İlk bakışta yabancı bir kelime gibi duruyor kollateral; yan dal demek aslında, asli, ana unsur olmayan… Biz tıpta daha çok bir grup damarı tarif etmek için kullanıyoruz bu kelimeyi… Dilerseniz bir göz atalım.

Vücutta kollateral damarlar çok önemlidir. Normal şartlar altında bir dokuyu kendi damarları besler ve o damarların getirdiği kan yeterlidir. Ancak dokuda faaliyet artışı olduğunda, örneğin kaslar daha çok çalıştığında yani siz koştuğunuzda, futbol oynadığınızda bu kollateral damarlar hemen devreye girer, açılırlar ve dokunun ihtiyaçlarını karşılamak için ilave borular gibi kaslara kan taşırlar. Böylece doku glikoz, oksijen artık ne lazımsa artmış kan dolaşımı vasıtasıyla tüm fazladan ihtiyaçlarını karşılar. Siz koşmayı bıraktığınızda kollateraller kapanır ve doku kendi damarı ile beslenmeye devam eder.

Güzel değil mi? Oldukça iyi düşünülmüş bir mekanizma…

Başka bir durum daha var ama… Kalp gibi istirahati olmayan, en az kasıldığında bile dakikada 70-80 defa atmak zorunda olan bir organımız var. Göğüs kafesimizdeki bu kalbin, mecazi ya da manevi anlamdaki kalp ya da gönül ile doğrudan ilişkisi olduğu da söylenir. Kalpsiz deyince doğrudan ikincisi anlaşılır, ancak ‘kalbim ağrıyor’ diyen bir insanın hangi kalbinin ağrıdığını açıklaması gerekir.

İnsan kalbini besleyen damarların tıkanması meşhurdur; ateroskleroz diyoruz buna. Damarlar yavaş yavaş daralıyor ve artık dokuyu besleyemez hale geliyor. Ancak bu durumu komşu damarlar fark ettiğinde kalbin bu iyi beslenemeyen tarafına kol kanat geriyorlar. Yani kollateraller oluşturup o bölgenin yeterince beslenmesi için el veriyorlar. Buna da yeni damar oluşumu diyoruz; anjiogenesis veya neovaskülarizasyon.

Bu kollateraller kalbin iyi beslenemeyen bölgelerine yeterli kanı ulaştırarak tıkalı arkadaşlarının açığını kapıyor, onun ayıbını örtüyorlar. Kişi belirli bir süre daha kalbinde bir sıkıntı olmadan hayatını devam ettiriyor. Yıllar sonra kalp şikayetleri olduğunda doktorlar anjiografiye bakıp, kalp damarlarının durumunu incelerler. Orada şu sözü duyabilirsiniz hekimden “LAD (bir kalp damarı) şu şu noktada %… tıkanmış ancak RCA (bir başka kalp damarı) tıkalı damarın beslemesi gereken bölgeye kollateraller vermiş ve kalp, krize girmeden epey idare etmiş.” Sözler mizansen gereği, hocalarım, kardiyologlar kusura bakmasınlar.

Ancak eğer bir kalp damarı hızla tıkanırsa ötekisi ona yardım edecek kollateralleri uzatamaz ve kişi kalp krizi geçirir.

Halide Edib’in Kalp Ağrısı diye bir romanı var; bilmem okudunuz mu? Bir subaya âşık olan iki genç kızın (Zeyno ve Azize) hikayesini anlatır ve insani özellikleri yüceltir… Arkadaşlık ve fedakârlık duygusunun aşktan daha üstün olduğunu anlatır. Gençlere tavsiyemdir mutlaka okumalılar. Zeyno romanda arkadaşı için aşkından vazgeçer ve sevgiyi aşka yeğ tutar. Bize insanlığı, vicdanlılığı ve kalbi hatırlatır. İşte bu Zeyno’dur, kalbi ağrıyan… Zeyno kalbi ağrımasına rağmen fedakârca davranır. Roman anlatmak iyi değildir, roman okunur. Bu kadarla kalalım.

Zeyno’nun maddi kalbini bilmem ama manevi kalbi tam bir kollateral zenginidir. Hayat daraldığında, insan bir tercihte bulunmak zorunda kaldığında ya ana yoldan gidersiniz ya da kollateralden. Zeyno’un ana yolu, aşkını tercih etmesi, Azize’yi yok sayması ve Hasan ile izdivacıdır. Ancak o öyle yapmaz… Yan dallar geliştirir, kalbini oradan besler, kalbi ağrır ancak ‘insanlık, fedakârlık, arkadaşlık, sevgi ve vicdan’ gibi kollaterallerle ağrıyan kalbini ayakta tutmaya çalışır.

Bu Zeyno’nun içsel kollateral dinamiğidir. Ne güzel, ne güzel…

Bir de sosyal kollateraller vardır.

Örneğin Zeyno’nun kollateralleri onu insanlık, sevgi, arkadaşlık veya aşk hangisi doğru yol ise o yola sevk etmeye yetmeyecektir. Kendi kendine ayakta duramayacağını ve bu tümseği aşamayacağını evvelden fark eden insanlar -iyi kötü iyi insanlar, ona kol kanat gererler, kol-lateraller uzatırlar. Zeyno bunları fark eder veya etmez… Onlar kötü niyetli değildirler, ikincil bir kazançları yoktur.

Zeyno’nun damarları böyle telaşeli zamanlarda kalbini yeterince besleyemeyebilir, Zeyno bu krizi atlatamayabilir diye uzatırlar kollarını, kol-laterallerini… Bir menfaatleri yoktur; bir zamanlar onlara da birileri kol-laterallerini uzatmış ve sonraları bunun ne kadar hayati bir yardım olduğunu anlamışlardır.

Ancak Zeyno buna itiraz eder, bu sosyal kol-lateralleri kabul etmezse -ki bu kişinin kendi tercihidir- kendi damarları üzerinde durmaya, kalbini kendi beslemeye mecburdur. Burada marifet size kol-laterallerini uzatmış insanları kırmadan, onların uzattığı yardım eline ‘hayır’ diyebilmektir.

Kırıp döktükten, sizden bir menfaati olmadığı halde ve iyi niyetle size yardım kol-lateralleri uzatan insanları kanattıktan sonra, siz doğru yolu bulsanız bile bunun ‘tam doğru’ yol olduğunu söylemek için biraz düşünmeniz gerekecektir.

Bence bu acayip modern çağda insanın her iki kalbinin de kollaterallere ihtiyacı var; kalp krizi yaşı 40’a düşmüş ve insanlık, sevgi, fedakârlık, nadir antika parçalar gibi ortalıktan çekilmişken siz siz olun kol-laterallerin kıymetini bilin. İnsan her şeye kendisi yetişemiyor, çünkü toplum bizi öyle donanımlı yetiştiremiyor maalesef. Size -kötü niyetle olmadıktan sonra, kol-lateral uzatanları kırmayın, kanatmayın…

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: