Şu akademisyen hikâyesi herkesin  hoşuna gitmiş anlaşılan… “Borunun kısa gelmesi” mevzusu ile izah etmeye çalıştığımız şampuanların saçlı deriye temas süresinin yetersizliği meselesi sanki hikâyenin gölgesinde kalmış gibi olmuş.

Kulübenin sahibi meramını tam anlatamamış olmalı ki, itirazlar geldi…

Elbette öyle değil…

Saç dökülmesi önemli bir sorun ve tahmin edilenden daha yaygın; hem de her iki cinste…  Çoğu insan da şampuan kullandığı için şampuan ile saç dökülmesi sorununu ilişkilendirmek oldukça cazip bir durum. 

Gerçekten şampuanın içindeki etken maddelerin derinin en üst tabakasından emilmesi için zaman gerekiyor; hem de sadece zaman değil… Yağda çözünürlük, elektrik yükü vs. başta olmak üzere farmakokimyasal (bize göre karmaşık) bazı artı özellikler de…

Ancak şampuan görece ucuz, herkesin zaten kullandığı bir temizlik maddesi, insanlara şampuan ile ulaşmak kolay vs. gibi nedenlerle üzerinde çok at koşturulan bir saha… İnsan kolayı seviyor, sektör bunu iyi biliyor; zahmetsizce önemli bir problemi çözme ihtimali var şampuanın…

Şampuanda temel formülasyonun özeti; maddeler en çok bulunandan en aza doğru sıralanmış. İlk sırada doğal olarak su var; ikinci sırada yüzey gerilimini düşüren ve deterjan etkisi oluşturan (köpürten ve yağı söken) maddeler var (surfactant). Bu iki ana bileşen bir şampuanda en az %80’i oluşturmaktadır. 

Şimdilerde sanal alemi kasıp kavuran (!) bir şampuan var.. Şişe karizmatik, sunum etkileyici, fiyat makul… İzninizle bu şampuanı şöyle bir inceleyelim.

Şampuanın içinde üç etken (aktif) madde kocaman puntolarla üzerinde yazıyor. Etken maddelerin oranları şöyle;

%7 Ginseng

%11 Black Garlic

%5 Minoxidil

Bu yazıya konu olan şampuanın görseli; üzerinde kocaman puntolarla etken maddeler yazıyor. Toplamda %23 aktif kuru madde olduğu iddia ediliyor; bu çok yüksek bir oran. Bırakın şampuanı herhangi bir kremin içinde bile bu kadar etken madde olmaz. 

Birincisi şu; toplamda %23 kuru madde bir şampuan formülasyonunun içinde öyle kolay çözünmez…

Bu şampuanın çamur gibi olması gerekir. Bu kadar katı (kuru) maddenin yanında ortalama bir şampuanda en az %60 civarında su, deterjan etkili maddeler, emülsifiye ediciler (yani su ile yağ fazını birbirine karıştıran maddeler) ve başkaca yardımcılar olması gerekir.

Örnek bir şampuan formülasyonu; ürünün yaklaşık %66’sı sudan oluşuyor. İkinci en çok bulunan madde ise sabun etkisi yani köpürmeyi yapan ve saçtaki, saçlı derideki yağ ve yağlı maddeleri oldukları yerden ayırmaya yardımcı olan “Sodium Lauryl Sulfate”. Yaklaşık %25 oranında bulunuyor. Görüldüğü gibi sadece bu ikisi şampuanın %91’ini oluşturuyor. 

Anlayacağınız buu şampuanın köpürme ihtimali pek yok ama neyse… Sizler daha iyi bilirsiniz.

Daha ayrıntılı bir şampuan formülü; burada da su ve köpürtücü maddeler toplam formülün %85’ini oluşturuyor. 

Black Garlic yani kara sarımsak tam bir aldatmaca… Şöyle ki, sarımsağın içerisindeki “allicin” isimli etken maddenin saç ve saçlı deri ile ilişkisi uzun zamandır biliniyor. Kara sarımsak, bildiğiniz sarımsağın uzunca bir süre ısıtılması ile elde edilen, Asya mutfağında sıkça kullanılan bir lezzet artırıcıdır. Bu kadar; ötesi yoktur.

Çok duyarsınız “ay şekerim zeytinyağının içine birkaç diş sarımsak koydum, sürdüm saçıma… Vallahi keratin bakımı gibi oldu.” Aslında o hanımefendi bunu yapmış pek bir yarar elde edememiş ve bir kamyon parayı bilmem hangi kuaföre dökmüştür. Ancak böylesi daha etkileyicidir. Sarımsak ve içindeki allicinin saça yararlı olduğu nasıl bir gerçek ise bir iki sürdüm saçlarım acayip oldu tarzı ifadeler de bir o kadar gerçeklikten uzaktır.

 

Bu da saç hacmini yani kalınlığını artıran bir baz formül; hani şu saçlarınız daha kalın filan diye reklamı yapılanlardan. Burada da su ve deterjan yaklaşık şampuanın %90’ını oluşturuyor. 

Dananın kuyruğu %5 minoxidil ile kopar.

Bu şu demektir; “KARDEŞİM BENİM ÜRÜNÜM SAĞLIK BAKANLIĞINDAN RUHSATLI FİLAN DEĞİL, BİLDİRİM DE YAPMADIM. SENİN BİLDİĞİNİ BEN DE BİLİYORUM, MINOXIDIL SAĞLIK BAKANLIĞI MEVZUATINA GÖRE BİR KOZMETİK ÜRÜNÜN İÇİNDE KULLANILAMAZ. YA DA İÇİNDE BU ETKEN MADDE OLAN BİR KOZMETİK ÜRÜN ÜLKEYE RESMİ OLARAK İTHAL EDİLİP SATILAMAZ.”

Yukarıdaki yazıyı Sağlık Bakanlığı’nın sitesinden aldım; merak edenler için linki burada… Bakanlık diyor ki, içinde “minoxidil” etken maddesi olan bir kozmetik ürün ülkemizde mevzuata aykırıdır. Mevzuat olarak doğru olan bu ifade bilimsel olarak biraz yanlıştır. Minoxidilden bu kadar korkmaya gerek yok ancak Avrupa Birliği mevzuatına tabi olduğumuz için böyle yapmak zorunda bakanlık. 

Ben olsam bunu çok önemserdim ve herkese aynı şeyi söylüyorum. Tüketici bir ürünün güvenli olup olmadığını anlamakta zorlanır. Üzerinde onlarca okunması bile zor kimyasal ismi yazar. Tek tek internete baksanız kafanız karışır. İş, içinden çıkılamaz bir hale gelir.

Ne olursa olsun “Sağlık Bakanlığı” bir kriter ve referanstır. Kozmetik mevzuatı açısından Türkiye, Avrupa Birliği’ne çoktan girmiştir. Zira kendimize ait bir mevzuatımız yoktur, AB mevzuatını topyekün almışızdır. Bu işte üstümüze yoktur.

Avrupa Birliği Kozmetik Mevzuatı oldukça katıdır ve bu sayede AB dışı ülkelerden AB’ye kozmetik ithalatı ciddi şekilde kısıtlanmaktadır.

Ancak tersi doğru değildir.

Dünyanın en iyi kozmetik markaları ağırlıklı olarak Avrupa menşelidir ve dünyanın her yerinde rahatlıkla ve kolaylıkla satılırlar.

Ancak örneğin minoxidil Avrupa Birliği mevzuatında kozmetik yasaklı iken ABD mevzuatında tamamen serbesttir. Bu kısıtlama sayesinde ABD’de popüler olan minoxidil içerikli saç ürünleri AB’ye giremez. Bu da AB kaynaklı firmalar için dev bir pazar oluşturur.

Ha bir şampuanın içinde minoxidil, sarımsak, ginseng var ve formülasyon kaliteli ise iyi kötü işe yarayabilir. Mevzuata uygunluğu ayrı bir konudur.

Sağlık Bakanlığına duyurulur.

 

Bu yazıya bir yorum yap

Scroll Up
%d blogcu bunu beğendi: