Hipermaskülinite diye bir tabir var; üzerinde bilimsel olarak çalışılmış psikolojik bir tabir. Abartılı erkek tipi davranışlar olarak Türkçeleştirebiliriz. Fiziksel güç, saldırgan davranışlar ve kaba seksüalite olarak özetlenebilir.

Bu tipleme belki biraz maganda tabirini çağrıştırıyor; kaba, nobran ve cinselliği öne çıkaran bir tarz. Toplumların belirli kesimlerinde oldukça itibarlı, özenilen bir durum aynı zamanda. Sanırım dilimizde daha çok ‘maço erkek’ tiplemesine uyuyor…

1980’lerde Mosher ve Sirkin isimli iki biliminsanı tarafından konu irdelenmiş; hipermaskülinitenin kriterleri ortaya konmuş. Buna göre,

  • Kadınlara karşı duygusuz, katı seksüel davranışlar gösterilmesi,
  • Şiddete eğilim ve bunun erkekçe olduğunun düşünülmesi,
  • Tehlikeli davranışların heyecan verici bulunması,

üç ana kriter olarak belirlenmiş.

Hispanik kültürde oldukça yer etmiş davranışlar bunlar… Zaten kelime de İspanyolca Machismo (erkekliğin ruhu) kelimesinden köken alarak diğer dillere yayılmış. Oysa gerçek erkeklik centilmen, nazik ve özellikle karşı cinse karşı hassas davranışlar sergilemekte saklı olsa gerek… Neyse konumuza dönelim. İnsan heybesinde ne varsa ne biriktirmişse onu çıkarabilir ancak. Olmayanı nereden bulacak değil mi?

Bu maço erkekliğin hormonal bir altyapısı var mı, bu hormonal altyapının sosyal hayata yansımaları nelerdir diye sormak isterim. Açalım.

Türk filmlerinden kastımı anladınız. Böyle kaba, nobran ve saçma sapan ifadeler bir dönem kültürümüze girince sonraları ‘kadına karşı şiddet’ gibi kaptan mağara adamından kalma davranışlar toplumda yaygınlaşıyor. İnsan insanlığından utanıyor, bırakın erkekliği, kılı tüyü…

Genellikle kadınlar erkeklerden daha konuşkan ve kavgacı bilinir, bilmem doğru mudur? Ben öyle düşündüğümden değil ama belki eski Türk filmlerinden belki taşra kültüründen kaynaklanan bir genellemedir bu. Yanlış da doğru da olsa, bunu tezatlayan bir örnek vereceğim size…

Kadınlar trafikte erkeklere nazaran daha sakindir ve kavgaya erkekler kadar meyilli değillerdir. Bununla ilgili olarak ‘suça eğilim ve ehillik’ araştırmaları yapılmış, adli tıp dalını uzun zaman meşgul etmiş ve etmeye devam etmektedir.

Beynimizde bizi hareketlendiren bir gaz sistemi yanında bir de fren sistemi var; bu fren sisteminde ana unsur GABA dediğimiz bir kimyasal haberci. Buna akılda kalması açısından ‘beynin freni’ diyoruz. GABA düzeyinin kadınlarda erkeklere nazaran daha yüksek olduğu kabul edilir. Bu da onların trafik vs. durumlarda daha sakin olmalarını açıklamaya yardım eder.

Daha genel bir bakışla testosteron ve östrojen kıyaslaması yapılabilir. Testosteron erkeklik hormonu, her iki cinste de var ve vücut kıllanmasından sorumlu (saç hariç)…

Bu hormon insan davranışlarını etkiliyor, ergenlikte erkek çocuklarının saldırgan ve sinirli davranışlarının altında bu hormonun etkilere önemli yer tutuyor. Erkek hayvanların çiftleşme dönemlerindeki saldırgan davranışlarına da bu hormon yardım yataklık ediyor.

Bizim de içinde olduğumuz Akdeniz havzası vücut kıllanma oranı açısından pek bir acayip. Daha önceki yazıda tartışmıştık, Uzakdoğulular kılsızlar, buna paralel daha sakin insanlar oldukları söylenir. Uzakdoğu dövüş sporlarının çoğunun felsefesinde karşı tarafa zarar vermek yoktur, daha çok korunmaya yönelik yaklaşım sergilerler.

Ancak vücut kıllanmasının çok olduğu bölgelerin erkekleri daha kavgacı, saldırgan ve maçodur… Aynı zamanda kendilerini seksüel olarak çok güçlü lanse ederler. Tüm bunlar iyi kötü testosteronla ilişkili görünüyor.

Ancak testosteronik etki bunlarla sınırlı değil; eğer testosteron seviyeleriniz yüksek ve genel tarzınız maço tanımlamasına uyuyorsa iki konuda sıkıntı yaşama olasılığınız yüksek.

Birincisi saç dökülmesi; erkek tipi saç dökülmesine işte bu maçoluğa altyapı oluşturan testosteron aracılık ediyor. Hem kendisi hem de bir türevi olan dihidrotestosteron (DHT)… Vücut ne kadar kıllı ise bu hormon düzeyleri ona paralel yüksek oluyor ve bunun saçtaki karşılığı erken saç dökülmesi…

Üstte vücut kıllanması ile ilgili harita var; Akdeniz havzası ve kuzeyde Vikingler başı çekiyorlar. Biz çok kıllı bir milletiz ve buna paralel erkeklerimiz maço, kavgacı, kaba biraz… Altta ise erkek tipi kellik haritası… Dikkat ederseniz üstteki ile benzerlik gösteriyor. Bilimsel verilere göre en çok kellik yine Akdeniz havzasında görülüyor. Türkler listenin üst sıralarında ancak Araplar üstünlüğü kaptırmamış durumda… İstatistiksel olarak en çok kel erkek ise Çekya’da… Ancak kelliğe en çok takanlar Müslümanlar…

 

İkinci nokta prostat. Prostat bir erkeğin yaşamı boyunca daima büyüyen bir organ. Büyüklüğü belirli bir seviyeye gelince sorunlar ortaya çıkıyor. İşte prostatı büyüten de bu iki hormon.

Her iki durumun çözümünde bir ortak nokta var; prostatı küçülten ya da büyümesini yavaşlatan mekanizma aynı zamanda erkeğin saçını koruyor. Bu mekanizma DHT üretiminin baskılanmasından geçiyor.

Ancak DHT üretimini baskıladığınızda aynı zamanda kişinin libidosunu da bastırmış oluyorsunuz çünkü o da kan DHT düzeyi ile yakından ilişkili…

Erkeklerin işi zor anlayacağınız. Hem saçları dökülmesin istiyorlar hem libidoları azalmasın. Bunu başarmak için de biraz bilim gerekiyor.

http://www.sciencedirect.com

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: