• Atıştırmıyorum.
• Her şeyin bir sınırı vardır, sınırsız meyve sebze diye bir şey yoktur.
• Öğle çayı, öğle sohbeti, öğle gezisi, öğle uykusu vardır; öğle yemeği diye birşey yoktur.
• Çay çocuklar ve yaşlılar hariç mükemmel bir içecektir. Ama çayın içine şeker atmak, pişmiş aşa su katmak gibidir.
• Çiğ tüketilen zeytinyağı bir mucizedir; hiçbir şekilde vazgeçilmemelidir.
• Light ürün diye bir şey yoktur. Bu tamamen ticari bir aldatmacadır. Beynimiz tüketilen light ürün ile kalori almadığımı ya da az kalori aldığımı anlar. Sakız çiğnemek de insanı benzer bir nedenden dolayı acıktırır.
• Domates ve ürünleri (salça, kurutma, püre vs.), sarımsak, soğan ve nanenin olmadığı bir yemeğin sağlıklı olduğundan bahsetmek zordur.
• Ne yediğiniz değil ne kadar yediğiniz önemlidir.
• Ne kadar yediğiniz değil ne zaman yediğiniz önemlidir.
• Atlanmaması gereken tek öğün akşam yemeğidir. Mümkünse mutlaka tüm aile bireyleri ile birlikte ve sohbet ortamında yenmelidir. Akşam yemeği mutluluk kaynağıdır.
• Midemiz her defasında doldurulması gereken bir torba değildir. Boş kalmak onun da hakkıdır.
• Gece sabaha kadar hiç yemek yemediğim için vücut enerji depolarının tükendiği bir yalandır. En zayıf insanın vücudunun bile erkeklerde %10’u, bayanlarda %15’i yağdır.
• Böbrek üstü bezi, her sabah kortizol salgılayarak, vücudun ihtiyacı olan şekeri depolardan ürettirir ve kana salgılatır. O nedenle sağlıklı insanların açlık kan şekerleri hiçbir zaman düşük çıkmaz.
• Beyin ile sindirim sistemi zıt çalışır. İki sistem arasında haber taşıyan en az 10 hormon vardır.
• Açlık insana tokluktan çok daha fazla şey kazandırır.
• Doyması gereken midemiz değil beynimiz ve algılarımızdır.

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: