Okinawa dünyada yüz yaşını aşan insanların popülasyona oranı en yüksek olan bölge… Burada insanlar çok uzun yaşıyorlar. Tabii her zamanki gibi kadınlar erkeklerden daha da uzun…

Telomer açısından bakıldığında ve telomer kısalmasını baz aldığımızda, şöyle bir cümle kurmamız olağan sanki; ‘Okinawa halkı her ne ile besleniyorsa, telomer boyları yavaş kısalıyor ya da diyetlerinde telomeraz aktivitesini artıran birtakım bileşenler olmalı ki uzun yaşıyorlar.’

Okinawa halkının diyetinde göze çarpan olağan ve olağan olmayan bir iki husus var. Olağan olan şu; bu insanlar fazla kırmızı et tüketmiyorlar ve sebze meyve ağırlıklı besleniyorlar. Yani Akdeniz tipine yakın bir diyet bu…

Daha açık yazmak gerekirse durum şöyle;

Okinawa halkı köklü sebzeler (özellikle tatlı patates), yeşil ve sarı sebzeler, soya bazlı gıdalar ve kültürlerindeki tıbbi bitkilerle besleniyorlar. Deniz ürünleri, yağsız et, meyve ve baharatlar da önemli yer tutuyor diyetlerinde. Çay ve alkole de epeyce yer var. Bu açıdan bakıldığında Akdeniz tipi beslenmeye, DASH ve Portfolio diyetlerine benzerlik gösteriyor.

DASH (The Dietary Approaches to Stop Hypertension) diyeti özellikle yüksek tansiyona karşı dizayn edilmiş bir beslenme paterni. Yüksek tansiyonu durdurmak için beslenme yaklaşımları kelimelerinin baş harflerinden türetilmiş bir akronim.

Meyve sebze, tam tahıllar, az yağlı süt ürünleri, balık, kümes hayvanları, baklagiller ve yağlı tohumlardan zengin bir diyet. Bu diyetin tuzu ve şekeri özellikle düşük. Konumuz diyetler olmadığı için Okinawa ve telomer uzunluğu özelinde kalmaya dikkat ediyorum.

Japonya’da ve özellikle Okinawa’da yüz yaşını aşmış (centenarians) çiftlerin sayısı oldukça dikkat çekici. Bu uzun yaşayan kişilerde Parkinson, Alzheimer gibi yaşlılığa eşlik eden zihinsel hastalıklar ile diyabet ve yüksek tansiyon gibi metabolik rahatsızlıklar da ortalamaların altında…

Portfolio ise daha çok serum kolesterol düzeylerini düşürmeye yönelik hazırlanmış benzer mantıkta bir beslenme rejimi… Hepsinin Okinawa ile benzerlikleri olduğu söylenebilir.

Okinawa beslenme piramidinin basit hali; en çok sebze ve meyve tüketiliyor (vegetables&fruits). Onun üzerinde legumes var yani baklagiller. Sonra düşük glisemik indeksli tohumlar/tahıl geliyor.  Bu hali ile Akdeniz tipi beslenmeye oldukça benziyor… Günlük aktivite ve kendilerine has çayları da dikkat çekici yaşam tarzı bileşenlerinden. 

 Ancak başka bir durum daha var; patates… Evet, bu halk tatlı patates (sweet potato) diyor başka bir şey demiyor. Durup durup tatlı patates yiyorlar, sonra balık ve meyve sebze…

Alışılagelmiş diyetlerden önemli bir farkı var Okinawa halkının. Tatlı patates ile oturup, tatlı patates ile kalkıyorlar… Dünyada bu kadar tatlı patates yiyen bir başka halk yok. Aslında patatesin ana maddesi nişasta yani şeker. Ancak bu şeker kana yavaş geçtiği (düşük glisemik indeks) için bildiğimiz anlamza kötü bir şeker değil… 

Bize anlatılırken patates pek sağlıklı denmez. Bu sitede daha önce yazdığımız ‘patates oturtma’ isimli yazıda patatesin ne kadar sağlıklı olduğunu yazmıştık. Patates glisemik indeksi düşük bir gıda, son derece besleyici, mineral ve vitaminlerden zengin. Evet bir karbonhidrat hazinesi… Ancak bu şekerler (karbonhidratlar) kompleks yapıda, kana hızlıca geçmiyorlar. Dolayısı ile bize dayatılan şekerden son derece fakir, yağ ve özellikle proteinden zengin diyetlere pek benzemiyor.

Kırmızı et, beyaz et, balık eti sağlıklı sağlıksız tartışmaları devam ederken, Okinawa halkı neredeyse enerjilerinin tamamını bitkisel kaynaklı yiyeceklerden elde ediyor. Balık da var tavuk da ancak çok az… Bunu sağlıklı olsun diye yapmıyorlar, beslenme tarzlara böyle ve çok uzun yaşıyorlar. Ancak gerçekten az yiyorlar…

Bu açıdan bakıldığında dünyanın en sağlıklı ve uzun ömürlü insanlarının başında gelen Okinawa halkına kimse ‘şekerden son derece zengin patates bir zehirdir’ filan dememiş olmalı ki, hala diyetlerinde en büyük besin maddesi patates ve bu insanlar uzun yaşıyorlar!

Buradan çıkaracağımız iki üç sonuç var; hepsi de önemli…

  • Diyet yani beslenme alışkanlıkları sağlıklı ve uzun yaşamak için son derece önemli,
  • Glisemik indeksi düşük gıdalar aracılığı ile alınan şekerler genel kanaatin aksine yararlı,
  • Az yediğiniz (kalori kısıtlaması) sürece insan vücudu sizin hatalarınızı tolere ediyor,
  • Telomer boyunu uzun tutmak için sofistike ürünler kullanmak yerine, sadece kalori kısıtlamasına dikkat etmek oldukça başarılı gözüküyor…

Son söz; ne yediğiniz (tükettiğiniz) değil ne kadar yediğiniz önemlidir…

Afiyet olsun…

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

https://www.nih.gov

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: