Öncelikle bu yazının tamamen hekimlere yönelik olduğunu, bu nedenle ifadelerin tıbbi olacağını bildirmek isterim. Yazdıklarımın hemen tamamı literatür desteklidir ancak iddialar şahsıma aittir, tartışmaya, itiraza ve katkıya açıktır.

Her meslektaşımın fikri ve düşüncesi değerlidir, ancak hepsine tek tek yanıt vermek zor olacağı için buraya yazmak durumundayım. Üzerinde çalıştığımız ürünü unutup, herhangi bir ticari mülahaza olmadan yazmaya çalışacağım. Giriş için son sözlerim, ürünün halen ar-ge aşamasının devam etmekte olduğunu ve TÜBİTAK-MAM Gebze’de bir proje kapsamında çalışmaya devam ettiğimizi hatırlatmak olsun.

 

Ürün içeriği ile ilgili görsel; sadece ticari sır olan iki madde burada yazmıyor. Tüm kullanılan aktif ve inaktif maddeler hem AB hem ABD kozmetik mevzuatına uygundur. 

  1. Ekşi Sözlük ile başlamak istiyorum zira orada ürünün ismi ile bir başlık açılmış. Ne başlığın ne açanın ne de orada yazanların benimle herhangi bir ilgisi olmadığına dair sizi temin etmek isterim.

Bir hekim arkadaşımız Ekşi’den şu ifadeyi alıntılamış; “ölmüş saç hücrelerini losyon ile canlandırma iddiası para tuzağından başka bir şey değildir. Dökülmüş erkek saçını bir losyon ile yeniden çıkarmayı becerebilen kişi dünyanın en zengin adamı olur. Hele de erkeklerin yarısından fazlasının kel olduğu bir dünyada. Paranız çoksa kişinin zenginleşmesine katkıda bulunun. Üç beş bin de siz atın”…

İmla hatalarını ben düzelttim.

Bu ifadenin en dramatik ve bir hekime yakışmayan yanı şudur; “ölmüş saç hücreleri.” Birincisi insan vücudunda ölmüş hücrelere nasıl bir işlem yapıldığını bilmemiz gerekir.

  • Organizmada ölmüş hücreler (ister apopitotik ister nekrotik yolla ölsünler) başta makrofajlar olmak üzere hızla parçalanarak ortamdan uzaklaştırılırlar.
  • Ölü hücreler iki ana bölgede vücutta bir süre daha kalırlar; bunlar vücudun dışı olan deri ve fizyologların vücudun içindeki dışı dedikleri gastrointestinal sistemdir. Bizimle ilgili olan kısım deri olduğu için o bölgeden bahsetmek istiyorum. Derinin en üst tabakasının literatürdeki ismi “Corneal Layer”dır. Biz daha çok stratum corneum diyoruz. Bu tabaka yaklaşık 15-20 ölü, düzleşmiş hücre tabakasından oluşur ve önemsememiz gereken görevleri vardır.
  • Ölü hücre tabiri bilimsel destekten uzaktır; ölü ise uzaklaştırılmış, faje edilmiş yani makrofajlar tarafından parçalanarak, sindirilmiş demektir. Lütfen hekim arkadaşlar bu ifadeyi kullanırken biraz daha dikkatli olsunlar.
  1. Ürünün ismi değil de içeriği hakkında bir iki kelam etmek isterim. Bir dermatolog meslektaşım ürün içeriği hakkında bilgi istemiş; ürünün içeriği kutunun üzerinde yazıyor. Buraya yazmak doğru mudur bilmiyorum ama yazmak zorunda kaldım. Ancak ürünün içinde olduğu halde üzerinde yazmayan iki aktif madde var; bu maddeler “patentli” olduğu için bizim ticari sırrımız. Bu sır gizemli değil; her iki aktif madde de hem Avrupa Birliği hem ABD kozmetik mevzuatına uygun.
  2. Ürünün içinde finasterid benzeri etki eden yani 5-alfa redüktaz inhibisyonu yapan bir madde yoktur. Ancak dihidrotestosteronun hücre içi etkilerini azaltmaya yardımcı bir madde vardır. Meslektaşlarıma şu iki konuyu hatırlatmak isterim;
    • Testosteron hücre içinde DHT’ye dönüşür. Yani enzim intrasellüler bir enzimdir.
    • Testosteron ve DHT nükleer etkili hormonlardır ve sitoplazmada onları bir mihmandar karşılayarak nükleusa götürür. Burada önemli bir mekanizma vardır ve üzerinde düşünmeye değerdir.
    • Bir hekim arkadaşım “azospermi” yapar mı diye sormuş; ürünün içindeki maddelerin böyle bir etkisi olmadığı gibi, topikal kullanıldığı için aktif maddelerin kana geçmesi söz konusu değildir.
  3. AGA ile ilgili ifadeler;
    • Saç dökülmesi için genel geçer ifade “Andro Genetik Alopesi”dir. Bundan maksat saç dökülmesinin Androjenler ve Genler ile ilgili olduğudur. Bu doğru ama eksik bir ifadedir; şöyle ki
      • Testosteronun zirve yaptığı 12-18 yaş aralığında (yaş aralığı farklı olabilir, lütfen yanlış anlaşılmasın) testosteron ve DHT saç dökmez. Demek ki Andro kısmı yetersizdir. Bu reseptör duyarlılığı, postreseptör fonksiyonlar ile açıklanmaya çalışılabilir. Ancak durum bundan biraz daha farklıdır.
      • Genetik tabiri ‘babanın (biraz da dayının) saçı dökülmüşse yapacağın bir şey yoktur’ ifadesi ile avamlaştırılabilir. Bu ifade de yarı doğrudur. Burada çok uzun anlatmak istemem ancak saç dökülmesi genetik değil epigenetiktir. Ancak bunu ispat edecek çalışmaları yapmak kısmet olmadı, o nedenle iddiamı destekleyecek fazlaca bilimsel veri sunamıyorum.
    • Genetik ile epigenetik arasındaki temel fark ilki için henüz yapabileceğimiz bir şey yok iken (irreversible) ikinci için çok olmasıdır (reversible). Saç dökülmesi epigenetiktir ve mevcut genler daha önce çalıştıkları için saç üretimi yapmışlardır. Zamanla genler metile olur ve açık genler kapanır. Eğer metilasyonu yavaşlatabilirseniz saç dökülmesini önlersiniz. Ancak bunu şöyle anlamak daha uygundur; “keratin üreten keratinositlerin üretim yapmaya devam etmesini sağlayabilirsiniz.” Hiçbir hücreye daha önce yapmadığı bir görev yaptırılamaz (şimdilik). Aynı durum melanositler için de geçerlidir. Vakalarımızın büyük bir çoğunluğunda yeni çıkan saçlar kendi orijinal rengine yakın çıkmaktadır.
    • Yaptığımız çalışmalar (asla iddialı değiliz) vitiligo hastalığının tedavisi konusunda da kaba bir gelişmeye neden olmuştur. Ancak bu durum kesinlikle ileri düzey araştırma gerektirmektedir.
  4. Ürün cinsel performans düşüklüğü yapmaz; zira içinde bu yan etkiye neden olabilecek bir madde (ki konsantrasyonu çok düşüktür) %99 oranında epidermiste kalır ve kan dolaşımına geçmez. Zaten bir kozmetik ürünün yetkisi stratum corneum ve epidermis ile sınırlıdır.
  5. Bu ürün ancak “KİŞİNİN DERMİSİNDE KIL FOLLİKÜLÜ VAR İSE” etkilidir. Şayet herhangi bir hastalıktan dolayı kıl follükülü ortadan kalkmış ise (otoimmun vs. nedenlerle) yapılacak bir şey şimdilik yoktur.
    • Kıl follikülü catagen veya telogen fazda olabilir.
    • Her kıl follükülünün siz görseniz de görmeseniz de bir orifisi (deriye açılan kısmı) vardır. Bu orifisten bir vellus çıkmış veya çıkmamış olabilir. Önemli olan kıl follikülünün varlığıdır.
    • Dermal papilla hücrelerinin asli görevi bu yapıyı desteklemektir (lojistik).
    • Şayet ‘pilosebase junction’daki kök hücreleri ve dermal papillayı indüklerseniz;
      • Kök hücreler keratinosit ve melanosite farklanır,
      • Dermal papilla yeniden lojistik destek sağlamaya başlar.
    • Bu işleme pratikte en benzeyen durum bir bilgisayarı formatlamak/resetlemektir.
  6. Tüm sistem enerji ile çalışır; enerji olmayınca mitoz bölünme, diferansiasyon, protein (keratin) ve melanin sentezi yapılamaz.
    • Şayet sistemdeki mitokondrileri aktiflerseniz, yeniden ihtiyaç olduğu kadar enerji üretmeye başlarlar.
    • Mitokondri indüksiyonu iddialı bir ifadedir ve zamanla pek çok hastalıkta kullanılacaktır.
    • Mitokondrinin çok çalıştığı her hücrede (kalp kası, aktif çizgili kas, nöronlar vs.) serbest oksijen ve nitrojen radikalleri oluşur; oksijen radikallerini temizleyen sağlam (robust) bir enzimatik ve non-enzimatik sistem mevcuttur.
    • Nitrojen radikalleri için bu kadar sağlam bir sistem yoktur ve bu radikaller (özellikle peroksinitrit) itina ile temizlenmelidir. Aksi durumda mitokondri disfonksiyonu ortaya çıkar.
  7. Erkek tip saç dökülmesi olan kişinin bunu bir “hastalık” olarak kabul etmesi gerekir; bizim yaklaşımımız da bu yöndedir. Bu noktadan hareketle;
    • İndüksiyon yapıldıktan ve saç çıktıktan sonra mevcut durumun korunması gerekir. Bu nedenle ürünün aktif olarak sabah-akşam kullanıldığı 3-6 aylık periyottan sonra koruma programı uygulanması gerekir.
    • Bu uygulama birkaç türlü yapılabilir; zahmetsiz ve kişiyi maddi yönden yormayan/yılgınlık oluşturmayan önerilerden oluşur.
    • Ürünün içerisinde sadece saça değil, saçlı deriye yönelik bazı etken maddeler de vardır; bu maddeler sayesinde seboreik dermatit, kepek, aşırı yağlanma gibi sorunlar da ciddi düzeyde ortadan kalkar.
  8. Hekim arkadaşlarımızın minoxidil ile ilgili söyledikleri kısmen doğrudur, şöyle ki;
    • Etki mekanizması halen tam olarak bilinmemektedir.
    • Kan dolaşımını artırdığı genel kabul gören bir etkidir.
    • Bu maddenin karmaşık hücre içi etkileri vardır.
    • Minoxidil kullanımı durdurulduğunda saç hızla dökülmeye başlar, çünkü follikül veya papilla üzerinde bir etkisi yoktur.
    • Minoxidil bizim de dahil olduğumuz Avrupa Birliği Kozmetik Mevzuatına göre “bir kozmetik üründe” KULLANILAMAZ. Ancak beşerî ilaç ruhsatına sahip bir üründe kullanılabilir.
    • ABD mevzuatında minoxidil kozmetik izinli bir aktiftir.
    • Piyasada onlarca minoxidil içeren ürün vardır ve hepsi normal şartlar altında toplatılmalıdır. Ancak devletin işi çoktur, mekanizmayı ancak şikâyet üzerine çalıştırmaktadır.
    • Bizim ürünümüzde minoxidil dahil, mevzuata (hem AB hem ABD) aykırı hiçbir kozmetik kimyasal yoktur.
  9. Temel prensip olarak “erkeğin saçı dökülür, prostatı büyür.” Önemli olan bu iki mekanizmayı yok etmek değil, geciktirmektir.
    • Ürün ve yöntem ile saç dökülmesinin çok az olduğu (anagen/telogen oranı yüksek), sistemin iyi çalıştığı bir vakte resetlenir. Saç organı o vakitte nasıl davranıyorsa öyle davranmaya başlar. Kıl follikülünün biyolojik (daha doğru ifade ile epigenetik yaşı) kişinin kronolojik yaşının 5-25 yıl gerisine gider.
    • Saç dökülmesi tamamı ile durdurulamaz. Resetlendiği vakitten (bu vakit kişiden kişiye değişiklik gösterir) itibaren daha önce nasıl davranmışsa öyle davranır.
    • Bu nedenle eğer kişi saçını bir koruma programına almaz ise saç dökülmesi sorunu devam eder.
  10. Ürünümüz saç ekiminin rakibi değil destekleyicisidir. Saç ekimi yapan pek çok meslektaşımız bu ürünü ekimden sonra (yıkamalar da bittikten sonra) kendilerine uygun bir usul ile kullanmakta ve gerçekten tatminkâr sonuçlar almaktadır. Elimizdeki örnekleri kişilerden izin almadığım için yayınlayamıyorum.
    • Saç ekimi veya tıbbi tedavi bir tercihtir. Saç ekiminde çok başarılı ve tatminkâr sonuçlar olduğu gibi aksi de söz konusudur. Ancak şunu ifade etmek zorundayım; ekim yapılan kişilerde açılan kanalların etrafında bir fibröz bant oluşur (skar dokusu). Bu doku artık orada yeni bir kıl follikülünün (veya mevcut olanın) bir orifis oluşturmasına izin vermez. Bu nedenle bizim ürünümüz ekimden hemen sonra kullanıldığında fibröz doku oluşumunu önler ve derinin kalitesindeki bozulmaya engel olur.
    • Ekimden yaklaşık 6 ay geçtikten sonra fibröz yapı tamamen oturur ve bu vakitten sonra ürünün kullanımında %70’e varan bir etkinlik kaybı söz konusudur.

Tüm meslektaşlarımdan her tür eleştiri ve öneriye açığım. Kullandığım mail adresimi buraya bir kez daha yazıyorum; drakorkmaz@gmail.com. Meslektaşlarımdan özel bir ricam; “dökülen saç çıkmaz, ölü hücreler nasıl canlanacak, bunların hepsi palavra” gibi kırıcı, bilimsellikten uzak ifadeleri kullanmamalarıdır. Ürünümüz eğer tatminkâr sonuçlar elde edilemez ise zaten tutmayacaktır. Piyasadaki pek çok ürün gibi (kimsenin emeğini hor görmek istemem) kimin yaptığı belli olmayan, abuk iddialar ve reklam gücü ile satılmaya çalışılan bir ürün değildir.

Fizyolojinin babalarından Claude Bernard’ın yukarıdaki sözü tüm hekim kardeş, arkadaş ve nezaketsizlik olmaz ise hocalarımızın zihninde mutlaka yer etmelidir. Eğer bir şeyi bildiğimizi zannediyorsak genellikle bu (zan) bizi yeni şeyler öğrenmekten alıkoyuyor. Bence biz hala insan vücudunu anlama konusunda emekliyoruz. 

Ürünümüzün arkasındayım, halen çalışmaya, geliştirmeye devam ediyoruz. Ayıplayacaksanız, kınayacaksanız kim olduğumuz ortadadır. Ancak eğer ürün çalışıyor ise (ki şu an itibarı ile bu durumdayız) bunu da takdir etmeniz bizi çok motive edecektir.

Reklam vs.miz şimdilik yoktur. Hekim arkadaşlarımızdan duyduklarımız ve kullananların geri dönüşleri oldukça iyidir. Bu nedenle bizlerden değil, onlardan duyduklarınıza ve gördüklerinize inanmanızı öneririm.

Selam ve saygılarımla…

 

2 Comments

  1. 18 yaşımdayım 9 ay minoxidil kullandım ama yeterince netice alamadim. Saçım baya seyrekleşti. Minixidili bırakıp meloxcine basladım. 2.5 aydir meloxcin kullaniyorum . Saç dökülmem durdu . Cok memnunum. Ahmet beye cok teşekkür ederim.

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: