Arama motorlarında çok arandığı ve bana da çok sorulduğu için bu konuda da bir iki kelam etmek gerekti. Şampuan ‘shampoo” kelimesinden aparılmış gâvur icadı bir temizlik maddesidir. Saç çıkaran şampuan ise biraz da Türklerin icadıdır; gâvur bunu tam olarak tespit edememiştir.

Bir hikaye anlatayım size…

Vakti zamanında bir grup akademisyen ava giderler; hava soğuk, akademisyenler beceriksizdir. Av yoktur ama iyice üşümüşlerdir. Gözlerine bir gariban kulübesi takılır, bacasından dumanlar tütmektedir.

Memlekette ‘gariban neyi varsa paylaşır, fedakârlıklar garibandan istenir’ felsefesi o vakitler de geçerlidir. Bir girerler ki kulübeye, ortada çatır çatır bir soba yanmaktadır ve kimsecikler yoktur. Kulübenin genel görünümündeki sadelik adeta acınacak haldedir ve akademisyenler bu kulübenin sahibinin yapım ve işletiminde haram para kullanılmadığına hızlıca hükmedeler; fizyolog helal para ile yaşam mekanizmasını kısaca özetler, biyokimyacı kişinin kimyasının bozulmadığını, patolog metaplazi ya da displazi görülmediğini rapor eder; klinisyenler de onaylar… Ortam sıcaktır ve mutabakat sağlanmıştır; av olmasa da olur diye geçer hepsinin içinden…

Fakat kısa süre içerisinde göz hocası bir anormallik fark eder ve yanındaki ortopedisti dürter; ‘lan bu ne ayak, adam sobayı odanın ortasına ve lakin bir masanın üzerine kurmuş’ diye homurdanır. Gerçekten kulübenin sahibi odanın ortasına bir masa koymuş ve sobayı da üzerine kurmuştur. Akademisyenler başlarlar hipotezlerini sunmaya;

“Adam ısınan havanın yükseldiğini biliyor, çatıdaki kar çok birikmesin diye hem odayı ısıtıyor hem de karları eritiyor.”

“Yok yok, oluşan karbonmonoksitin havadan ağır olduğunu biliyor, bu nedenle karbonmonoksit soluma ihtimalini azaltıyor.”

“Eversiyon ve evoporasyonun fizikokimyasal özelliklerinden maksimum yararlanıyor.”

“Adam her defasında dışarıdan üstü başı ıslak geliyor, çamaşırları yukarıya asıyor ki, çabuk kurusun.”

“Bence adamın beli ağrıyor, odunu eğilip atmaya, külünü bükülüp boşaltmaya sağlığı elvermiyor.”

Teoriler birbirini izler; bilimsel çıkarımlar havada uçuşur, bu konuda bir türlü anlaşamazlar…

Bir süre sonra kulübenin fakir sahibi çıkagelir. Hoşbeş ettikten sonra bir akademisyen dayanamaz.

“Üstad çok hoş bir mekânınız var, insanın hem içini hem dışını ısıtıyor. Lakin bir mevzu var ki kafamız karıştı.”

Adamcağız garip garip bakar akademisyene… Bu basit mekânda ne ola ki koca koca profesörlerin, doçentlerin kafasını karıştırsın?

“Buyur beyim.”

“Şu soba, masanın üstüne kurmuşsunuz. Biz bunun nedeni konusunda bir türlü anlaşamadık. Nedir hikmeti?”

Yaşlı adam gülümser, herkes ne diyeceğini merak etmektedir. Kafasını yukarı kaldırır önce sobaya, sonra tavana bakar.

“Boru yetmedi beyim.”

Genellikle karmaşık görünen sonuçların/iddiaların ardında basit gerçekler vardır. Bu da öyle olmuştur.

Gelelim saç çıkaran şampuana…

Akademisyenler, teorisyenler, kozmetologlar, trikologlar, şampuanologlar her tür teoriyi, hipotezi sunabilirler… Bir de kulübenin sahibine sormak lazım.

İçine ne koyarsanız koyun, hangi allengiri yaparsanız yapın bir şampuanın “saç çıkarması” için içindeki aktif maddelerin deriye penetre olması (nüfuz etmesi, emilmesi) gerekir. Bu olmazsa olmaz şarttır değil mi?

Derinin en üst tabakası “stratum corneum (SC)” önemli bir bariyerdir. Amacı her tür kimyasal, toz, toksin, zararlı madde vs. ve suyu geçirmemektir. Bu katmanı geçebilmek için cilde sürülen bir üründe (topikal) veya şampuanda bazı artı özellikler olması gerekir. Bu özellikler yağda çözünebilirlik, molekül çapının küçük olması, partiküllerin nano, mikro çaplı parçacıkların içine hapsedilmesi vs. olarak sıralanabilir. 

İşte bunun için zaman yetmez beyim… Kulübenin sahibi en doğrusunu bilir. Şampuanla saç çıkmaz… Kepek, seboreik dermatit, bazı cilt lezyonları (hepsi derinin üst tabakasınaya ait sorunlardır) azaltılabilir/önlenebilir. Saçın teline ait, elektrik yükünün azaltılması, saç telinin canlı ve daha kalın gözükmesi sağlanabilir. Bunlar bir şampuandan beklenen ve şampuanın vermesi gereken artı değerlerdir. Ancak “saç çıkaran şampuan” –en azından şimdilik, olmaz.

Genel olarak şampuanların ana maddeleri aynıdır. Su ve deterjan etkili bir madde (burada laureth sulfate ve diğerleri) ana bileşeni oluştururlar. Sonuçta şampuandan beklenen saç ve saçlı derideki kiri (kir denen şey genellikle yağ ve yağlı maddelerdir) olduğu yerden ayırması ve su ile uzaklaştırılabilecek hale getirmesidir. Bu durum şampuan, sabun, bulaşık deterjanı, çamaşır deterjanında küçük farklılıkların haricinde aynıdır. 

Bir gün nanoteknoloji çok ucuzlar, şampuanın içine konan maddeler çok ama çok küçük parçacıkların (partikül çapı 10 mikronmetrenin altı) içine hapsedilir ve bir başka yardımcı madde ile saç telinden bir kaydırak misali dermise kaydırabilinirse o iş olur. Ama o zaman da zaten bu ürün şampuan olmaz…

Selametle…

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: