Bu zamana kadar öğrendiklerimizi özetleyerek başlayalım yazımıza… Zira bundan sonra saç dökülmesinin her iki cinste de epigenetik mekanizmalar ile yakın ilişkisi olduğunu göreceksiniz.

  • Genetik bilgimiz yarı yarıya anne ve babamızdan gelir ve değiştirilemez.
  • Genetik bilgimiz epigenetik mekanizmalar tarafından yönetilir.
  • Epigenetik mekanizmalar çevre ile genler arasında bir köprü vazifesi görür.
  • Epigenetik mekanizmalardaki bozulmalar genetik olanların aksine geri dönüştürülebilir, değiştirilebilir.
  • Bir hücrede bir proteine ait genin olması başka, o gen bilgisinin okunabilir ve kopyalanabilir olması başkadır.
  • Tüm çekirdekli hücreler genetik bilginin TAM bir kopyasına sahiptir.
  • Yani beyin hücrelerinde insülinin nasıl üretileceğine dair genetik bilgi (kitap) kütüphanede (çekirdek – DNA) vardır. Ancak beyin hücreleri hiçbir zaman insülin üretmez. Çünkü bu genin üstü kapatılmış ve kullanımı yasaklanmıştır.
  • Vücutta insülin geni tüm hücrelerde olmasına rağmen bu gen sadece pankreastaki Beta hücrelerinde uyarılabilir ve üstü açılabilir. O zaman da bu hücreler insülin sentezler.
  • Diğer tüm hücrelerde de insülin gen bilgisi olmasına rağmen o hücrelerdeki insülin geninin üstü kapalı olduğu için sentez yapılamaz. Teorik olarak şeker hastalarına uygun bir ilaç ya da uyaran verilirse pankreastan başka bir doku da insülin sentezleyebilir.

Genlerimiz değiştirilemez olsa da kaderimiz değiştirilemez değil. Hastalıklara ve sağlıklı yaşama epigenetik bir yaklaşımla genlerimize ait değiştiremeyeceğimiz birtakım (diyabete ve şişmanlığa yatkınlık, saç dökülmesi, kalp-damar hastalıklarına yakalanma olasılığı vs.) sorunlarımızın üzerini örtebiliriz. 

İşte şu anda hayal olan son maddeler tıbbın gelişmesine paralel bir gün mutlaka gerçekleşecektir. Yani tip 1 diyabet hastalarının pankreası insülin sentezlemese de başka bir hücre grubu onların yerine insülin üretebilir. Bunun nasıl olacağını henüz bilmiyoruz. Ancak neyle olacağını biliyoruz; epidruglar yani epigenetik ilaçlarla…

Günümüzde iki ana grup epigenetik ilaç var:

  1. DNA’nın metilasyon düzeyini değiştiren ilaçlar
  2. DNA’nın histonlarının asetilasyon düzeyini değiştiren ilaçlar.

Bu sevimsiz bir tablo kabul ediyorum. Ancak burada iki grup ilaç olduğu anlaşılıyor. Birincisi DNA metilasyon düzeyini etkileyen ilaçlar ikincisi de DNA histonlarını etkileyen ilaçlar. Birinci grupta tanıdık bir madde var: EGCG bu bizim çayımızın içinde bolca bulunan kateşin… Bolca çay içiniz yani… Buradaki ilaçların çoğu halihazırda kanser tedavisinde kullanılmaktadır. 

 

Biz şimdilik birinci grupla ilgileniyoruz, yani DNA’nın metilasyon düzeyini değiştiren ilaçlarla…

DNA metilasyonu üzerine etkili ilaçlar uzun zamandır belirli kanser vakalarında kullanılıyor. Amaç şu: Biliyorsunuz kanser hücreleri çok hızlı bölünüyor. Eğer onların hızlı bölünmesine yardım eden genlerin üstünü kapatırsanız (bu genlere onkogenler deniyor) hücrelerin bölünmesini engellemiş olursunuz. İkinci bir yöntem de şu: Hücrelerin bölünmesine engel olan genler var; bunlara da tümör baskılayıcı genler (tumor suppressor genes) deniyor. Bunların üzerini açarsanız yani baskılayıcı genleri aktif hale getirir, onların bölünmeyi baskılayıcı proteinler üretmesine yardımcı olursanız kanser daha yavaş bölünüyor, büyüyemiyor ya da küçülüyor. Bu tür ilaçlar piyasada var; Azacitidine (Vidaza) ve Decitabine (Dacogen) en çok bilinenleri. Bunlar kanser ilacı ve bizim ilgi alanımız dışında (1).

Bir polifenolik bileşiğin tipik anti-kanser etkisi: Kanseri baskılayan tumor suppressor genleri aktifliyor, kanseri hızlandıran onkogenleri baskılıyor. Bu maddeler Tanrı’nın insanlara bir lütfu kabul edilmelidir. Madem hastalık ve ölüm gerçek, az hastalıklı bir ömür yaşamaya çalışmak doğru yaklaşım olsa gerek.

 

Bize bir topikal üründe kullanılabilecek (bilimsel ve yasal mevzuata uygun) saçtaki üstü kapalı keratin, melanin gibi genlerin üzerini açacak bir takım moleküller lazım. Bu tür maddeler aynı zamanda iyi birer kanserden koruyucu olarak da karşımıza çıkıyor. Yani saçınıza faydası olan bir madde aslında tüm vücudunuza yararlı ve sizi hastalıklardan korumaya yardımcı oluyor (2). Konuyu dağıtmadan kültürel bir anekdot düşelim; ister yeşil ister siyah olsun, çay bu konuda oldukça başarılı bir ürün. İçindeki aktif maddeler (kateşinler) son derece yararlı birer hastalıktan koruyucu aynı zamanda. Çayın bizim toplumumuzdaki durumu düşünülünce bu iyi… Ancak içtiğimiz çayların (Bir zamanlar bir bakan Çernobil patlamasından sonra bakın ben içiyorum çayımızda hiçbir sıkıntı yok demişti.) ne kadar iyi şartlarda üretildiği konusu biraz kafa karıştırıcı… Buna dikkat etmek ve güvenilir markaları tercih etmek gerekiyor (3).

En çok bilinen bitkisel polifenolik bileşikler. Polifenolik demek birden fazla fenol halkası içeriyor demek. Epigallocatechin gallate (çayın içinde olan) en başta, sonra quercetin geliyor, başta sarımsak ve soğan olmak üzere sebze ve meyvelerde yaygın olarak bulunuyor. Curcumin ise hint safranı ya da zerdeçalın etken maddesi. Hepsi kansere karşı koruyucu… Son zamanlarda curcumin kanser hastalarına damar yolundan da veriliyor. 

 

Polifenolik bileşiklerin içinde başka tanıdıklar da var: Örneğin Resveratrol… Daha önce Fransız Paradoksu yazımızda bahsi geçmişti. Aspirinin etken maddesi salisilik asit de listede… Balın ve propolisin içinde bulunan kafeik asit de bu gruptan.

 

Bu maddeler aynı zamanda iyi birer antioksidan ve bu noktada da insan vücudundaki hastalıklarla mücadelede yardımcı oluyor (4). Bu ve benzeri yararlı özelliklerinden dolayı bu maddeleri içeren besinler fonksiyonel gıdalar olarak da adlandırılıyor. Ya da bazen bioaktif gıda bileşenleri olarak sınıflanıyor (5). Bu tür maddelerin bazıları saça çok büyük yarar sağlıyor. Ancak biz başımıza her kimyasalı süremeyeceğimize göre bu madde veya maddelerin bilinmesi ve iyi bir saç ürününün içine dahil edilmesi gerekiyor. Bu tabii ki uzun bir araştırma ve deneme sürecini gerektiriyor.

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  5. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: