Sevgili Çocuğum,

İnsanlık henüz taş devrinde, kalpler devire uygun, taş gibi. Ve kısa zamanda taş yumuşayacağa benzemiyor. Modern insan bir süre daha böyle devam edecek gibi duruyor; en fazla üzerine bir cila atacak. Nihayet cilalı taş devri. Daha fazla değil ama, o kadar.

Kötülüğü ile ünlü toplumlarda bile mutlaka iyiler vardır. Bu nedenle genellemeler genellikle yanlıştır. “Türkler iyi Yunanlılar kötü”, “Batı milletleri daima sömürgecidir.” Ya da daha ağır bir genelleme “gâvur”. Gavurluk milletlerde değil insanlardadır. Erdemin zirve yaptığı zamanlarda dahi gâvurlar vardır ve gâvur denip tek kalemde geçilen milletlerin içinde de erdemin kitabını yazacak insanlar…

Taş devrinde yaşayan insanlığın içinde de hoş kalpliler vardır ve var. Bunların sesi soluğu çıkmayabilir, bu insanlar durduk yerde ortaya atılıp ötekilere çakmayabilir. Ama vardırlar, yazarlar, çizerler, söylerler, kısık sesle de olsa. Bir sonraki devrin tohumlarını ekerler, fidelerini dikerler.

Yaptıkları iş, sahile vurmuş binlerce denizyıldızından bir iki tanesini yaşama geri döndürmek gibi görülebilir ve belki de öyledir. Ama yaptıkları iş küçümsenemez, önemsememezlik edilemez, siz de etmeyin.

Bu insanların güçlü kanatları, bitmez kaynakları yoktur. Bildiğiniz insandırlar, yorulurlar, bunalırlar, kaçmak isterler. Başkalarının önünde güçlü görünmek için harcadıkları çaba onları yorgun düşürür. Omuzlarındaki yük az değildir. Her birinin başka bir hikayesi vardır, bilirsiniz veya bilmezsiniz. Kurak mevsimde yağmuru anlatırlar, ama bilmelisiniz ki, kurak mevsimde onların da gönlüne yağmur yağmaz, çiy düşmez. Mevsim herkese kuraktır.

Onlar sadece yağmurun geleceğine dair güçlü bir inanışa sahiptirler, size bunu anlatırlar. Anlatırken yorulurlar, sonra başka biri de onlara anlatsın isterler. Siz bilirsiniz veya bilmezsiniz. Edebiyata sığınırlar, şiirle avunurlar, müziğe yaslanırlar. Yapmak zorunda hissettikleri işler için oradan buradan güç toplamaya çalışırlar.

Şimdi insanlığın kurak mevsimi çocuğum, yağmur mevsimine kadar bekleyeceğiz, sabredeceğiz…

Zorluğu acımıza, derdimize katık yapmak gerekir ta ki azalsın, daha çok acıtmasın. Size kol kanat gerenlerin böyle zorlu zamanlarda kollarının yorulabileceğini, kanatlarının kısıtlanabileceğini bilmelisiniz. Bir zamanlar altında gölgelendiğiniz kanatlar niçin bana kadar açılmıyor diye sızlanmak çok doğru gözükmüyor. Biraz güneş yanığı çok kötü değildir. En azından şikâyet etmek kadar kötü…

Bazen kanatlarını sizden başka, uzakta bir yerde açarlar. Siz o kanatların altında olsanız da olmasanız da bilmelisiniz ki o insanlar yine çırpınıyorlar. Çırpınmak için kanatlarına ihtiyaçları var. O insanlardan kanatlarını almak, ressamın elinden fırçayı almak gibidir. Hatta daha da kötü, ressam fırçasız yaşayabilir belki ama o insanlar kanatsız yaşayamazlar. İşte o yüzden, kanatların kıymetini bilmelisiniz. Sizin için açılmıyor, şimdilik altında gölgelenmiyor olsanız bile…

Ressamın elinden fırçayı almak ne kötü!

Ama daha kötü bir şey var; gerçekten kötü, hep kötü. Sizin için çırpınan, her şeye rağmen çırpınan, bir sonraki yağmur mevsimine ulaşmanız için gayret eden, gölge yapan, kanat açan insanların kanatlarını kırmayın. Onları kırarsanız, ressamlar fırçasız, siz korunaksız kalırsınız.

Buna ancak kalbi taş olanlar sevinir. Onlardan çok var, sevinçleri de çok onların. Bakın tamtamlar çalıyorlar. Onları daha fazla sevindirmeyin. Sizin için çırpınanların kanatlarını kırmayın, kanatlarını başka yerde açtılar diye sitem etmeyin. Yapabiliyorsanız siz onlara kol kanat gerin, artık büyüdünüz değil mi?

2 Comments

  1. “Bu insanların güçlü kanatları, bitmez kaynakları yoktur. Bildiğiniz insandırlar, yorulurlar, bunalırlar, kaçmak isterler. Başkalarının önünde güçlü görünmek için harcadıkları çaba onları yorgun düşürür. Omuzlarındaki yük az değildir. Her birinin başka bir hikayesi vardır, bilirsiniz veya bilmezsiniz. Kurak mevsimde yağmuru anlatırlar, ama bilmelisiniz ki, kurak mevsimde onların da gönlüne yağmur yağmaz, çiy düşmez. Mevsim herkese kuraktır.
    Onlar sadece yağmurun geleceğine dair güçlü bir inanışa sahiptirler, size bunu anlatırlar. Anlatırken yorulurlar, sonra başka biri de onlara anlatsın isterler. Siz bilirsiniz veya bilmezsiniz. Edebiyata sığınırlar, şiirle avunurlar, müziğe yaslanırlar. Yapmak zorunda hissettikleri işler için oradan buradan güç toplamaya çalışırlar.”
    Ne kadar da güzel anlatmışsınız sayın yazar çabalayan bir insanın halini :))
    teşekkürler
    Kaleminize sağlık. Sağlıcakla kalın.

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: