Vücudumuzun aslında iki tane dışı var biliyor musunuz? Birincisini herkes tahmin eder çünkü derimizdir. Vücudumuzun dışını saran, erişkinde yaklaşık 2 kg’lık kocaman ve karmaşık bir organ. Peki ya diğeri? O da vücudumuzun içindeki dışıdır; yani sindirim sistemi.

Sindirim sistemi ağızdan anüse kadar özelleşmiş uzun ince bir tüptür. Başı ve sonu dışarıya açılır. İçinde trilyonlarca mikroorganizma barındırır ve tüm yüzeyi “ıslak deri” diye tabir edebileceğimiz mukoza ile kaplıdır.

Böylece insan vücudu dışta deri içte sindirim sistemi tarafından çevrelenmiş bir sistemler bütünüdür.

Modern insan güzellik deyince deri ve ekleri ile ilgili güzelliği anlamakta ve ona yatırım yapmaktadır. Pürüzsüz bir cilt, altın gibi parlayan saçlar, kırışıklıkları yok edilmiş bir yüz, ok gibi kirpikler, keman kaşlar vs… Hemen her gün bu dış güzelliğe katkıda bulunduğu iddia edilen yeni bir ürünle karşılaşırız. Daha iyi nemlendiriciler, yüz gericiler, kırışıklık önleyiciler vs.

Doğrusu cildin üzerinden sürülecek maddelerle cilt güzelliğine katkıda bulunmak çok da kolay değildir. Bu nedenle şimdilerde PRP, hyalüronik asit enjeksiyonları, radyofrekans, lazer vb. gibi deri içine uygulanan yöntemler çok revaçta.

Kozmetik sektörü bu tür girişimlerden hoşlanmayan ya da başka nedenlerle aynı etkileri ortaya koyabilecek ürünler peşindedir. Bu sektör dünyanın en güçlülerinden biridir ve ekonomik krizlerden bile etkilenmez. Özellikle bayanların müşterisi olduğu kozmetik sektörü teknolojik ve tıbbi yenilikleri yakından izleyen sektörlerin başında gelmektedir.

Yine de daha bütüncül yaklaşımlara ihtiyacımız olduğu muhakkak. Sindirim sistemimiz asla sadece sindirim sistemi değildir. İsmi, yaptığı işlerin sadece bir kısmını yansıtmaktadır. Biz iç güzellik derken mecazi bir anlam kullanmıyoruz ve insanın ruhunun, gönlünün güzelliğinden değil de işte bu sistemin güzelliğinden bahsediyoruz.

Geçenlerde yeni bir organ bulundu haberleri yayıldı medyada. Karnımızın içinde her zaman bulunan bir yapı (mezenter) artık organ olarak kabul ediliyor. Asli görevi bağırsakların etrafını sarmak ve onları karın duvarına asmak olan bu askı yaptığı işler nedeniyle artık organ sınıfına terfi etmiş durumda.

Mezenter bir organ olarak yaygın kabul görür mü bilinmez ancak bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmalar (mikrobiyota) kesinlikle yeni bir organdır (1). Mikrobiyotanın erişkinde yaklaşık 2 kilograma varan ağırlığı olabilir. İnsan vücudundaki toplam hücre sayısının on katı kadar (insan vücudunda yaklaşık 100 trilyon hücre olduğu kabul edilir), sindirim sistemimizde mikroorganizma yaşar.

Bu mikroorganizmalar dosttur ve bazı vitaminlerin üretilmesinden, toksinlerin vücuda girmesini önlemeye kadar bir dizi görev yüklenmişlerdir. Bu kıymetli mikroorganizmalara ev sahipliği yaptığımız için mutlu olmalıyız ve onlara iyi bakmalıyız.

Şekil: Bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmaların (tümüne birden gut flora diyoruz) görevleri saymakla bitmiyor. Karaciğer sağlığına katkıda bulunuyor, savunma sistemimizi güçlendiriyor, vitamin ve bazı enzimleri üretiyor bizim için. Hastalık yapıcı mikroorganizmaların üremesine engel oluyor ve hatta kan şekeri düzenlemesine katkıda bulunuyor. Bağırsak florası bozuk olan insanların iştahlarında da artış oluyor. Bizim için çok yararlı işler yapan bu yeni organımızın sağlığı doğrudan bizim sağlığımızı ve hastalıklara karşı direncimizi (kanser dahil) etkiliyor. 

 

Genel olarak bağırsaklarımızda yaşayan yararlı bakterilere probiyotik ismi de verilmektedir ki reklamlarda sıkça duyarsınız. Probiyotiklerin sağlıklı bir şekilde yaşamasına katkıda bulunan gıdalara da prebiyotik (fonksiyonel gıdalar sınıfında yer alırlar) diyoruz.

Bu konuyu ne kadar irdelesek ve konu hakkında ne kadar yazsak yine de yeterlidir diyemeyiz. Çünkü mikrobiyotanın bozukluğu pek çok hastalığın ortaya çıkmasına ve ev sahibinin sağlığının bozulmasına öncülük ediyor (2). O nedenle yazıyı burada kesiyorum. Ancak şunu hatırda tutmak gerekir ki, mikrobiyota o kadar kıymetli bir organ ki şimdilerde onun daha iyi çalışması için birtakım ilaçlar üretilmeye başlandı bile (3)…

Ne zaman ki dış güzellik kadar bu iç güzelliğimize de önem veririz, hem dış güzellik çabucak bozulmaz hem de güzelliğimiz uzun ve sağlıklı bir ömürde bizimle birlikte olur.

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. http://gut.bmj.com
  3. http://www.nature.com
Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: