Saçlı deriyi muayene ederken üç ana kritere bakıyoruz. Bunlar çok önemli. Tıpkı bir çiftçinin tarladaki toprağın kalitesini incelemesi gibi. Eğer toprak verimli ise işler çok kolaylaşıyor. Değilse nasıl verimli hale getirebiliriz diye analiz ediyoruz. Olmadı organik gübreleme ve tohumlama yapıyoruz.

Üç ana kriterimiz yanında yaş, cinsiyet, sigara, alkol tüketimi ve beslenme-yaşam tarzı alışkanlıkları gibi yan baktığımız hususlar da yok değil. İzninizle ana kriterlerden başlayalım.

  1. Derinin katlanabilirliği:

Tabii ki bundan önce deriye ait bir hastalık var mı yok mu onu inceliyoruz. Ancak konumuz bu değil. Derinin katlanabilirliği sübjektif ama çok işe yarayan bir kriter. Sağlıklı deri iki parmağınızla sıkıştırdığınızda katlanabilen deridir. Alnınız ya da kolunuz, bacağınızdaki deri gibi. Böyle deyince sakın o kadar katlanacak zannetmeyin. Yine de saçlı derinin yumuşak olması büyük bir avantaj. Peki saçı dökülen deriyi ne sertleştiriyor. Ana kriter mikroinflamasyon ve bağ dokusu artışı (2). Bu konuyu biraz açalım. Saçın maruz kaldığı içsel ve çevresel sorunlar dermiste bizim mikroinflamasyon dediğimiz bir sürece neden oluyor. Zamanla derinin üretken hücreleri, kök hücreleri arasında bağ dokusu artışı oluyor. Hücrelerin büyümesi, bölünmesi ve kanlanması bozuluyor. Biz böyle bir süreç yaşanıp yaşanmadığını deri katlanabilirliği ile anlamaya çalışıyoruz.

Deri esnekliği veya katlanabilirliği saç ekimi için de çok önemli… Deri ne kadar esnek ise saç konusunda yapılacak tedaviye yanıtı o kadar iyi oluyor. Burada asıl belirleyiciler derinin mikroinflamasyon ya da bağ dokusu yükü ile toplam ultraviyole yükü…

Yavaş ve yıllar içesinde gelişen bu olaylar derinin bağ dokusunu (fibröz doku) artırınca deri esnekliğini yitiriyor ve artık saça ev sahipliği yapabilecek verimli toprak olma özelliğinden uzaklaşıyor.

Bu konuda ikinci suçlu kullanılan kalitesiz kozmetikler, saç boyaları vb. ürünler. Üçüncü suçlu da özellikle erkeklerin saçsız kafa derisini güneşin ultraviyole ışınlarından korumaması. Sigara da bu süreçte pay sahibi, düzensiz uyku alışkanlıkları ve kötü beslenme de… Sonuç katlanması zorlaşmış, sertleşmiş (kavlanmış) verimsiz bir deri çıkıyor karşımıza… Bu tür derilerle çok uğraşmak gerekiyor…

  1. Saç dökülen bölgede az da olsa olgun (anagen) saç teli olması:

Saç dökülmesinin onlarca nedeni var ve bunu önceki yazılarımızda işlemiştik. Nedeni ne olursa olsun sonuçta deri yeterince saça ev sahipliği yapamıyor. Derinin altyapısı yeterli olduğunda dermal papilla (saç kök hücreleri) hücrelerini uyardığımızda deri kabul edilebilir düzeyde ev sahipliği yapıyor. Az da olsa anagen saç telinin olması, yani az sayıda da olsa olgun, ömrü uzun saç telleri derinin verimi hakkında bir fikir veriyor.

Eğer deriye iyi bakılırsa, gübreleme ve bakım yapılırsa bu deri halen yeteri sayıda kıl kökü yetiştirecek altyapıya sahiptir demektir. Hiç olgunlaşmış saç teli yoksa ve bu süre on yıl civarına kadar uzamışsa derinin kalitesi ve verimliliği düşmüş oluyor.

Kişinin saçının döküldüğü ön, üst ve tepe yani vertex bölgesinde az da olsa anagen fazında yani uzun ve kalın tüyün olması iyi bir kriter. Derinin halen az da olsa saç köklerine ev sahipliği yapabildiğini gösteriyor. Genellikle az sayıda olgun saçı olan erkeklerin şekilde görüldüğü gibi epey hav tüyü de oluyor ve bu iyiye işaret. 

  1. Hav (ayva) tüylerinin varlığı:

Hav tüylere minyatürize olmuş tüyler ismini veriyoruz. Saç kökü var, keratinositler iyi kötü keratin üretiyorlar ancak saç kökü saç telini bir türlü besleyemiyor demektir. Saç kökü ağır bir hormonal baskı altında olabilir; saç kökünün beslenmesi bozuk olabilir vs. Melanositler az da olsa melanin üretiyorlar ancak bu kadar melanin saçı yani hav tüyü siyaha boyamaya yetmiyor.

Kısa, ince ve cılız olan tüyler genel olarak vellus olarak kabul ediliyor. Sağdaki anagen fazında olgun bir terminal saç; eğer hiç kesilmezse ortalama 3-5 yıl uzayabilir ve boyu bir metreye yaklaşabilir. 

Saç kökü var, keratin üretimi var ama kök cansız, üretim yetersiz. Bu sisteme yeterli besin maddesi sağlar, kan dolaşımını artırır ve hormon baskısını azaltırsanız, tüm bu hav tüylerin olgun, kalın, renkli ve ömrü uzun saç teline dönüştürmek zor sayılmaz.

Erkekte minyatürizasyon yani saç kılının cılız, renksiz veya çok az renkli olması, ömrünün kısa, örtü oluşturma yeteneğinin olmaması genellikle erkeklik hormonu testosteron ve bunun saç üzerinde daha etkili formu olan dihidrotestosterondan kaynaklanıyor.  Uygun ajanlarla bu hormonların saç üzerindeki etkilerini azaltırsanız minyatürize saç yeniden eskisi gibi uzuyor, kalınlaşıyor ve örtü oluşturuyor. 

Bu üç kriterden ikisine sahip olanların hemen tamamına saç ekiminden ziyade saç protokolü öneriyoruz. Bu protokol üç ana bölümden oluşuyor:

  1. Kişinin hormonal, biyokimyasal ve metabolizma kaynaklı sorun ve eksiklerinin tespiti ve çözüm üretilmesi,
  2. Kişiye özel üretilmiş düzenli kullanılacak bir majistral saç formülü,
  3. 2-3 hafta aralıklarla saçın ve saçlı derinin ihtiyacını karşılayacak kokteyl, saç mezoterapisi veya PRP-CGF uygulamaları.

Tüm bu uygulamalar, derinin kan dolaşımını artıran, doku iyileşmesini hızlandıran lokal ozon uygulamaları, nöral terapi, kuru iğneleme, dermabrazyon, dermapen uygulamaları ile zenginleştirilebilir. Hangi saça hangi uygulamanın iyi geleceği ve derinin ihtiyaçlarının tespiti hekimin tecrübesine bağlı olarak değerlendirilmektedir (2).

Düzenli sigara tüketimi tedavi etkinliğini (saç ekimi dahil) %25’e kadar azaltmaktadır. Alkol tüketimi miktarına göre %10-20 oranında etkilemektedir. Yüksek tansiyon hastalığı, aşırı şişmanlık, ileri yaş (55’in üstü), böbrek rahatsızlığı tedavinin etkinliğini azaltmaktadır. Düzensiz uyku, gece çok uzun süre aydınlığa maruz kalma, elektromanyetik kirlilik de tedavi üzerine etkili diğer unsurlar olarak sayılabilir.

Saçlı deriye kök hücre nakli bir sonraki yazıya kaldı.

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: