Çünkü kanser ilaçları temel olarak hücrelerin bölünmesine engel oluyor. Ama sadece kanser hücrelerinin değil, aynı zamanda normal vücut hücrelerinin de… Çünkü henüz kanser hücresi, normal hücre ayrımı yapacak akıllı ilaçlarımız yok elimizde. Yok dedimse çok yok; immunoterapi bu konuda büyük bir gelecek vaad ediyor (2). Ancak halen alınması gereken uzunca bir yol olduğu da gerçek.

Konumuza dönelim, kanser tedavisi olan hastaların saçları, kaşları dökülüyor. Çünkü bu deri eklerinin kökündeki doğurgan hücreler de çok aktif, hızlı bölünüyorlar. Tedavi bittikten sonra ise ne oluyor? Yeniden çıkıyorlar değil mi? Demek ki deriye (dermis) gömülü bazı hücreler var ki yeniden saç proteini üretecek keratinositlere, renk maddesi üretecek melanositlere dönüşebiliyorlar.

Dermal papilladaki kök hücreler kemoterapi ve/veya radyoterapi bittikten sonra yeniden bölünmeye ve farklılanmaya başlar. Bu sayede bir saç organı için ihtiyaç duyulan tüm hücreler yeniden oluşturulur ve saç (kaş, kirpik) yeniden çıkmaya başlar…

 

Kanser hastalarında durum böyle; peki böyle bir süreçten geçmeyen, erkek tipi kellik vakalarında bu kök hücreler var mı yok mu? Cümle biraz düşük oldu, düzeltelim. Saçı dökülmüş bir kişide hala uygun uyaranlara cevap verecek derinin derinliklerinde kök hücreler var mı yok mu ? Kritik soru bu; eğer bu sorunun cevabı evet ise, yapılacak bir şeyler var demektir (3). Eğer hayır ise, geçmiş olsun… Tohum olmadan ürün beklemek olmaz. O zaman doğru saç ekimine ya da olmadı peruk almaya…

Her iki cinste de saç dökülmesi problemi ile karşılaşan bireylerin büyük kısmında halen kök hücre havuzu oldukça zengin (4). Dökülme çok uzun zaman önce başlamış (ör. 10-15 yıl) ve bir önlem alınmamışsa, saçsız kalan deri ultraviyoleden senelerce korunmamışsa kök hücreler de yavaş yavaş ölmeye başlıyor. Ancak her iki cinste de saç dökülmesi sorunu yaşayan bireylerin hemen tamamında halen uyarılabilir ve yeterli miktarda kök hücre olduğunu bugün biliyoruz. Önemli olan bu kök hücreleri yönlendirebilmek ve amaca yönelik hücrelere (keratinosit, melanosit) dönüştürebilmek. Bunun için yapabileceklerimiz var; dolayısıyla saçı seyrekleşen, dökülen kişilerin paniklemesine gerek yok. Kendilerine uygun tedaviyi aramaya ihtiyaçları var.

Bu uygun tedavi konusunda son yıllarda çalışmalar artmış durumda. Deriye gömülü (derinin dermis tabakasındaki) kök hücreler uyarılarak kıl kökü destekleniyor ve minyatürize olmuş (incelmiş, zayıflamış) kıllar yeniden canlılık kazanabiliyor (5).

Dermal palilladaki kök hücrelerin şematik ve elektron mikroskobu altındaki görüntüsü… Uygun şekilde uyarılırsa istirahatteki hücreler (bir tür kış uykusu denebilir) hızla bölünerek saç organını büyütüyorlar…

 

Saç dibindeki kök hücreleri (dermal papilla) uyarmak her ilacın harcı değil. Ama illa kök hücrelerinizin dermal papillada olması gerekmiyor. Yağlarınızdan alınan bir miktar dokunun içindeki kök hücreler ayrılıp saçlı deriye (daha doğrusu saçın çıkmasını istediğiniz deriye) aktarılıyor. Böylece deri kök hücreden zengin hale getiriliyor. Eğer bu hücreleri iyi beslerseniz (yine iyi bir saç ürünü gerekiyor) saçlarınız gençliğinizden bile daha iyi olabilir (şaka değil). Devam edeceğiz…

 

Saçlı derisinde yeterince kök hücresi olmayanlar için önemli bir çözüm. Yağ dokunuzdan bir miktar alınır, özel bir cihazda bu dokunun içindeki kök hücreler ayıklanır ve uygun solüsyonlarla muamele edildikten sonra saçlı derinize enjekte edilir. Kök hücre transferi denen bu yöntemle saçın çıkması istenen bölge kök hücreden zengin hale getirilir, uygun uyaranlarla bu hücreler hızla saç organının gerekli tüm hücrelerine farklılaşabilir. Zaten kök hücre de bu demek… Ama bu hücreleri beslemek, yeni yerlerine alışmalarına ve uyum sağlamalarına yardımcı olmak gerekiyor. “Ben ektim sen de tut” deyip bırakırsanız, kök hücreler de sizi bırakır… Bu tür ekimler sadece saça değil bir sürü vücut bölgesine yapılıyor. Bir sonraki yazıda konuyu daha kapsamlı ele alacağız. 

 

  1. https://www.jst.go.jp
  2. https://biomedcentral.com
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  5. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: