Soyanın içerisindeki fitoöstrojenlerin, izoflavonların etkisini incelemeye devam ediyoruz. Kadınların bir diğer derdi olan endometrium kanserine(rahim kanseri) göz atalım biraz da. Endometriyum kanseri bilindiği üzere fazla östrojen ya da progesteron tarafından karşılanmamış östrojen ile ilişkili. Anti östrojenik aktiviteye de sahip olan izoflavonların endometriyumdaki etkisini de merak edip araştırdılar. Yakın tarihli yapılan bir araştırmada düşük miktarda izoflavon alımının endometriyum kanseri riskini %19 düşürdüğü görüldü. Şimdi iki tane çok geniş kitlelerde yapılan araştırmalara göz atalım. İlki ABD’de yaklaşık 46 bin kadında yapılan, ortalama yaşları 61 olan ve 13 yıl boyunca gözlenen bir araştırma ki analizlerin sonuçlarında soya gıdaları ve baklagil tüketimi ile endometriyum kanseri riski arasında bir ilişki bulunamadı. Ancak 0.8 mg ile 10 mg izoflavon alımı karşılaştırıldığında yüksek dozda alanlarda endometriyum kanseri riski %34 daha az bulundu.

Yaşları 45-74 arasında değişen yaklaşık 49 bin Japon kadında yapılan araştırmada da endometriyum kanseri riski ile izoflavon alımının bir ilişkisi saptanmadı(ortalama alımlar 63 mg/gün ve 17 mg/gün). Son olarak postmenopozal kadınlarda yapılan araştırmada izoflavon desteğinin (5-154 mg/gün) üç yıla kadar hiçbir etkisinin olmadığını bulundu. Ancak 10 deneyin analizi sonucunda 54 mg/günden fazla izoflavon alımının postmenopozal kadınlarda endometriyum kalınlığını önemli ölçüde azalttığını gösterdi ki bu da araştırmalara devam edilmesi gerektiğinin bir göstergesi.

Fitoöstrojenlerden izoflavonların yararlı etkisi değil de zararlı etkisi var mı diye de bir araştırma düzenlendi. 25 girişimsel kontrollü çalışmada 2.5 yıl boyunca max. 150 mg’a kadar olan dozlarda izoflavon takviyesi verildi ve endometriyum histopatolojik olarak incelendi. İnsanlar ve hayvanlarda yapılan bu araştırmaların sonucunda hiçbirinde yan etki gözlenmedi ve endometriyum üzerine zararlı bir etkisi olmadığı raporlandı. Ancak uterus kanseri üzerine etkisini net olarak ortaya koyan bir kanıta ulaşılamadı.

Ayrıca çok merkezli yapılan bazı çalışmalarda da izoflavon takviyesinin akciğer, mide ve tiroid kanseri riskini de azalttığı yönünde sonuçlar elde edildi.

Prostat Kanseri

Kadınların dünyasında iki önemli kansere göz attık. Şimdi sıra erkeklerin 1 numaralı kanseri olan prostat kanseri üzerine konuşalım. Bilindiği üzere prostat kanseri görülme sıklığı Japonya ve Çin’e oranla, Kuzey Amerika, kuzey ve batı Avrupa, Avustralya gibi ülkelerde daha fazladır ve bu ülkelerde soya kullanımını da kıyasla daha azdır. Yapılan gözlemsel çalışmaların birleştirilmiş analizlerinde soya kullanımının prostat kanseri riskinde azalmaya neden olduğu görüldü. Hücre kültürü ve hayvan çalışmalarının sonuçlarında da prostat kanserinin ilerlemesini sınırladığı gözlendi. Bazı araştırmalarda soya alımının prostat kanserinin belirteci olan PSA (prostat spesifik antijen) üzerine etkilerine göz attılar ve soya takviyesinin premalign dokularda PSA üzerine bir etkisi olmadığı gözlendi. Bununla birlikte, izole soya proteini ve süt kontrolü ile yapılan çalışmada, izole soya proteini verilen grupta kanser insidansının düştüğü saptandı.

Ortalama yaşları 50-75 olan prostat biyopsisi negatif olan 158 Japon erkeğine bir yıl boyunca günde 60 mg izoflavon takviyesi yapıldı ancak serum PSA’sı üzerine bir etkisi saptanmadı. Buna karşıt olarak 65 yaş üstü erkeklerde plaseboya kıyasla izoflavon takviyesinini prostat kanseri insidansını anlamlı şekilde düşürdüğü gözlendi. Lokalize prostat kanserine sahip hastalarda ise izoflavon takviyesinin PSA’nın yükselmesini yavaşlattığı, hatta azaltabildiği, ayrıca prostatektomi veya radyoterapi sonrası tekrarlama olasılığını azaltabileceğini gösterdiler. Ancak serum PSA’sı üzerine etki etmeyen çalışmalar da mevcut.

Sonuç olarak yapılan çalışmaların çoğunlukla altı aydan kısa süreli olması izoflavonların net etkisini söylememize engel olmakta. Yapılan çalışmalarda soyanın zararlı etkisi olmadığı gözlenmesine rağmen prostat kanseri açısından değerlendirmek için daha uzun süreli gözlem gereken araştırmalara ihtiyaç duyulmakta. Ancak diğer kanserlerde olduğu gibi burada da bir umut ışığı olduğu göz ardı edilemez bir gerçek.

 

Bir sonraki yazımızda soyanın, izoflavonların diğer hastalıklardaki etkisini incelemeye devam edeceğiz. Sağlıklı günler dileriz.

Kaynakça

http://lpi.oregonstate.edu

https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: