Önce bilimsel ağırlığını tartışmaya haddimizin olmadığı Bill Andrews’in yaşam tarzına bir göz atalım; çünkü bu bilim insanı Sayın Erener’i etkilemiş. Bence de oldukça etkileyici özellikleri var… Buyurunuz.

  • Andrews sabah saat yedide 12 km koşmuş,
  • Maratoncuymuş,
  • Akşam beşte yine spor yapıyormuş,
  • Akşam yemeğinde kinoalı salata yemiş (sadece),
  • Hiç yağ kullanmıyormuş,
  • Diyetinde hiç şeker yokmuş,
  • Veganmış,
  • Özetle kinoa, sebze, meyve yiyormuş,
  • Yedikleri çok sınırlıymış, bu kadar enerjiyi bulması şaşırtıcıymış…

Kiona bir tohum, tahıl sınıfına girmiyor. Bitkisel aile olarak ıspanağa yakın. Oldukça yararlı bir yiyecek. Zengin bir vitamin ve mineral kaynağı, lifden son derece zengin, glisemik indeksi düşük, doğal olarak güçlü antioksidanları var vs… Herkesin mümkünse sıklıkla tüketmesi gereken ürünlerden bir tanesi. Keten tohumu sanki bizim coğrafyamıza daha uygun… 

Telomer bahsini açmadan önce size daha önce de yazılara konu olan bir bilimsel gerçekten bahsetmek isterim; o da şu…

Bilimsel olarak ömrü uzattığı ispat edilen tek argüman “kalori kısıtlamasıdır” (1). Kalori kısıtlamasının karbonhidratlardan olması da en az kendisi kadar önemli. Yani proteinden kısıtlama yok, bitkisel ağırlıklı beslenilecek, şekerlerden uzak durulacak.

Kalori kısıtlaması ile ilgili yapılmış deneysel çalışmalardan bir tanesinin sonucu… Yeşil, istediği kadar yiyen hayvanların ortalama ömrü… Mavi %25 kalori kısıtlaması (CR) yapılan, pembe %55 ve kırmızı %65 kısıtlamanın sonuçları… Görünüşe göre %50-60 kısıtlama en ideal sonuçları vermiş gibi görünüyor…

Egzersiz ve sportif faaliyetlerin ne kadar yararlı olduğunu bilmeyen yok. Dolayısı ile Sn. Andrew’ün normal şartlar altında zaten uzun yaşaması beklenir. Sanırım kendisi sigara da içmiyordur, düzenli alkol de tüketmiyordur.

Kilosunu da kontrol altında tutuyorsa, bence ne telomere ne de telomeraza ihtiyacı var.

Kalori kısıtlaması çok önemli bir konu, bence insanlığı kurtaracak, obeziteyi önleyecek ve kronik hastalıkların makul görülme oranlarına çekilmesi ancak böyle mümkün. Obezite cerrahisi, metabolik cerrahi, birtakım farmakolojik yöntemler de kalori kısıtlamasına rağmen iyileştiremediğimiz hastalar için iyi birer çözüm gibi duruyorlar. Bizim bilimsel olarak kalori kısıtlaması dediğimiz ‘az yemek yeme’nin bir formu da ‘intermittent fasting’ yani fasılalı açlık. Bu çok daha güvenilir ve sağlık kazanımları yüksek bir yöntem.

Bu karmaşık görünen ve yabancı dildeki şekilde tanıdık ifadeler var ve onlara odaklanmak yeterli… En üstte ‘Calorie Restriction’ yani kalori kısıtlaması… Aralarda onlarca mekanizma ve nihayet sağ en alt; kanser (cancer) riski düşüyor, tip iki diyabet de öyle… CVD, kalp damar hastalıkları demek, onun da görülme oranı ciddi şekilde düşüyor… Nihayet en alt, sağlık (health) ve uzun ömür (longevity) tüm bu süreçten olumlu etkileniyor… Nihayet ‘sağlıklı ömür’ uzuyor… 

Bilinen tüm dinlerde karşılığı var (2).

İşte bu intermittent fasting yani fasılalı açlığın ve kalori kısıtlamasının insan vücudunda yaptığı en önemli işlerden bir tanesi telomer kısaltmasını yavaşlatması (3). Yani Sertab Erener’in ulaşmaya çalıştığı noktaya en kolay, en fizyolojik, en ucuz, herhangi bir şey tüketmeden, ilave bir ilaç/gıda takviyesi almadan sadece ‘kalori kısıtlaması’ ve/veya ‘fasılalı açlıkla’ ulaşabilirsiniz.

Tanrı nasıl bir canlı yarattığını iyi biliyor olmalı ki, tüm semavi dinlerde oruç (yani fasılalı açlık var). Her ne kadar ibadet bedensel sağlık için yapılmasa da, Tanrı’nın buyruğunun insan vücuduna bu kadar dost olması ve bilimin 21. yüzyılda ‘ömrü uzatmanın ve sağlıklı yaş almanın en ideal yolunun kalori kısıtlaması ve/veya fasılalı açlık’ olduğunu tespit etmesi, üzerinde durup düşünmeye değer bir durum…

Herhangi bir dine mensup iseniz, ister Müslüman ister Budist, hatta Mormon ve bu dinin gereklerini yerine getiriyorsanız Tanrı’nın size sunduğu telomer ömrünü uzatmanın anahtarını elinize almışsınız demektir.

Bu, telomer ile ilgili çalışmaları, telomeraz aktivitesini artırmaya gayret etmeyi anlamsızlaştırmıyor; bilakis elimizdeki silahları çeşitlendiriyor. Zaten insan neden sadece uzun yaşamak istesin ki, bence ‘insan gibi’ uzun yaşamak istemeli… Bunun da belki ilk şartı, az yemek, az tüketmek…

  1. http://www.europeanreview.org
  2. https://www.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: