1931 yılının sonbaharında işlemediği bir cinayetten dolayı ömür boyu kürek cezası alan Henri Charriere (1906-1973) Paris’te tutuklanmış ve Fransız Guyanası’na gönderilmiştir. Tam 13 yıl süren özgürlük mücadelesini Venezuella vatandaşı olduktan sonra kitaplaştırmıştır. Kitabın adı aynı zamanda lakabı olan “Papillon” yani Kelebek’tir.

Bence gençlerin mutlaka okuması gereken bir mücadele kitabı. Ara sıra sıkıcı olsa da yazarın başından geçenler ve tespitleri kesinlikle okumaya değer. Belki bir gün burada düşüncelerimizi yazmak kısmet olur. Şimdi Charriere’nin kitabından yapacağım alıntılar bağımlılık ile ilgili. Daha doğrusu bağımlılığı olan maddelerin nasıl kullanıldığına dair.

Konu sigara ve elektronik sigaradan açılıp ta buralara kadar geldi. Nikotinden bahsederken hem bağımlılığından hem de nikotinin bir böcek ilacı olduğunu ve ithal edilen elektronik sigara likitlerinde kullanılan nikotinin insektisit yani böceklere karşı bir kimyasal olarak ülkemize sokulduğunu ifade etmiştim. İnsan böyle bir canlı işte; böcek ilacı diye sokar, ciğerlerine çeker…

Charriere başına gelen maceralarında çoğunlukla yalnız değildir. Ancak onun kadar dirençli başka birisi de yoktur. Fransız Guyanası’nın da içinde bulunduğu Orta Amerika coğrafyası zordur, sıcaktır, bataklıktır ve sinekten böcekten geçilmez. Bir kaçışı sırasında sivrisineklerin hışmına uğrarlar. Yanındaki arkadaşı buna bir çözüm geliştirmiştir; bu bölüm kitapta şöyle geçer:

“Ortalıkta sivrisinekten geçilmediğinden bir puro çiğnedi ve nikotin dolu tükürükle yüzümüzü ve ellerimizi sıvadık. Artık rahatız… (s156)”

Ancak bu zorlu coğrafyada bağımlılık sadece nikotine değildir; daha doğrusu insanlar bizim bugün bağımlılık yaptığı için kaçınmaya çalıştığımız maddelerle iç içe yaşamaktadır.

Bu maddelerin o zamanki kaynakları doğrudan bitkinin kendisidir; yerliler ve hapishaneler bu bitkileri çok iyi tanımaktadır.

Charriere’nin ne olduğunu anladığı yapraklar koka bitkisine aittir. Koka yapraklarındaki kokain beyinde aşırı dopamin salgısına ve öforiye neden olan bir uyuşturucudur. Yazarın bahsettiği mahkum bir uyuşturucu bağımlısı, yokluğunda sinirli ve telaşlı oluyor. Koka yapraklarını çiğnediğinde ise ödül merkezi uyarılıyor ve sakinleşiyor. Bu uyuşturucu bağımlılığındaki yoksunluk/edinme döngüsünün tipik bir örneği…

Kitapta Charriere arkadaşı Antonio ile zorlu bir yolculuğa hazırlanıyor. Normal şartlar altında bitirilebilecek, dayanılabilecek bir yolculuk değil. Tecrübeli arkadaşı hemen önlemini alıyor.

Yazar burada tipik bir “ödül merkezinin aşırı uyarılması” durumu tarif ediyor. Ödül döngüsü öyle bir çalışıyor ki, özgüven patlıyor (high), beyin yorgunluk nedir hiç duymuyor.

Öfori ve kendini iyi hissetme öyle yüksek ve sempatik sistem öyle bir uyarılıyor ki, kişi yorgunluk hissetmediği gibi uykuya da ihtiyaç duymuyor. Ancak bunlar ortadan kaldırılan değil ötelenen fizyolojik ihtiyaçlar. Bu yolculuğun bir yerinde yazar öyle yorgunluk hissediyor ki saatlerce uyuyor. Gözbebeklerinin o kadar büyümesi de sempatik bir sonuç.

Yine koka yapraklarını çiğnediğinde yorgunluk hissetmediği gibi açlık da çekmediğini ifade ediyor. Çünkü ödül merkezi aşırı derecede uyarılmıştır. Ayrıca yemek yeme ya da cinsellik gibi yollarla uyarılmasına ihtiyaç yoktur. Bu nedenle uyuşturucu bağımlılarının genel olarak zayıf bir yapıya sahip olduklarını gözlemleyebilirsiniz.

Charriere kendisi itiraf etmese de sonraları kokain bağımlısı oluyor. Çünkü ne yazık ki hayatta kalmak için çiğnemek ve kullanmak zorunda kalıyor. Kitapta bunu üstü kapalı şöyle itiraf ediyor.

 

Evet işte böyle… Nikotin ve kokain gerektiğinde tıbbi olarak kullanılan kimyasallar. Kokain türevlerinin ağrı kesici özelliği son derece güçlüdür. Bu nedenle günümüzde halen lokal anestezik olarak kullanılan türevleri vardır. Şiddetli ağrıları kesmek için ise kokain türevleri değil, eroin türevi yani morfin kullanılmaktadır. Eroinin de acayip bir hikayesi var kısmet olursa yazarız.

Dünya uyuşturucu trafiğinin ana yolları; kabaca Afganistan üretiyor biz dağıtıyoruz. Nasıl ama? Tüketiciler ağırlıklı olarak batılılar olsa da, üreticiler Müslümanlar… Fakirlik en büyük etken olsa gerek ama sadece fakir olmak bunu açıklamaya yeter mi?

Koka bahsini şununla kapatalım; malum dünyanın en çok tüketilen içeceğinin ismi bu bitkiden geliyor (coca). Şimdilerde içinde ne vardır ne kadar vardır bilemem ancak vakti zamanında bu içeceğe ismini veren bitki kullanılmış ve tartışmalara neden olmuştur.

Kolanın ilk reklamlarından; “entelektüel içecek” olarak tanımlanmış. Açıkça düşük doz kokainin etkilerini yazıyor; “beyni uyarır, başağrısı ve sinirsel ağrıları giderir, hatta melankoliye iyi gelir” yazıyor. Firma daha sonraları coca ekstresindeki cocaini tamamen çıkardığını iddia etse de, kolanın bağımlılık yapma potansiyeline dair iddialar hep gündemde yer etmiştir. 

Hepinize sağlıklı ve her tük bağımlılıktan uzak günler dilerim. İlla bir şeye bağımlı olacaksanız, insanlığa, vicdanlılığa, adalete ve yardımseverliğe bağımlı olun derim. Bunlar ödül merkezini en az ötekiler kadar uyarıyor, ancak önce kendimizi (ego) aşmamız gerekiyor.

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: