Kına saçı besliyor mu?

Kına asırlardır kadınların yanında. Tüm doğu kültürlerinde sağlam bir geçmişi var. Kına, içinde yaklaşık 70 farklı fenolik bileşik barındıran karmaşık bir ekstre… Sadece saç için değil pek çok hastalık için özellikle Kuzey Afrika ve Asya’da oldukça popüler (1). Ne yazık ki bilimsel veriler kına hakkında sağlıklı karar vermemize yetecek kadar değil.

Doğal kınanın rengini hepiniz biliyorsunuz… Kınayı siyahlaştırmak için para-phenylenediamine ilave ediliyor. Biz bu maddenin deri ile temas etmesini istemiyoruz…

Aslında kırmızı yani doğal kınanın yararlı olduğunu ya da en azından zararsız olduğunu söyleyebiliriz. Ancak şimdi böyle kına bulmak oldukça zor. İçine saç boyalarında ve sanayide kullanılan para-phenylenediamine (PPD) maddesi ekleniyor, rengi koyulaşıyor ve siyah kına oluyor. İşte bu sorunlu bir kına. Zira PPD maddesinin alerjik potansiyeli olduğunu biliyoruz (2).

Üstte %0.1’lik PPD testinin pozitif sonucu. Yani yama testinde kişi PPD’ye alerji geliştirmiş. Altta bir sorun yok. 

Her ne kadar üzerinde doğal, natural ya da organic yazsa da, kına kullanmak istiyorsanız bir yama testi yaptırmakta yarar olabilir. Çünkü içine PPD koysalar dahi üzerine yazmıyorlar.

 

Düzenli keratin uygulamanın saça faydası var mı? Faydası varsa ne kadar sıklıkla uygulamalıyız?

Bu soru o kadar önemli ki, nasıl kısa cevap vereceğim bilmiyorum. Keratin saçın yapısındaki asıl protein, derimizin de… Bu proteini keratinositler üretiyor. Saça keratin uygulamasının “Boşa para vermek istiyorum” ya da “Saçımdaki asıl sorunu halının (burada keratinin) altına süpürüyorum” demekten başka hiçbir anlamı yok. Hatta ağızdan kilo kilo keratin alsanız, bunun da bir anlamı yok… Çünkü insan vücudu dışarıdan alınan tüm proteinleri kaynağına ve ne işe yaradığına bakmaksızın parçalar ve amino asitlerine yani yapıtaşlarına ayırır. Vücuda öyle kabul eder ve sonra ne istiyorsa onu sentezler.

Saça keratin uygulamak sadece saçın görüntüsünde değişiklik oluşturur. Saç sağlığına hiçbir yararı yoktur ve boşa para demektir.

Gördüğünüz gibi keratin saçın yapısında bolca bulunuyor. Bu proteini keratinositler üretiyor. Siz saçın üzerine keratin koysanız bir anlamı olmuyor. Ancak saça şekil verme vb. kozmetik düzenlemelerde yardımcı olabilir. Saçın sağlığı ile hiç ama hiç ilgisi bulunmuyor. 

Afili bazı sözler var, örneğin: Brezilyan keratin saç tedavisi gibi (3). Bunlar bırakın saça yarar sağlamayı içinde bulunan formaldehitten dolayı saçın geleceğinden çalıyor. Siz en iyisi saçınız için her gün düzenli yumurta tüketin, bırakın keratini keratinositleriniz üretsin. Ama illa saçım dolgun gözüksün diyorsanız, dexpantenol var hyalüronik asit var ve yine keratine gerek yok efendim.

Bitkisel yağların saça faydası var mı? 

Elbette… Başta zeytinyağı, tatlı badem yağı gibi sabit yağların olmak üzere, biberiye, sarı kantoron, çörek otu gibi uçucu yağların kesinlikle saça yararı var. Ancak bu doğrudan yağı alıp saçınıza sürmekle tam elde edilebilecek bir yarar değil… Yağ içindeki aktif, besleyici vb. maddeler için oldukça iyi bir vasat. O nedenle evet zeytinyağı kendisi de saç için yararlı ancak biraz içeriğin zenginleştirilmesi yağlardan daha çok yarar sağlanmasını sağlayabilir.

Hangi yağlar saça hangi konuda iyi gelir ve bunları nasıl uygulamalıyız?

Yukarıda bahsettim biraz, zeytinyağı açık ara önde… Ama halis yani soğuk sıkım olacak, ısıl işlem gördüğünde saça yararı sıfırlanmasa da anlamsızlaşıyor. Biberiye özellikle saç beyazlamasına yararlı olabilir. Hint yağı, kekik, çörek otu, jojoba ve kırmızı palm yağı da oldukça yararlı. Ancak doğrudan alıp saça sürmekten çok şey beklenmemeli. İyi bir formülasyon ve karışım gerekir. Hayır illa ben yapacağım diyorsanız şunu önerebilirim: %75-90 zeytinyağının içine yukarıdaki yağların her birinden %1-3 oranında karıştırınız. İçine varsa elma sirkesi yoksa üzüm ekleyiniz… Sonra birkaç baş sarımsağı limon suyu içinde ezerek süt haline getirip bu yağ karışımına ekleyiniz. Biraz blenderde karıştırabilirsiniz. Buyurun size harika bir haftalık saç kürü…

Kan değerlerimizde saçımızı en çok etkileyen veriler hangileri?

Bu da çok sık sorulan sorulardan bir tanesi… Bu konu hem genelleme yapılabilecek hem de kişiye özel planlanabilecek bir durum. Ancak genel olarak bizim tam kan dediğimiz kanın oksijen taşıyan sisteminin ayrıntılı gözlenmesi, kansızlık ve demirle ilgili parametrelere her zaman bakılmalı… Tiroid fonksiyon testleri (T3-4, TSH) ile bazı vitamin (folik asit, D3, biotin, B12 vb.) ve mineral (çinko, gerekirse bakır, selenyum) düzeyleri de incelenmeli…

Kadınlarda genel olarak endokrin profil danışan ile görüşülerek mutlaka ortaya konmalı. Eğer bazı şüpheler oluşuyorsa, testosteron, östrojen, FSH, LH ve DHEA gibi hormonal parametreler incelenmeli…

Bu kişinin asla kendi karar vermemesi gerekin bir konu. Mutlaka hikaye hekim tarafından dinlenmeli ve tetkikler aynı hekim tarafından planlanmalıdır…

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: