İnsan karmaşık ama basit bir canlı… Ondan oluşan topluluklar, kitleler, siyasi partiler ve nihayet bir ülkenin vatandaşları, yani halk karmaşık davranışlar gösterse de basit hedeflere yönelmişlerdir.

Aklımız erdiğince incelediğimiz Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi bunu bilimsel olarak kategorize eden bir piramit. Toplum ve onu oluşturan insanların ihtiyaçları vardır ve bunların karşılanması gerekir. Doğal olarak kaynaklar kısıtlandığında ve imkanlar daraldığında piramit üstten tıraşlanmaya başlar. Bu tıraşın ne kadar aşağıya ineceği darlığın süresi ve toplumun kültür düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.

İnsanların ve toplumların kaynakları ve imkanları kısıtlandığında bu ihtiyaçlar hiyerarşisi doğal olarak üstten tıraşlanmaya başlar. Veya toplum hiçbir zaman üst basamaklara çıkamamıştır ve traşlanacak bir şeyi yoktur. En alt iki basamağa indirgenen toplumun aslında artık kaybedeceği fazla bir şeyi kalmamıştır. Buradan da yontulmaya başlandığında, kişi veya toplum beklenmedik davranışlar gösterebilir. 

Nihayet toplum en alt iki basamağa kadar ihtiyaçlarını indirger. Ya da ta en başından beri zaten buradadır. Ancak insanların ve toplumların daha fazla kaybedeceği kalmamıştır ve burada işler karışır.

Bir canlıyı köşeye sıkıştırırsanız, size verebileceği tüm tavizleri verir. Örneğin bir köpek, sizden korkar ve ona vereceğiniz zararı en aza indirmek için köşeye siner. Ancak tehdidin dozu artar ve onun canını tehlikeye atacak boyuta gelirse, hırçınlaşır, size saldırabilir.

Bu durum büyük olasılıkla insan için de böyledir. İnsan denen canlı Maslow Piramidinin tabanına kadar iner veya zaten oradadır. Bundan sonra kaybedeceği bir şey kalmamıştır. Artık saldırganlaşabilir, hayatını feda edebilir. Bunu kaybedeceği bir şeyi kalmadığı için yapabileceği gibi, başkalarının, sevdiklerinin canını öncelemek için de aynı reaksiyonları gösterebilir.

Bu durum toplumlar için de böyledir. Ancak toplumlar bu noktaya geldiğinde işler o kadar karışmış olur ki, düşünenler dahi karmaşanın içinde boğulabilirler. Bir ülkenin sosyal mozaiği, ekonomisi bozulduğunda özellikle siyasilerin davranışları kompleksleşir; daha doğrusu anlaşılmaz hale gelir. Bugün ak dediklerine yakın b.k der, sıklıkla hamasi nutuklar atar, kendilerine ait hata ve suçları başkalarının üzerine yıkarlar. Bozuk giden ekonomi konusunda karmaşık, kimsenin bütünü anlayamayacağı sözler söylenir, rakamlarla oynanır.

Bir savaş, iç kargaşa, güvenlik güçlerinin gücünü ve işini artıracak, toplumun sinir uçlarına dokunacak politik söylemlerle zihinler kirletilir. Kimin haklı kimin suçlu olduğu anlaşılmaz hale gelir. İnsanlar birbirlerinin fikirlerini benimsemediğinde susmakla yetinmez, saldırgan olunur, hırçınlaşılır. Zihinler öyle kirlenmiştir ki, artık oralardan sağlıklı analizler beklemek hayalciliğe yakındır.

Amerikalıların bir sözü var; follow the money… Yani parayı takip et… Bu sözün versiyonlarından bir tanesi de şudur ve yazar Roxanne Bland tarafından söylendiği kabul edilir; “Size ne söylendiğini (söylediklerini) unutun; eğer gerçeği istiyorsanız, parayı takip edin” (Forget that they told you. You want the truth, follow the money). Jaron Lanier de farklı ifadelerle aynı noktaya temas ediyor; “If you want to know what’s really going on in a society or a ideology, follow the money.” Sözün devamı da var; dileyen internetten okuyabilir. Lanier de şunu söylüyor; “Bir ideoloji veya toplumda gerçekten ne olduğunu bilmek istiyorsanız parayı takip edin.” Bu gelişmiş ülkeler için de geçerli olmalı. Kapitalist dünyanın temel felsefesine de tamamıyla uygun zaten.

Bu kapitalist ve kaba yaklaşım ister kabul edin ister etmeyin işlerin çok karıştığı durumlarda iyi bir rehberdir. Eğer kafanız çok karışır, kimin neyi niçin yaptığını tam olarak anlayamazsanız, size söylenenleri unutun, gerçekten ne olduğunu, kimin neyi niçin yaptığını merak ediyorsanız, karmaşada boğulmak yerine, biraz yukarılara tırmanın, derin bir nefes alın ve büyük resme bakın. Dalları küçük büyük, ince kalın, sakin azgın tüm nehirlerin bir gün kendinden daha büyük bir su kaynağına, bir göle, denize okyanusa akması gibi, sözlerde ve zihinlerdeki tüm karmaşanın en nihayetinde birleşip bir kaynağa aktığını göreceksiniz.

Birey ve toplumun davranışları genelde basit hedeflere yönelmiştir; basitlikten maksat açık, anlaşılabilir olmasıdır. Yoksa önemsiz, değersiz demek değildir. Bu basitliği ustaca gizleyecek kadar karmaşık davranışlar, sözler duyduğunuzda kafanız karışmasın. Tuna Nehrini düşünün, onlarca ülkenin suları, tüm karmaşasına rağmen, Karadeniz’e dökülürler…

Toplumda karmaşık ve tutarsız fikirlerin olması, yöneticilerin gidişatın aksi yönündeki tüm söylemleri, vatan, millet, devlet gibi zihinlerde ağırlığı olan ifadelerin her lafa maydanoz edilmesi tıpkı o nehrin dalları gibidir.

İşler çok karıştığında biliniz ki sizi yanlış yere baktırıyorlar, siz en iyisi follow the money!

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: