Soya dünyasında gezmeye devam ediyoruz. Yapılan çalışmalarla soyanın izoflavonlar hakkında söyleyecek daha çok sözü var. Bu yazımızda toplumumuzda çok yaygın olan kalp ve damar hastalıklarındaki etkisini inceleyeceğiz.

Asya toplumları başta olmak üzere izoflavonlar ile koroner kalp hastalığı (KKH), iskemik inme ve miyokard enfarktüsü gibi kardiyovasküler hastalıkların ilişkisini inceleyen pek çok araştırma yapıldı ve karışık sonuçlar ortaya konuldu. Gelin bu karmaşıklığı biraz aydınlatalım.

Japonya’da 13 yıl boyunca takip edilen ortalama 50 yaşlarındaki kadınlarda, soya izoflavon alımlarının iskemik inme riskinde %65, miyokard infarktüsü riskinde %63 azalma olduğunu gösterdi. Bu sonuçları destekleyen bir çalışma da Çin’de yapıldı. 2,5 yıl izlenen yaşları 40-70 olan yaklaşık 65 bin kadında soya alımının koroner kalp hastalığı riskini azalttığı bulundu. Ayrıca soya alımının miktarı ile koroner kalp hastalığı(KKH) riski arasında ters bir orantı olduğu düşünülmekte. Ancak 5 yıl takip edilen 40-70 yaşlarındaki 55 bin Çinli erkekte yapılan çalışmada ise daha yüksek miktarda soya alımı, daha yüksek KKH riski ile ilişkili bulundu. Evet, yapılan araştırmalar tek ve net bir sonuç ortaya koyamıyor. Çünkü izoflavonların etkisi doz bağımlı olarak değişmekte. Batı toplumlarında ise izoflavon alımının zaten çok az olması araştırma yapılmasını güçleştirmekte. Son olarak Çin’de yapılan 60 bin katılımcının 15 yıllık izlemi sonucu izoflavon tüketimi ile KKH ve inme arasında anlamlı bir ilişki ortaya koyamamıştır.

Kardiyovasküler etkilerine kısaca göz attıktan sonra kardiyometabolik etkilerini inceleyelim. Yani çoğu kişinin derdi yüksek kolesterol üzerine ne gibi etkileri var, bir bakalım.

Yapılan birkaç çalışmanın analizlerinde soya ürünlerinin (yani soya fasulyesi, soya sütü, fındık, yağ ve un) veya soya izoflavonlarının bir yıl alınmasının serum total kolesterol ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü düşürerek ve iyi kolesterol olan HDL-kolesterolü arttırdığı gözlendi. Ayrıca izoflavonsuz soya proteini ile izoflavon içeren soya proteini karşılaştırıldığında izoflavonsuz olanların kolesterol üzerine daha az etkisi olduğu gözlenmiş.

Kolesterol üzerine bu kadar güzel etkileri varken kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörü olan kan homosisteinini ise ileri yaşlılarda yapılan çalışmalarda düşüremediği gözlendi. Ancak bu çalışmanın aksine yine artmış kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkisi olan aynı zamanda inflamasyon belirteci olan dolaşımdaki C-reaktif proteinin (CRP) ise soya izoflavonu alımı sonrası azaldığı gösterildi.

Son olarak 253 postmenopozal kadında yapılan bir çalışmaya bakalım. Prehipertansiyonu olan ve daha önce bahsettiğimiz izoflavonun aktif metaboliti olan equol üretme yeteneği olduğu bilinen bu kadınlarda daidzein içermeyen soya takviyesinin lipit profillerini iyileştirdiği ve CRP konsantrasyonlarını düşürdüğü gözlendi. Kardiyovasküler etkileri üzerine net bir sonuç olmadığını söylemiştik. Ancak bu çalışma izoflavonların kardiyovasküler etkilerinin equol üretme kapasitelerine bağlı olup olmadığının daha yakından araştırılması gerektiğinin göstergesi.

Sonuç olarak elde edilen sonuçlar izoflavonların kolesterol üzerine yani kardiyometabolik risk faktörleri üzerine olumlu etkilerinin olduğunu düşündürmekte.

Kardiyovasküler hastalıklara bir de damarlar açısından bakmak gerek. Kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi bir bakıma, normal damar fonksiyonlarının korunmasına bağlı. Arterlerimiz bilindiği üzere iç yüzeyindeki endotel hücrelerinin ürettiği NO (nitrik oksit) sayesinde gevşemekte ve kardiyovasküler riski yüksek olan kişilerde bu gevşeme kabiliyeti tehlikeye düşer. Aynı zamanda hipertansiyon, hiperkolesterolemi, hiperglisemi gibi risk faktörlerinin varlığında da endotel fonksiyonları bozulmakta, pıhtılaşma bozukluklarına yol açarak damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz için zemin hazırlanmış olmakta.

İzoflavonların endotel fonksiyonlarını nasıl etkilediğini incelemek için endotel işlevinin vekili olan brakiyal akım aracılı dilatasyon (flow mediated dilation – FMD) ölçülmekte. Çünkü FMD ile kardiyovasküler hastalıkların riski arasında ters bir ilişki olduğu bulunmuş. Sekiz hafta boyunca günde 50-99 mg izoflavon içeren soya takviyesi verilmiş. Ve özellikle postmenopozal düşük FMD düzeylerine sahip kadınlarda FMD düzeylerinin arttığı gözlenmiş. Bir başka araştırma daha da özelleşmek istemiş ve izoflavon içeren soya proteini yerine sadece izoflavon alımını incelediğinde yine FMD’de bir artış olduğunu yani kardiyovasküler hastalık riskini azalttığını gösterdi.

Kardiyovasküler hastalıkların riskinin göstergesi olarak FMD yerine vasküler hasarın başka bir belirteci olan arteryel sertlik de kullanılabilir ki bu da aortik nabız dalga hızı (PWV) ölçümleri kullanılarak değerlendirilir. Klinik çalışmaların bazıları, izoflavonların arteryel sertliği önemli ölçüde azaltabileceğini söylemekte. Son olarak yakın zamanda yapılan bir çalışmada PWV’nin, 80 mg soya izoflavonların tek bir oral alımından 24 saat sonra, ancak sadece equol üretebilen katılımcılarda önemli ölçüde düşürülebileceğini ortaya koymuştur.

İzoflavonların, soya proteinlerinin kardiyovasküler riski azalttığını gösteren çalışmalar mevcut. Ancak net bir sonuç söylemek için daha ileri çalışmalar gerekmekte. Biz sadece izoflavonlar ve kalp ve damar hastalıkları arasındaki ilişki için soyaya söz vermek istedik. O da bize şimdiye kadar yapılanları anlattı. Gelecekteki çalışmalar neler gösterir, onları da zamanı geldiğinde sizlerle paylaşacağız.

Soyanın içerisindeki fitoöstrojenlerden izoflavonların deniz derya olduğunu hatırlatmakta yarar var. Yazı serimiz diğer etkilerini anlatmakla devam edecek. Sağlıklı günler dileriz.

Kaynakça

http://lpi.oregonstate.edu

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: