Hiç niyetim yokken yine damarıma bastılar. Aylardır hatta yıllardır bana sorulan ürünlerden bir tanesi “Yeditepe Üniversitesi”nin üzerinde çalıştığı ve sonradan isminin “Kelopesia” olduğunu duyurduğu üründü.

Üniversite haklı olarak bu isimden vazgeçti. Çünkü çok itici bir isim; bence de ölü doğum olurdu. Biz başarıya aç bir milletiz ve her başarıyı alkışlamalıyız. Ben de tam ellerimi açmış bu değerli üniversitemizin ürününü -samimi olarak, alkışlamaya hazırlanırken ellerim öylece kalıverdi. Bu konudaki hayal kırıklığımı uzunca bir yazı ile dile getirmiştim.

O yazıyı 5 Nisan tarihinde yazmışım. Üzerinden yaklaşık 4 ay daha geçti ve ben yeni bir hayal kırıklığı ile karşınızdayım.

Eleştiri hakkımı kullanıyorum kimse üstüne alınmasın. Ancak basın, finans ve çok değerli bilim destekleyicisi Sn. Bedrettin Dalan Beyefendinin desteğini alıp bu noktaya gelinmesi tam bir hayal kırıklığı… Ürünün ismi Reboost olmuş, sıradan ancak karizmatik sayılır. Saçların yeniden coşacağını, uyarılacağını çağrıştırıyor bir başka dilde… Münasiptir…

Ancak; oradaki bilim insanları “sünnet derisi” mi demediler “kök hücre” mi demediler, başkaca afili sözler ve bilimsel ağırlığı olan ifadeler mi kullanmadılar, daha neler neler… Toplumda büyük bir beklenti ve algı oluşturdular. Şimdi ürünlerinin piyasaya çıktığını duymuş bulunuyorum ve sitelerinden ilan ettikleri formülü (kaynak göstererek) buraya resimliyorum.

Bu liste Yeditepe Üniversitesi’ne ait http://www.reboost.com.tr sitesinden alıntılanmıştır (erişim tarihi; 29 Temmuz 2017). 

Bu içerik bir Üniversite için tam bir utanç tablosudur. Bu ağır sözü kullandığım için kimse alınmasın. Bir üniversiteden bahsediyoruz, bir aktardan ya da merdiven altı bir yerden değil. Bu listeyi herhangi bir kişi internete girerek sadece 10 dakikada yapabilir. Öyle olsaydı güler geçerdim ama bir üniversite hele kalbur üstü diyebileceğimiz bir üniversite böyle bir içerik sununca benim de eleştirmek en doğal hakkım. Pekiyi nasıl eleştireceğiz, politikacılar gibi ağız dolusu maval okuyarak mı, hayır bilimin ışığında… Çok uzatmadan MFÖ’nün “Majorler tükendi minörlere yolculuk” ifadesindeki minörlere yolculuk çok uzun süreceği için sadece majörlere değineceğim.

  • Listenin balmumuna kadar olan kısmı “copy&paste” yöntemi ile internet sitelerinden alınmış; alınmamışsa bile araştırma yaparak boş yere Amerika’yı yeniden keşfetmişler. Kime sorsanız bu yağları söyler size. Hatta İstanbul Tuzla’da saç için yağ karışımı üreten bir firma var; kesinlikle onların karışımı bundan daha üstün… Bu yağ listesi bir üniversite için utançtır.
  • Aynıyla siteden alıntılıyorum; “KERATIN: Keratin cildi stres ve hasarlardan koruyan bir protein türüdür.” Bu cümleyi tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencisi kursa ben onu bir güzel haşlardım. Bu dokuz kelimelik cümlede bakın kaç hata var;
    • KERATIN, cümle Türkçe olduğuna göre kelimeler bu dile uygun olmalı; KERATİN
    • Keratin cildi stresten korumaz, bu sokak dilidir.
    • Keratin cildi hasardan korumaz bu sokak dilidir.
    • Keratin saçın yapısını oluşturan asıl proteindir ve konumuz saçtır.
    • Keratin bir protein türü değildir, keratin bir proteindir.

Bu cümleyi bir akademisyenin yazdığına inanmıyorum, bu da olsa olsa “copy&paste” yöntemi ile internet sitelerinden alınmışa benziyor. Umarım öyledir, bir akademisyen ifadesi ise vay halimize…

 

İnternette “best oils for hair loss” yazınca karşınıza çıkan “herhangi” iki siteden alınmış iki resim; fiks yağlar; zeytin yağı, coconut ve jojoba yağları… Koskoca üniversite ne koymuş bunun üzerine? Shea Butter, bilmeyen var mı? Argan yağı Kuzey Afrika kökenli olduğu için bizde zaten meşhur, ısırgan otu yağı olur mu bilmem ancak kendisi ve suyu zaten en eski bilinenlerden. Ben olsam bilime dayalı bir iki başka yağ tercih ederdim; örneğin kabak çekirdeği yağı ve sarı kantoron yağı gibi, inanın çok daha mantıklı ve bilimsel…

  • Panthenol, Biotin ve Tokoferil asetat için yazdıkları da akademik ciddiyetten uzak ve komiktir. Örneğin, “Kozmetik formüllerinde nemi tuttuğu ve etkinliği için nemlendirici olarak kullanılır.” cümlesine bakınız; Türkçe facia çünkü yabancı bir dilden çevrilmiş, nemi tuttuğu demek nemlendirici demek ama İngilizce’de bunun karşılığı birkaç kelime var; humidifier, moisturizer gibi… hatta hygroscopic kelimesi de bu maksatla kullanılıyor, nemçeker demek. Bu cümlenin orijinal dilende olasılıkla farklı kelimeler kullanılmış ve çeviren aynıyla çevirince bu garabet Türkçe cümle çıkmış ortaya… Çok yazık.
  • Biotin için şöyle deniyor; “Suda çözünen B vitamin kompleksinin bir parçasıdır.” Bu cümle de tam bir bilimsel facia; tüm B vitaminleri suda çözünür, o nedenle B ana harfi altında toplanmışlardır. Yani suda çözünmeyen B vitamini yoktur. Bu nedenle vücutta depo edilemezler. Ayrıca B vitamini bir kompleks değildir. Her biri ayrı ayrı vitaminlerdir; birleşip Voltran oluşturmazlar; B1,2,3,5,7, 9 ve 12 her biri ayrı ayrı dışarıdan alınması gereken (vücutta üretilmeyen) ve bağımsız etkili (yani bir kompleks oluşturmaya ihtiyaç duymayan) moleküllerdir. Yazık hem de çok…
  • İngilizce’den “copy&paste” edildiğine bir örnek daha… E vitamini için “deri kondisyoneri” tabiri kullanılıyor. Bizde kondisyoner deyince siz ne anlıyorsunuz? Ben “sporcuları veya spor takımlarını yarışmalara hazırlamak amacı ile performans ve biyomotor yetilerini geliştirip takip etmek görev ve yetkisine haiz olan kişi” anlıyorum…

İngilizce “conditioner” sözü bundan farklı tabii; “düzeltici” demek, bozuk bir şeyi düzelten, sorun gideren anlamında. Yani eğer başına “hair” yani saç getirirseniz saç düzleştirici, düzeltici, şekillendirici olur. Air getirirseniz bizdeki klima! Yani hava düzeltici “air conditioner”, hatta “laundry conditioner” derseniz çamaşır yumuşatıcı anlaşılır. Bu kelimeyi alıp Türkçeleştirirseniz kondisyoner olmaz… hele deri kondisyoneri hiç olmaz. E vitamini bunu duysa, sizi rezil eder.

  • Folik asit için söylenen şu cümleye bakınız!

FOLIC ACID: Vitamin B9 olarakta bilinir, saç uzamasında ve yenilenmesinde önemli bir rolü vardır.

Folik asit de İngilizce yazılmış, olsun. Ama üniversite “olarakta” diye bir kelime olmadığını bunun “olarak da” şeklinde yazıldığını bilmeli… Büyük bir Türkçe ayıbı… Sokaktaki insanı ilgilendirmeyebilir ama beni ilgilendiriyor.

  • Dananın kuyruğunu burada koparalım;

COLLAGEN AMINO ACIDS: Kollajen amino asitlerden elde edilen bir proteindir ve cildin ana bileşenidir. Kollajen güzel ve sağlıklı bir cilt için mutlaka gereklidir.

Kollajen amino asitleri yazmak istediler sanırım. Ama İngilizce kopyalamak daha kolay olmalı. Oysa sonra Türkçe karşılığını yazmışlar; Kollajen diye… Ama bakınız diyor ki bu üniversite; Kollajen amino asitlerden elde edilen bir proteindir.

Ben buradan şunu anlıyorum “ha kollajen amino asitlerden elde ediliyor, keratin yağlardan, hemoglobin ise laktik asit, pirüvik asit ve fosforik asitten. Ulan ne protein be şu kollajen, resmen amino asitlerden elde ediliyor!” Yanlışım varsa itiraz ediniz; oysa protein demek zaten basitçe amino asit zinciri demektir. Başka bir molekülden elde edilen protein olmaz, proteinin adı, fonksiyonu ne olursa olsun protein “bir amino asit zinciridir.”

Sayın Bedrettin Dalan Bey, yaptıklarınıza saygım sonsuz; ancak kısacık bir metinde bu kadar hata yapan bir ekibinizin olması beni çok şaşırttı. Dahası ürünün içeresinde gerçekten ne var bunu çok merak ediyorum!

Saç işi o kadar basit ve hafife alınacak bir konu değil; öyle olsaydı bu zamana kadar çoktan çözülürdü. Ayrıca insanların en çok aldatıldığı iki ana konudan bir tanesi; ötekisi de zayıflama ürünleri… Ülkemizde bir üniversitenin bu kadar imkanlarla ve destekle ortaya çıkardığı bu ürün, tam bir bilim garabetidir. 

 

Daha önce Canan Karatay hocanın sitesindeki bilimsel facialara da dikkat çekmiştim. Bence akademisyenler ve üniversiteler sokak ağzı ile konuşmamalı, yazmamalı… Hocalarımız ve üniversitelerimiz toplumsal sorumluluk bilinci ile çok daha dikkatli olmalıdır. Yoksa imam-cemaat sözünde olduğu gibi, aktarlar, tıp ile ilgili eğitim almayanlar ne yapsalar yeridir…

7 Comments

  1. Valla herkesin gözü ya kellerin ya şişmanların cebinde. Yanlış anlamayın sizi tanımıyorum. Umarım ürün dediğiniz gibidir. Eğer gerçekten sonuç veren bir ürün ise, ortalama saç ekimine harcanan paraların 8-12 bin TL olduğu bir ortamda çok para değil. Heee işe yaramaz bir ürün ise o zaman çok para. Ben şahsen bu saatten sonra FDA onayı görmeden bu tarz hiçbir ilaca para verme taraftarı değilim. Before-after görmekten gına geldi. Onlarında ne kadar uyduruk olduğunu, artık dağ köyünde yaşayan bir T.C. vatandaşı da biliyor. Onun için ciddi kurumların onayından geçmemiş yok saç çıkarıyormuş yok zayıflatıyormuş ürünlerine para kaptırmayın. Zaten ürününden emin olan gider gerekli sertifikaları alır, bizde eyvallah deriz.

    1. Sayın Atilla Bey,

      Haklısınız… Umarım bir gün siz de bir ürün geliştirir ve FDA onayı almanın çocuk oyuncağı olduğuna kendiniz şahitlik edersiniz. Piyasada FDA onaylı ürünler var, bu konuda hassas olan tüketicilerin o ürünleri kullanmalarına da kimse engel olmuyor. Ancak çıtayı uzaya koyarsanız üzerinden atlayabilmek için uzay mekiği gerekir. Bizim uzay mekiğimiz yok, ancak patentimiz var; FDA onayı için üç yıla ihtiyacımız da… İnşallah 3 sene sonra görüşmek üzere diyorum ben… Selam ve hürmetlerimle…

    2. Ahmet bey ben tıp doktoru değilim.Sadece parayı ağaçtan toplamayan, sıradan bir vatandaşım. Umarım bir gün siz de bir ürün geliştirir ve FDA onayı almanın ne kadar çocuk oyuncağı olduğunu görürsünüz diye kendinizce ironi yapmaya çalışmışsınız. Sonra da FDA onayı için 3 yıla ihtiyacımız var diyorsunuz. Hem zaten ürününüz gerçekten başarılı olursa, bunu ulusal ve hatta uluslararası basın gündeminde hakkıyla yer tutar. Biz de gönül rahatlığı ile 2.500 TL öderiz. Saygılarımla

    3. Sayın Atilla Bey,

      Ben şunu demek istedim; piyasadaki aldatıcı ürünler, kandırılmış insanlar, ticaretin kirli yüzü hem sizleri hem de bizleri çok zor durumda bırakıyor. İroniden ziyade, şunu demek istedim; FDA “merhaba çok iyi bir ürünüm var, onaylar mısınız?” denecek bir kurum değil. Hele ki Türkiye Cumhuriyeti’den başvurmak -bence asıl ironi bu, oldukça çetrefilli bir süreç. Ben de buna karşılık dedim ki; bizler hekimlere gerekçe, mekanizma, kendi hastalarında gördükleri öncesi-sonrası neticeler ile anlatmaya çalışıyoruz ürünümüzü… Kaldı ki, hekimlerin yazdığı reçeteler, eczacıların önerdiği ilaçlarda kimse “FDA onayı var mı” diye sormaz…
      Bu işler biraz da güven işidir; siz kendinize göre bizler de bu açıdan bakınca haklı gözüküyoruz. O günler de gelir inşallah. Acelemiz yok, voleyi vurma peşinde değiliz, sadece yere sağlam basmak ve ürünü hekimlere anlatmak derdindeyiz. Biz bunu doğru yol olarak gördük, gerisi biraz hayatın akışına bağlı. Ancak size Robinson Crusoe’nin yazarı Daniel Defoe’nin şu sözünü de hatırlatmak isterim; “Bir insanın, benden başka herkes yanılıyor demesi doğru değil şüphesiz. Ama sahiden herkes yanılıyorsa, o ne yapsın!” Bu çok iyi ve saç kök hücrelerinin dilinden anlayan bir ürün… Ben ne yapayım? Selam ve saygılarımla…

  2. Bizleri çok umutlandırıp sonra karşımıza vasat bir yağ karışımı ile çıkmaları ve doğru düzgün tanıtım bile yapmamaları hem saçma hemde ilginç geliyor ayrıca
    Bir eleştirimde size olacak 1750 tl ye ürün satmak nedir yahu biraz vatandaşı düşünün

    1. Sayın Öztürk,

      Size hak vermiyor değilim. Bunu kabul ediyorum. Ancak ürün 10 yıllık ar-ge ürünü ve ABD’den patenti askıya çıkmış durumda. İnanın bu duruma gelmek hiç kolay değil. Ama haklısınız, inşallah Tübitak Gebze Serbest Bölge’de üretime geçtikten sonra yurtiçi satışları elimizden geldiğince makul bir noktaya çekmeye çalışacağız ancak belirli bir rakamın altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Vatandaşı düşünmüyor değiliz, ancak benim bildiğim kadarı ile piyasada bir tane dahi adam gibi çalışan ürün yok; bu yokluk işin zorluğundan ve ar-ge’nin zahmetinden geliyor. Biz bu kadarını yapabildik, inşallah serbest bölgenin avantajları ile fiyatı daha erişebilir yapabiliriz. Haklısınız ancak sanmayın bu rakam tamamen keyfi… İnanın öyle değil. Selamlarımla…

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: