Her gün yeni bir tabir, kelime ya da ürün giriyor hayatımıza… Geçenlerde biri Cupuaçu yağı ile ilgili soru sordu. Ben de ona sordum, çözemediğimiz hangi problem için kullanmayı düşünüyorsunuz diye… Çünkü ilk kez duymuştum. Meğer çok iyi bir nem tutucu, nemlendiriciymiş.

Cilt nemlendirme konusu hem çok önemli hem de bu hamur daha çok su götürür. Bakın hamur bile su istiyor hem de daha çok su. Cilt istemez mi?

İyi de cilde dışardan su sokmanın mümkün olmadığını biliyoruz, yoksa denize girince davula dönerdik değil mi? Peki nedir bu nemlendirici, Cupuaçu yağı vs meseleleri. Mesele özetle şu efendim; cildin üzerine güzel bir örtü oluşturacaksınız (yağ bazlı), böylece ciltteki nem ucup gidemeyecek. Eğer siz cildinizin üzerini önce nemlendirir sonra bu örtüyü oluşturursanız, alın size tostun kaşarı gibi iki tabaka arasında (derinin en üstündeki ölü hücre tabakası ve sizin oluşturduğunuz tabaka) su yani nem kalır ve cildinizin kurumasını ötelersiniz.

Buna ek olarak cildiniz bu örtü sayesinde kendi ürettiği nemi de kaybetmez ve yumuşar. Cupuaçu yağı buna katkıda bulunuyorsa ne ala… Ancak zaten kremlerin pek çoğunda bu yağa benzer ürünler var (coconut, shea butter, zeytinyağı, castor ve jojoba yağları gibi)…

Kozmetik üreticileri bu aradaki su tabakasını unutursunuz diye ya da size iki iş olmasın diye o suyu da kremlerin içine koyuyorlar. Böylece siz örtü oluştururken suyunu da bu örtüyle koymuş oluyorsunuz. Son zamanların en modası hyalüronik asit, allantoin, dimethicone gibi su tutucular bu kremlere yediriliyor ve cildinizin nemli olması sağlanıyor. Neyse konuyu çok uzattım.

Hanımefendinin Cupuaçu ile attığı golü nasıl çıkarırım ya da nasıl skoru eşitlerim diye düşünmeme çok gerek kalmadı. Ben de konu kapanır kapanmaz, patlattım soruyu; “Siz nomofobik misiniz?” Bir anda panikledi. Hemen cep telefonuna sarıldı, belli ki o da bu kelimeyi ilk kez duymuştu.

“Evet nomofobiksiniz” diye ekledim hemen ve telefonu elinden bırakmasını sağladım.

Nomofobi (Nomophobia), İngilizce No Mobile Phobia sözünün kısaltılmış şekli. Yani cep telefonundan uzak kalma, kapsama alanı dışında olma korkusu demek. Daha genel bir ifade ile “teknolojiden uzak kalma korkusu” olarak da tanımlanabilir çünkü işin içine artık bilgisayarlar ve tabletler de girmiş durumda.

Nomofobinin onlarca belirtisi olabilir; bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir.

  • Cep telefonu ile uzun zaman geçirmek.
  • Yanında yedek batarya taşımak.
  • Telefonundan uzak olunca kaygılanmak.
  • Sinema, tiyatro, uçak seyahatleri süresince kullanamayacağını düşünerek kaygılanmak ve bu yerlerde gerginlik hissetmek.
  • Çekim alanı dışında olan yerlere gitmekten çekinmek (orman, dağ gezileri, açık deniz vs.)
  • Mesaj gelmiş mi ya da arayan olmuş mu diye çok sık cep telefonu ekranına bakmak (ringxiety) (tabirin ilk kez Kaliforniya’da yaşayan bir psikolog olan David Laramie tarafından ring anxiety, telefon çalma kaygısı, kelimesinden türetilip kullanıldığı kabul edilir).
  • Cep telefonunu 7/24 açık tutmak ve yanında olmadan uyuyamamak.
  • Yüz yüze görüşmek yerine mesajlaşmayı tercih ederek sosyal fobiden kurtulma yolunu denemek.

İngiltere’de yapılan bir çalışmada (http://www.dailymail.co.uk) yaklaşık her iki cep telefonu kullanıcısından biri nomofobik çıkmış. Bu oranlara göre yaklaşık 13 milyon Britanyalı nomofobinin pençesine düşmüş durumda. Oran kadınlarda erkeklere göre daha yüksek. Yaş dağılımına bakıldığında karşımıza beklendiği gibi ergenler çıkıyor. Onlar telefonsuz yaşamayı yaşamamaya denk görüyorlar.

Nomofobi psikiyatrik olarak tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak kabul edilmekle birlikte, toplumun yarısı bundan muzdarip olduğuna göre elden çok fazla bir şey gelmiyor. Zaten diğer yarısı da normal olmadığı için bunu bir hastalık olarak kabullenmemiz zaman alabilir. Ancak psikiyatristler uluslararası saygınlığı ve değerliliği ile öne çıkan önemli bir klavuz olan “Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM)” da yakında bu hastalığı da görecekler gibi durmaktadır.

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: