Patates toplumların beslenmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Tıpkı yumurta gibi hiçbir nedenle terk edilmemesi gereken bir besindir. Oysa pek  çoğumuz modern dünyanın acımasızlığının kurbanı olarak patatesi “kızarmış patates” ile özdeşleştirip, kötü besinler listesine çoktan yazmışızdır.

 

Bu bilgiler patates gibi mükemmel bir yiyeceğin insanın elinde nasıl canavara dönüşebileceğinin açık kanıtıdır. Sadece sizlerin değil sağlık çalışanlarının da hoşlanmadığı patates kızartmasında asıl suçlu patates değildir.

 

Şimdi bunu ispat edelim. 150 gram (bir öğünlük ortalama miktar) çiğ patatesin içeriği aşağıdaki gibidir;

Toplam yağ %0

Toplam karbonhidrat 30 gram (beşte biri!) (Ayrıca büyük kısmı kompleks karbonhidrat)

Kolesterol %0 (Kolesterol olsa da sorun değil ama yok!)

Toplam kalori 100 kcal

Lif 3-4 gram (Harika bir prebiyotik kaynağı)

Protein 4-5 gram

Potasyum 725 mg (Potasyum için hep muz önerilir oysa)

Sodyum yok (Tuzu ne kadar azaltsak yine de çoktur)

Mineraller (kalsiyum, demir, fosfor, çinko, magnezyum) vitaminler (A, C, B grubu)’den son derece zengin (1).

Şekil 1; Patates düşük kalorili, zengin eser element ve vitamin kaynağı, ucuz, raf ömrü uzun, son derece sağlıklı bir besindir. Daha önceki yazılarda anlatmamıza rağmen siz yine kolesterol almamaya özen gösterirsiniz. Buyurun size patates; sıfır  kolesterol, sıfır yağ! Hatta içinde tuzdan (sodyum) eser de yok; yine sıfır!

Üstüne üstlük harika bir potasyum (kan basıncının düşmesine yardımcı olur) ve prebiyotik (lif) kaynağı. Daha ne olsun!

 

 

150 gram patatesin sadece 100 kcal vermesi gerçekten inanılması zor bir durumdur. Dahası yararlı besleyici maddelerden bu kadar zengin olduğuna inanmak da güçtür. Ancak bunlar patatesin gerçekleridir. 1990-2002 yılları arasında yapılan bir şişmanlık çalışmasında, insanların şişmanladıkça patates tüketimlerinin (kızartma hariç!) azaldığı gözlenmiştir.

 

Bildiğiniz gibi şekerler (karbonhidratlar) basit ve kompleks olarak ikiye ayrılmaktadır. Basit şekerler kana hızla geçerken (yüksek glisemik indeks), kompleks karbonhidratlar kana daha yavaş geçer (düşük glisemik indeks). Patates bilinenin aksine kompleks karbohidratlardan zengin bir yiyecektir. Ancak glisemik indeksi biraz yüksek olduğu için tüketimini sık ama bir defada çok yememe üzerine ayarlamalıyız. Yani patates tüketimimizi “patatesli yemekler” üzerinden yaparsak bu zararlı olabilecek etkisini önlemiş oluruz.

 

Hiç sodyum içermemesine rağmen potasyumdan son derece zengin olması, kan basıncı kontrolüne de önemli katkılarda bulunur. Ayrıca içindeki lifler (prebiyotikler) bağırsak bakterilerimiz için son derece olumlu etkiye sahiptir. İçindeki A ve C vitamini güçlü antioksidandır ve hücrelerimizi paslanmaya karşı korur. Keşke patateslerimiz bir de kabuğu ile tüketilebiliyor olsa, zira kabuğu oldukça zengin bir besin kaynağıdır (2). İçindeki mineraller de doğal olarak bizim günlük olarak ihtiyacımız olan ve son derece önemli bileşenlerdir.

 

Ancak bu kadar kıymetli bir besin maddesini kızgın yağın içine atarak, bir anlamda intihara sürüklüyoruz. Hem yağın sıcaklığından dolayı, doğal yapısındaki bazı vitaminler ve besin ögeleri bozuluyor hem de bu masum yiyecek suyunu kaybedip yerine yağ emerek bir kalori bombasına dönüşüyor. Buna rağmen patates tüketimi ile kalp damar hastalıklarının görülme sıklığı arasında bir ilişki bulunamamıştır (3).

 

Tüm yemeklerinizde kendiniz ve çocuklarınız için kullanınız ancak patatesi kızartarak, bir masumu suçlu haline getirmeyiniz.

Bu yazının adı da patatesi bilimsel verilere dayanmaksızın kötüleyenlere gelsin.

Afiyet olsun…

 

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov
  3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov

 

1 Comment

Comments are closed.

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: