Saç dökülmesi sorunu arttıkça piyasadaki ürün sayısı çeşitleniyor. Pazar o kadar büyük ki, herkesin iştahı kabarıyor. Ancak bu işin içine hakkıyla bilim girmediği için pazarın büyüklüğüne paralel kaliteli ürün yok. Herkes hamasi nutuklar, iddialı sözler ve cafcaflı reklamlarla bu piyasadan pay kapmaya çalışıyor.

Oysa bu işin bilimi var; saç kökünün davranışlarını ortaya koyan, onu uyarmaya çalışan, dilinden anlamaya gayret eden. Bunlardan bir tanesinde de bizim kültürümüze yabancı olmayan lavanta yağı ile yapılmış. Lavanta yağı daha çok masaj yağı olarak biliniyor. Stresin azaltılması, yorgunluğun ortadan kaldırılması ve deri sağlığı için kullanılıyor. İçindeki bazı yağ ve yağ esterlerinin deri kan dolaşımını artırdığı biliniyor.

Atlas Okyanusu adalarından Akdeniz çevresi ülkelerine ve Hindistan’a kadar uzanan geniş bir alanda yetişen, lavanta cinsi üyeleri, çalı görünümlü, toplu başak biçiminde mavi, morumsu ya da kırmızı çiçekler açan, hoş kokulu bitkilerdir.

Bu çalışmada araştırmacılar lavanta yağının etkisini FDA onayı olan ve genel kabul gören %3 minoxidil solüsyonu ile karşılaştırmışlar. Bildiğiniz gibi minoxidil altın standart olarak kabul ediliyor.

Çalışmada kullanılan iki yağın içerik analizi; solda lavanta yağı var… İçinde en bol bulunan ilk iki madde birbirinin türevi… Dolayısı ile lavanta yağı bu çalışmada %3 ve %5 miktarında kullanıldığına göre asıl etkiyi bu iki madde gösteriyor olmalı… Çünkü diğerleri çok az… Jojoba yağı kontrol amaçlı kullanıldığı için çalışmanın aslını teşkil etmiyor. Ancak o yağ da saça yararlı olarak biliniyor…

Araştırmacılar saç kökü sayısı ve saç büyümesi yanında bizim mast hücresi dediğimiz ve saçın evreleri ile yakından ilişkili olan bir hücrenin saç kökündeki sayısının değişimine de bakmışlar. Bu oldukça güzel bir veri, bir ilacın veya karışımın saçın asli evresi olan anagen yani büyüme dönemini uzatıp uzatmadığını göstermek için kullanılıyor.

Sonuçlar lavanta yağının minoxidil kadar etkili olduğunu gösteriyor. Ancak ben yazdım olduculuk değil de sonuçları irdelemek ve bir anlam bir yarar çıkarmamız gerekiyor.

Çalışmada kullanılan deney hayvanlarının uygulamalar yapıldıktan 1, 3 ve 4 hafta sonraki görünümleri… N; hiç uygulama yapılmayan grup, VC; jojoba yağı, PC; %3 minoxidil, E1 %3 ve E2 %5 lavanta yağı. Dikkat ederseniz minoxidil yani PC grubu ile E2 grubu birbirinden ayırt edilemiyor. Diğer tüm gruplarda saçsız alanlar yama tarzı göze çarpıyor. 

Sonuçları şu şekilde özetleyebiliriz; lavanta yağı minoxidil gibi saçın uzamasına ciddi katkıda bulunuyor. Etkinlikleri aşağı yukarı aynı (minoxidil %98, lavanta yağı %95). Her iki grupta da saçın aktif büyüme fazı olan anagen faz uzamış ve yıkım fazı olan catagen faz ötelenmiş gibi görünüyor. Bu saçın ömrünü uzatan en önemli mekanizmalardan bir tanesi…

Saç kökünün etrafında bir sürü hücre var; bunlardan biri de mast hücreleri… İçleri acayip maddelerle dolu, alerjik reaksiyonlarda da baş roldeler… Hani şu derinizi kızartan, kaşındıran, kabartan hücreler bunlar işte. Saç kökünde başka görevleri var.

Deri kalınlığı oldukça önemli; şekilde hemen tüm yağların deri kalınlaşmasına özellikle 4. haftada katkısı olduğu gözleniyor. Ancak saç kökü zenginliği yine minoxidil ve lavantaya ait…

Örneğin streslendiğinizde böbrek üstü bezi kortizol salgılar, bunu çoğu insan artık biliyor. Ancak böbrek üstü bezinin kortizol salgılayabilmesi için şu basamaklar gereklidir;

  1. Ortamda streslenilmesi gereken bir durumun olması
  2. Beynin bu stres kaynağını algılaması
  3. Bunu bir stres olarak kabul etmesi
  4. Böbrek üstü bezine kortizol salgılaması için emir vermesi
  5. Böbrek üstü bezinin kortizol salgılaması

İşte beynin bir stres kaynağını algılaması ve buna cevabı sırasına bazı hormonlar salgılanır, emirler verilir… Bu hormonlardan bir tanesi de CRH dediğimiz Türkçesi karışık bir hormon. Bu CRH böbrek üstü bezinden kortizol salgılatan hormonu (ACTH) salgılatan hormon… Hiyerarşik bir yapı var; beyin CRH ile emri veriyor, bu bir alt kademede değerlendiriliyor ve ACTH hormonu ile böbrek üstü bezine (yani perifere, çevresel bir organa) kortizol salgılaması için emir veriyor.

Stres aksının basitçe gösterimi; beyin bir stresi algıladığında CRH dediğimiz bir hormon (emir) veriyor. Bu emri yine beyinde (karargahta) bir başka merkez değerlendiriyor; bu yerin adı pitüiter bez… Sonra bu bez beynin emrinin ACTH ile çevreye gönderiyor. Tüm dokular az çok bundan etkilense de asıl emri böbrek üstü bezi alıyor ve stres hormonu olarak bilinen kortizolü kana veriyor. 

Vücudun çalışması ordunun çalışmasına çok benzer; daha doğrusu ordular ve genelkurmaylar vücudun çalışma prensiplerini kullanırlar. Basit bir emir, tüm yurt sathında (organlarda) büyük değişiklikleri neden olabilir. Örneğin komutan sadece ‘hücum’ der, gerisini siz düşünün…

İşte stres halinde beyinden salgılanan CRH saç köklerindeki biraz önce bahsettiğim mast hücrelerini parçalayarak, saçın erken dökülmesine aracılık ediyor.

Bizim basitçe stres dediğimiz olgunun vücutta böyle karmaşık etkileri ve sonuçları var…

Neyse özetle lavanta yağı saçınız için oldukça iyi ama nasıl her zaman papaz pilav yemez, böyle tekil tedavilerle yani ne lavanta yağı ile ne de minoxidil ile saç sorunu çözülebilir. Saç açık büfe istiyor biraz, canı ne çekerse, kendinde ne eksikse onu bulmayı umuyor.

Son bir not; çoğu bitkisel yağ içindeki maddelerden dolayı yararlıdır saça… ama sorun çözme açısından ne yazık ki yetersizdirler…

Bitkisel yağlar bir yemeğin yağı gibidir anlayacağınız, lazımdır, gereklidir, ancak yeterli değildir.

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: