Organik kelimesi iğfal edilmiş zavallı bir kelime… TDK’ya bakalım ne diyor, gerçi TDK ‘müsait’ kelimesini nasıl açıklıyor bir bilseniz, bakmaktan vazgeçersiniz…

Sanırım şu anda Türkiye’nin durumu bileşik kaplar teorisine uyuyor. Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Eğitimi ne ise büyük şehirleri de o, tarımı, hayvancılığı ne kadar çağa uygunsa ar-gesi, üniversitesi de öyle. Her neyse…

TDK’nın sözlüğüne baktığınızda ‘müsait’ kelimesinde şu açıklama yazıyor;

  1. sıfat Uygun, elverişli
  2. Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)

Rezilliği görüyor musunuz? Peki kendi gözlerinizle görmek ister misiniz? O zaman buyurunuz http://www.tdk.gov.tr tıklayıp, müsait yazınız… Gördünüz değil mi? Ya işte böyle… TDK’nın bütçesini bilmiyorum ama eminim üç beş kuruş değildir. Bu tür hataları bulması, görmesi ve düzeltmesi beklenir.

Peki daha acı olanını söyleyeyim mi? TDK bu konuyu kendi içinde tartışmış ve 12 Mart 2015 tarihinde bir basın duyurusu yayınlamış. Bu basın duyurusu, yazıyı yazdığım 24 Eylül 2017 tarihinde halen TDK’nin sitesinde vardı; bu da ispatı (http://www.tdk.gov.tr).

Duyuruda durum izah ediliyor ve uzunca izah şu paragraf ile nihayet buluyor:

“Türkçenin derlemi (corpus) üzerine hazırlanmış en geniş çalışmaya baktığımızda müsait’in 560 kez geçtiğini görürüz. Ancak söz konusu edilen ikinci anlam bu 560 örnek arasında karşımıza çıkmaz. Türkçe Sözlük’te teklifsiz konuşma’ya (tkz.) özgü bir kullanım olarak kaydedilen bu anlam belli ki bir tür argo kullanımdır. Büyük bir ihtimalle de 1980’li yıllarda bu anlam, belirli bir çevrede kullanılmış olabilir. Bugün bu anlam herkesçe bilinen bir anlam değildir. Belki de bir döneme özgü, moda sözlerdendir. Bir yönden cinsiyet ayrımcılığı güden, bir yönden de bu anlamıyla kullanılışı neredeyse hiç bilinmeyen bu kelime, Türkçe Sözlük’ün yeni baskısında ve Genel Ağ ortamındaki kullanımlarında gerekli taramalar yapıldıktan sonra yeniden düzenlenecektir. Kamuoyunda tartışmalara sebep olan bu ve benzeri konularla ilgili TDK olarak çalışma yapılacak ve kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bu resmin yazının konusu ile ne alakası var bilmiyorum… Öyle ortaya karışık cacık tatlansın diye katıştırıyorum…

Basın duyurusunun üzerinden yaklaşık 2,5 yıl geçmiş… Ne bir tarama yapılmış ne yeniden düzenleme… Bahçede bostan yan gel Osman…

Şimdi bu sözlükten organik kelimesinin anlamına bakmalıyım ama temkinli de olmalıyım değil mi?

Bizi ilgilendiren maddeler şunlar;

organik   İng. organic

Kökeni bitkisel ve hayvansal olan (özdek).

organik   İng. organic

Canlılarla veya canlıların ürettiği maddelerle ilgili olan.

organik   İng. organic

  1. Canlı organizmadan elde edilen, yapısında karbon içeren. 2. Organlardan oluşmuş yapı gösteren.

organik   İng. organic

Hidrokarbon zinciri veya halkası taşıyan maddeler.

Evet bunlar organik kelimesine karşılık gelen açıklamalar. Ancak eksik var, tıpkı müsait kelimesi gibi (!) gündelik konuşmalarda bir başka anlamda kullanılıyor artık bu kelime, o da şu; “sağlıklı, rafine olmayan, doğal, insan vücuduna zararlı maddeler içermeyen.”

Bu sanırım müsait kelimesinin birinci anlamına yakın, makul bir açıklama… Yani kullanıma uygun, elverişli…

Bir başka anlamı daha var; o da ikinci kullanımına daha yakın sanki, argo biraz; “insanları kerizlemek, onlara bir ürünün kalitesini, kimyasal komposizyonunu değiştirmeden, boku ak göstererek, sanki ‘acayip sağlıklı’ bir ürünmüş gibi sunabilmek ve üç kat fiyat kösebilmek için kullanılan ucuz, yedi harfli, sizi yormayan, vicdandan çok cüzdana yakın, İngilizce organic kelimesinden devşirilmiş bir sıfat…”

Daha çok şöyle kullanılıyor; “Ay şekerim bu reçel organik, hiç kimyasal içermiyor!” Ne içeriyor peki ablacım, fiziksel mi, matematiksel mi? Bir kere nerenizi yırtarsanız yırtın her şey nihayetinde kimyasaldır. İnsanlar, ilaçlar, bitkilerin ürettikleri, hayvanların etleri vs… Bir şeyin sağlıklı olup olmadığını belirleyen onlarca kriter sayabilirsiniz; bilimsel olarak bir tanesi bile organik kelimesi ile izah edilemez. Çünkü organik demek aslen ‘karbon bazlı’ yani karbon içeren demektir. O yüzden “inorganik kimya” diye bir derya vardır ve ana iskeletinde karbon içermeyen kimyasalları inceler, mineraller, metaller, bunların bileşikleri vs… Hatta bu kelimeyi TDK bile doğru açıklamıştır, o derece…

 

Bir dönemin en iyi tiplemelerinden biri olan Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın Hıyarlı Babası. 

Her neyse, uzatmayayım.

Hazır memleket bu halde iken ben de hoşaf değil ama bir “organik cacık” yapayım dedim.

Önce organik yoğurt aradım, ancak baktım memlekette hayvancılık bitmiş… Hemen kelimenin ikinci anlamına geçtim, raf ömrü bir ay olan, rafine bir yoğurda bastım ‘organik’ etiketini. İyi su katayım dedim, baktım Karadeniz’in dereleri kurumuş, Uludağ’ın karı çoktan erimiş, Trakya’nın suları in/organik madde dolu, bir sürü ‘doğal kaynak suyu’ ya bir gölden devşirilmiş ya da yaz mevsiminde kaynak yetmediği için başka sulara ‘kaynak’ yapılmış. Bastım suyu musluktan…

Tam gururla Tuz Gölü tuzu atacağım, hemen ikaz edildim; “Hoca ne cahilsin, Himalaya tuzu katacaksın, onu da mı biz öğretelim!” “Haklısınız” dedim, “özür dilerim…”

İyi kötü yol kat ettik. Sıra hıyara geldi. Tam beni bir telaşe almıştı ki, imdadıma yetiştiler sağ olsunlar.

“Sıkıntı yok hoca, hıyardan bol ne var memlekette? Hepsi organik, her yer doğal, rafine edilmemiş hıyar dolu, ağası da var!”

Tam olarak anlayamadım, sahi bu kadar “organik hıyarı” biz ne ara yetiştirdik?

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: