Yaklaşık bir yıldır saç çıkaran ürünümüzün omurgasını oluşturduğu bir tedavi protokolü ile şikâyeti olan hastalara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Daha önceki yazılarda anlatmaya çalıştığım gibi ‘saç dökülmesi’ kesinlikle basite indirgenecek bir sorun değil.

Yıllarca tıp fakültesinde iyi kötü hocalık yapmaktan olsa gerek gençlerdeki saç dökülmelerini çok daha fazla önemsiyorum; daha doğrusu gençleri… Onlar bizim geleceğimiz, bizim neslimiz bilimde en fazla temele taş olabilecek kadar yontuldu, onlar üstüne bina çıkacaklar. Belki bir sonraki nesil de ince işlerini yapacak.

Bununla birlikte, saç dökülmesi özellikle ilerleyen yaşla birlikte sıklığı artan, çözümü zorlaşan bir sorun ve bu sorun tahminlerin ötesinde insanı ilgilendiriyor. Dolayısı ile saç sağlığı ve saç çıkarıcı ürünler pazarı epey iştah kabartıcı… Ancak saç telinin sağlığı hakkında ahkam kesmek istemesem de ‘saç çıkarma’ ve ‘adamakıllı dökülmeyi önleme’ işi öyle çalakalem yapılacak bir iş değil. Zorluğundan olsa gerek piyasada bu özelliklere haiz pek ürün yok; gerçekten yok. Bunu azıcık gözlem yaparak doğrulayabilirsiniz.

Görüşmelerimizde en çok karşılaştığımız sitemlerin başında ‘bu zamana kadar çok ürün kullandım, bir faydasını görmedim’ ve ‘daha önce de bu tür sözler duydum, size neden inanayım’ gibi insanı çok rahatsız eden ifadelerle sıkça karşılaşıyoruz. Hastalar haksızlar mı? Hayır. Peki niçin böyle diyorlar? Çünkü herkesin iştahını kabartan bir piyasa bu; o kadar çok müşterisi var ki, aklı eren ermeyen, ehil olan olmayan bu işin içinde. Kimi şöhretin, kimi reklamın gücünü kullanıyor. Ne yalan söyleyeyim, bilimin pek esamisi okunmuyor.

İnsanlar gerçekten aldatılıyorlar, gerçekçi olmayan vaatlerle kandırılıyorlar. Kabak da bizim başımıza patlıyor.

Biz elimizden geleni yapıyoruz; ahlaki ve etik değerleri asla esnetmiyoruz. Pazarın kirliliği canımızı çok acıtsa da, işimizi çok zorlaştırsa da insanlara ‘duymak istediklerini’ değil, ‘duyması gerekenleri’ söylüyoruz. Gerisi elbette hastaların bileceği iş.

Bu kirli pazardan bana sorulan soruları buradan yanıtlıyorum, çünkü benzer sorular sıkça tekrar ediliyor. Bu soruların başında daha önce hakkında fikirlerimi yazdığım iki üniversitenin ürünü  ile piyasayı reklama boğmuş bir başka ürün hakkındaki görüşlerimi yazmıştım.

Şimdi yine piyasaya tazece sunulmuş bir ürün hakkında sorulan sorular var. Özetle bu ürün reklamın ve abartının gücü ile yanlış bilginin mükemmel bir harmanı. Niçin mi öyle diyorum, buyurun nedenlerine…

Bu saç ürünü tanıtılırken bir yağ karışımından bahsediliyor ve şöyle deniyor “…bu yağ serumu saç tellerinin içine nüfuz ederek zarar görmüş köklerini tamir eder.” Saç telinin içine nüfuz etmesini geçiyorum, ancak nasıl buradan sanki elektrik teliymiş gibi iletiliyor da zarar görmüş köklerini tamir ediyor pek anlayamadım. Sonra da ürünün beslediği bölgeler olarak saçın içten dışa üç tabakası sırayla verilmiş. Hem nalına, hem mıhına…

Daha önce de ifade etmiştim; dilimizde mikrop kelimesine olumsuz bir algı yüklenmiştir ve bu son derece yanlıştır. Burada da “deri yüzeyinde bulunan mikropların” ifadesi var. O mikroplar derinin florası, yani oranın sakinleri, onlar olmazsa deri çok güçlü bir savunma mekanizmasından mahrum kalır. Onları öldürmek, yok etmek son derece saçma ve tehlikelidir. Ancak üründe bizim dikkatimiz başka bir noktaya çekiliyor; “…kirle kapanan gözeneklerin açılarak bol miktarda oksijen almasını sağlamaktır.” Vallahi neredeyse yirmi yıllık öğretim üyesiyim, böyle bir oksijenlenme görmedim. İnsan vücuduna oksijen akciğerlerle girer, damarlarla gerekli yerlere taşınır. Deriden oksijen girişi diye bir şey yoktur. Bunlar tamamen aldatıcı bilgiler… Bir de şu oksijen olunca herşey tamam oluyor algısı yok mu, öldürüyor beni… Kız da pek bir güzelmiş, herhalde iyi oksijenleniyor!

Bu iki eleştiriyi “ne var canım” diye geçiştirebilir misiniz bilmiyorum? Diyelim ki öyle… O zaman devam edelim…

Sitede %100 Gerçek Kullanıcı Fotoğrafları diye üstteki görsel paylaşılıyor. Bu fotoğraflara dikkatli bakınız ve aşağıdaki fotoğraflarla karşılaştırınız.

Üstteki resmin sağ altındaki bayan fotoğrafları hiç de bu ürünü kullananların ‘öncesi sonrası’ fotoğraflarına benzemiyor. Çünkü aslen aşağıda linkini verdiğim (1) bir saç uzatma sitesinin reklamına ait… Dilerseniz linke tıkılayıp orijinal halini görebilirsiniz.

Ya sol alttaki resme ne demeli? Buradaki bayan fotoğrafının sahibi web sitesi kadının sadece saçına değil makyajına ve dişlerinin güzelliğine de dem vuruyor. Anlaşılan bu saç ürünü sadece saçla kalmıyor, hem makyaj yapıyor hem diş beyazlatıyor! Orijinalini görmek isteyenler (2) nolu referansa tıklayabilir…

Şimdi ana resmin sağ üstündeki güzel kıza bakalım. Bu da bir saç teli kalınlaştırma sitesine ait. Hiç de bu ürünü kullanmış gibi durmuyorlar değil mi? Bu resimlerin orijinaline de (3) nolu referanstan ulaşabilirsiniz. 

Şimdi benim şu sözleri tekrarlamak hakkım sanırım; daha doğrusu ünlü İngiliz yazar Daniel Defoe’ye ait sözleri: “Hakikati bulan, başkaları farklı düşünüyor diye onu haykırmaktan çekiniyorsa, hem budala, hem de alçaktır. Bir adamın ‘benden başka herkes aldanıyor’ demesi güç şüphesiz; ama sahiden herkes aldanıyorsa o ne yapsın?”

Bizim ürünümüz böyle değil, tamamen bilimsel temellere dayalı, hakkıyla ar-ge çalışmaları yapılmış, ‘vücudun dilinden anlayan fizyolojik bir tedavi yöntemi ve son derece etkili.’

Söyleyin, ben ne yapayım?

1. http://easysofttech.us

2. https://www.dreamstime.com

3. https://mulpix.com

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: